|
Kayakeleri |
||
|
Kayakelerine, kaya kertenkelesine bukalemun, ya da Frenkçe adıyla
chameleon vulgaris derler. Bu laf, sık sık fikir ve tavır
değiştiren kimse için de söylenir. Çünkü kayakeleri,
etrafındaki doğanın
rengiyle kaynaşmak için sürekli renk değiştirir. Kayakeleri lafını, çoğu zaman Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ile AKPnin en önde gelen cemaat liderleri
için de söyleyebiliriz. Onların da dün söyledikleri, dünkü
tavırları, bugün geçerli akçe değildir. Dünkü tavırlarıyla
ve sözleriyle bugünkü tavır ve sözleri denksizdir. İşlerine
gelirse öyledirler, işlerine gelmezse şöyledirler. Sırtlarındaki gömleğin, dün giydikleri gömlekten
farklı olduğunu iddia ederler ama... Bir de bakarız, o gömlek
ayni Milli Görüş yobazlarının, tarikatçı zımbırtıların
gömleğidir. Değişmemiştir. İşte
kayakeleri ile aralarındaki önemli fark da budur. Sık sık fikir ve tavır değiştirirler,
fakat, bu fikir ve tavır değiştirmenin temelinde, onların
değişmeyen fikir ve tavırları gizlenmiştir. Bu davranışa da İslamda takiyye deniyor. Dürüstlükle,
doğrulukla bir ilgisi olmayan, düpedüz yalancılığın,
düzenbazlığın danıskası takiyyeyi, İslam
dininin inançları arasına sokanları kınamak, ayıplamak
gerekirken... Türkiyede bu normal karşılanıyor. Takiyye bal gibi yalancılıktır, gerçeği
gizlemektir, dürüstlükle bir ilgisi yoktur. Şimdi, doğru sözlü, dürüst, namuslu geçinen, 1
Mayısta vatandaşı Fethullahçı polisine dövdüren
AKP iktidarının, utanmadan takiyyeyi Anayasa Mahkemesine
bile götürmekten çekinmediğini izlemekteyiz. Sıkıştılar,
yine takiyyeden medet umuyorlar. AKPnin, kapatma davasına karşı Anayasa
Mahkemesine sunduğu ön savunmasının özetini okudum.
Bu davada biz değil, millet iradesi, demokrasi ve siyaset yargılanıyor
diye çok tuhaf, çok acaip, çok saçma sapan sözler yuvarlamışlar.
Sözde kafalar karışmış da, akıllar
tutulmuş da, umutsuzluğun arttığı böylesi
alacakaranlık anlarda kavramlar birbirine karışmış
da... Azınlık yönetimi demokrasi, ülkeyi batırmaya çalışmanın
adı vatanperverlik, baskı özgürlük ve haksızlık
adalet oluvermiş de. Suçlanması gerekenler de, suçlayanlar
olup çıkmışlar işin içinden...
Ve efendim hayret bu ya, Zamanın ruhunu kavramayanlar,
bilerek ya da bilmeyerek, ülkeyi geriye götürecek adımlar atar.
AK Parti hakkında açılan bu davayı böyle bir adım
olarak görüyoruz yolunda, ipe sapa gelmez palavraları sıralamışlar.
Gerici, yobaz, çağ dışı partiye bak hele!
La havle ve la kuvvete illa
billah. Ve efendim, Kurulduğu andan beri milletin
menfaatlerini içeride ve dışarıda en iyi şekilde
savunan, Cumhuriyetin insan hakları, demokrasi, laiklik ve
hukukun üstünlüğü gibi değerlerini koruyup geliştirmeye
çalışan ve çağdaş uygarlık yürüyüşünün
önemli durağı olan ABye tam üyelik hedefinin gerçekleşmesi
için gerekli her adımı atan bir siyasi partinin kapatılması
anlaşılan bir durum değildir. Bak hele bilemedik. Meğer neymiş bu AKP?
Cumhuriyetin insan haklarına, demokrasiye, laikliğe ve
hukukun üstünlüğüne hürmetkar bir siyasi parti? Çüş! Bizlerle matrak geçiyor bu şaşkın dervişler!
İslamiyeti utanmadan politikaya alet edenler, Türkiye
Cumhuriyetinin bütün kurallarını ayaklar altına alıp
çiğneyenler... Zemzem suyu ile yıkanıp pirüpak olmuşlar
da, görmemişiz, öğrenmemişiz, anlamamışız.
Ve efendim, beyan ederler ki, Söylem ve eylemlerimiz insan haklarına
saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan
Cumhuriyetimizin bir adım daha ileri gitmesine yöneliktir. Bu yobazlara göre, yobaz olmayanlar aptal! AKP iktidarında, Atatürkün gösterdiği
hedeflere her zamankinden daha fazla yaklaşıldığı
belirtiliyor. Atatürke deccal diyen yobazlar, şimdi Atatürkçü...
Güler misin ağlar mısın? AKP, ciddiyetten uzak politikasıyla
gülünç bir hale de indirgenmiş oldu. |
Bu savunma, iktidarının altı yıldır
yaptığı laiklik düşmanı işlevlerin inkarından
başka bir şey değil; Atılan yalanların,
savrulan takiyyenin sonu gelmiyor. Yıllardır, tarikat ve
cemaatların temsilciliğini üstlenen AKPnin, Türkiye
Cumhuriyetine karşı işlediği çok ağır,
çok vahim, çok utanç verici suçları tek tek sıraladık.
AKPnin, laiklik aleyhine fiillerin odağı olduğunu
inkar etmek ve mahkemeye sevkedilmeyi utanmadan, yargı darbesi
yalanıyla geçiştirmeye çalışmak, çok yakışıksız
bir davranıştır. Türkiyede hiç bir iktidar, Adnan Menderesin Demokrat
Parti iktidarı dahil, hiç bir iktidar... Hiç bir zaman bu kadar
acıklı, bu kadar pespaye, bu kadar düşüncesiz, bu kadar
da zararlı bir düzeye indirgenmemişti. Yazıklar olsun,
yazıklar olsun! Halkı kandırmak için İslamiyeti kullandılar!
Kandırma devrinin bittiğini ümit edelim. Bu korkunç
AKP kabusundan uyanalım. Gerçeklerin ne olduğunu görme, bu gerçekleri anlama
devrindeyiz. Kum saatindeki kumlar aktı bitti. Kum saati boşaldı.
Bu saatin, Tayyip Beyin bileğine taktığı 60 bin
dolarlık saatten pek farklı olduğunu görüp anlamanın
devri de geldi çattı. Şimdi Başbakan Recep Tayyip Erdoğana
kendi meşhur, fakat uçkursuz tabiriyle... Hadi sen de ananı
al da git demek isterim ama... Aldığım terbiye buna izin
vermiyor. Diyemiyorum. Şu kritik durumda, Vakit Gazetesinin meşhur
dinci yazarı, yaşlı hovarda Hüseyin Üzmez, acilen
AKPye baş danışman yapılsa da faydasızdır.
Geç kalındı. Yola devam derken, yol tükendi. Aslında, AKP Genel Başkan Yardımcısı
Dengir Mir Mehmet Fırat gibi çok parlak fikirli, dünya görüşleri
çok geniş olan bir kılavuz varken... Nurlu AKP liderlerinin sırtları
uçuruma giden engebeli yolda yere gelmez diye düşünürdüm! Ne
yazık! Dengir Mir Mehmet Fırat havalandı... Ve uçurumun
kenarında pır pır edip uçmaya kalktı. Olmadı, uçamadı! Uçamayınca da, müthiş
ve dehşetli bir söylev verdi. Ne dedi, ne dedi, bu namı büyük Dengir Mir Mehmet Fırat?
Dengir Mirin çok aydın, çok ileri görüşlü,
pek de alımlı çalımlı açıklamasını
okuyunca... Aman dedim, bu muhterem zatın ne kadar can alıcı
fikirleri var! Dedesinin sadık torunu, kahve döğücüsünün
hınk deyicisi Dengir Mir Mehmet Fırat Beyzadem ne diyor,
ibreti alem için okuyun: AK Partiye açılan kapatma davasıyla ülkeye
zarar veren kişilerin, yalnız halkın vicdanında değil,
hukukun karşısında da hesap vermesi lazım ki, bir
daha tekrar etmesin. Ne büyük laftır bu! Dengir Beyzadem, Yargıtay Başsavcısını
suçlayıp, mahkemeye verilmesini, cezalandırılmasını
istiyor. Başsavcı cezalandırılırsa, bir daha
AKPye hiç kimse dokunamaz; AKP de Türkiyeyi batırma yolunda
bildiğini okur. Aferim! Bu yaşta bu zeka, akıllara seza! Dengir Bey haddini bilmeden üstünlük taslayarak, yargıya
baskı yapıyor, yargıya
emir veriyor, telkinde bulunuyor. Yargıyı korkutup,
susturmaya çalışıyor. Pervasızca, düpedüz suç işliyor.
Dengir Beyin kafası, demokrasiye inanan, Anayasaya, yasalara
uyarlı bir kafa değildir; Bu kafa, derebeyi, aşiret reisi,
tarikat şeyhi kafasıdır. AKPnin Tayyip Bey gibi, Bülent Arınç Bey gibi,
Dengir Bey gibi din bezirganı tarikatçıları, çok müthiş
ve pek dehşetliler! Hepsi de maşallah cin fikirli. Ellerinden
gelse, dünyayı ters döndürecekler. Anayasa, yasalar,
mahkemeler, bu muhteremlere vız gelip tırıs gidiyor.
Şımardılar, şiştiler, kaplarına sığamaz
oldular. Hadi hayırlısı. 12 Mayıs 2008
|
|