Nefes alan ölüler
Burhan Özbey

Ünlü Fransız düşünürü Sartre’ın şöyle bir tanımlaması var  

“Otuzunda öldü altmışında gömüldü”  

Biz de inanıyoruz ki;  

Yer küre üzerinde yaşamakta olan pek çok insan aslında yıllar önce ölmüşlerdir. Bunu rahatça söyleyebiliriz.

Manen öldükleri halde bedenleri ayakta olduğu için yaşıyor görünüyorlar.

Biyolojik ölümlerinde, tören yapıldığı, cenaze namazları kılındığı için öldüklerini o zaman anlayabiliyoruz…  

Hazin olan şu…

Görüşüp konuştuğumuz, iş ve sosyal ilişkiler içerisine girdiğimiz ve yaşıyor sandığımız pek çok insanın gerçekte birer ölü olduklarını bilmememiz.  

Nefes alıp vermek, yaşıyor olmak demek değildir.

Manevi ölüler de nefes alıp verirler.

Yaşama sevinç ve umudunu yitirmiş her insan, gerçekte yaşayan bir ölüdür.

Ne yazık ki: çevremiz yaşayan ölüllerle dolu.  

Yalnız yaşayan…

Sevgisiz kalan…

Açlık ve yoksulluktan kıvranan…

İhanete uğramış olan…

İnsanlara ve topluma karşı güvenini yitirmiş olan…

Yalandan, riyadan, yolsuzluk ve talandan bıkmış olan…

Yaptığı işten hiç zevk almayan…

Adalete ve siyasete güveni kalmamış olan…

Patron baskısı ve işkencesinden tükenmiş olan…

Cinsel tecavüze uğramış olan…

Onuru, namusu, aile şerefi konusunda iftiraya uğramış olan…

Ekonomik varlığı bitmiş tükenmiş olan…

Pek çok insan, “nefes alan bir ölüdür.”

Manevi ölü!...  

Ülkenin durumuna ve gidişatına bakın.

İçinizde hiç sevinç duygusu yaratacak ortada bir tablo görebiliyor musunuz? Sabahlara mutluluktan içiniz kıpır kıpır uyanabiliyor musunuz? Tabi iktidardan nemalanan köşeyi dönenlerden değilseniz…  

AKP iktidarı sonunda gerçek yüzünü gösterdi.

Beş yıldır, sürdükleri maskeli yaşamın ve yönetimin sonunu getirdiler.

22 Temuzdan sonra ki ikinci dönemlerinin birinci yılında, ne olduklarını ve neyi amaçladıklarını açıkça ortaya koydular… 

Hangi demokratik ülkede, Sabah – ATV satışı ve kredilendirilmesi gibi, “ben yaptım oldu” türünden bir tablo yaşanır!

Ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı gidiyor bir Arap ülkesinin emirine, gelin şu bizim gazeteye ortak olun ve bize para verin diye adeta yalvarıyorlar.  

Dünya da görülmeyecek biçimde iki kamu bankasından şakır şakır ballı kaymaklı 750 milyon YTL gibi bir büyük kredi alınıyor.

Ve Başbakan’ın damadının üst yönetiminde olduğu bir basın organı, göz göre göre, fütursuz bir şekilde iktidara yakın bir holding patronuna adeta armağan ediliyor…

O basın organı da, tam donamımlı biçimde mevcut iktidarın yayın organı durumunda olabiliyor…  

Evet ne demiştik bu ülkede pek çok insan, belki bizler ve sizler de manevi ölüler durumundayız…  

Ülke sallanıyor değerli okurlar!

Resmen sallanıyor!

Sallayan da AKP iktidarı!

Her türlü rakam oyunlarıyla gizledikleri gerçek yıllık enflasyon bu ay tüm haşmetiyle ortaya çıktı. Şimdilik “tüfe”de 9.3, “üfede” 14.6.

Yılın sonunda kaç çift rakamlı olacak göreceğiz.

Siz hiç kredi kartı batağına saplanmış, her geçen gün daha da umutsuzluk girdabına düşüp çırpınan sayıları yüzbinlere ulaşmış insanlara “yaşayan kişiler” gözüyle bakabilir misiniz?

Onlar birer ölüdürler! Yaşayan ölüler!...  

Öyle bu ülkenin iktidarı olarak siz ne yapacaksınız ekonomiyi, üretimi ve istihdamı!

Bu memleketin en büyük sorunu “türban”(!) Siz o çok önemli (!)sorunu çözmeye çalışın. Kadınlarımızın hepsini türbanlı yapın bakın bakalım, işler ve ekonomi nasıl tıkırında gidecek(!)

Ortalıkta manevi ölü filan kalacak mı?  

Son söz:

Hürriyet yazarı Rahmi Turan’dan:


”ÜLKEMİZ yavaş yavaş değil, artan bir hızla bilinmezliğe yürüyor! "Polis devletine doğru mu gidiyoruz?" diye endişelenenler var. Durum hiçbir dönemde bu kadar üzücü ve ürkütücü olmamıştı.

(……)
14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklanıp hapsedilen 78 yaşındaki dinci yazar Hüseyin Üzmez’in bu davranışını "toplumsal bir çöküntü" olarak ele alıp eleştirmiştik ya... Hüseyin Üzmez’in kafasında olan ne kadar çok kişi varmış meğerse!

"Hüseyin Bey zorla bir şey yapmadı ya", "Sayın Üzmez o kızı nikáhına alacaktı", "Halt etme, otur oturduğun yerde", "Üzmez üstadımız, 14 yaşındaki bir kızla dini nikáh yaptıysa, gerdeğe girmek hakkıdır. Bu, dinimize göre sünnettir!", "Alan razı, veren razı, sana ne oluyor ulan?" diye nazik (!) birçok e-posta gönderen oldu.

Bu arada "3 karım var, size ne? Tekeşlilik mümkün olsaydı genelevler olmazdı" diye ahkám kesen sahte dinci işadamına da çok sayıda koltuk çıkan var!

Tanrım! Nasıl bir ülke oldu Türkiye? "Şaşırmak" sözcüğü hafif geliyor. Bu insancıkları duydukça, gördükçe, anladıkça çıldıracağım neredeyse!”( 4 Mayıs 2008)