02/22/2012

Dünyanın en mutluları Güney Amerika'da yaşıyor

Toronto-
Dünya genelinde 'hayatından memnun' kişilerin oranı yüzde 77'yi buluyor. Hatta her beş kişiden biri kendisini 'çok mutlu' diye nitelendiriyor. Peki en mutlular nerede yaşıyor? Dünya genelinde yaptığı kamuoyu araştırmalarıyla tanınan Ipsos şirketi, Kanadalı 'What Makes You Happy' dergisi için yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 24 ülkede yapılan ve toplam 18 bin 687 yetişkinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre dünya vatandaşlarının yüzde 77'si, yani dörtte üçü hayatlarından 'memnun ve mutlu.' Araştırmaya katılanların yüzde 22'si ise kendisini 'çok mutlu' diye nitelendiriyor.1-15 Kasım 2011 tarihleri arasında yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, evliler bekarlara göre daha mutlu. Kendisini 'mutlu' diye nitelendirenlerin yüzde 26'sı evli, yüzde 18'i ise bekar 
Almanya'daki rakamlara bakıldığında vatandaşların yüzde 16'sının kendisini 'çok mutlu', yüzde 64'lük kesimin ise kendisini 'hayatından bir hayli memnun' şeklinde tanımladığı dikkat çekiyor. Bu rakamlar ışığında genele bakıldığında Almanya'da vatandaşların yüzde 80'i mutlu. Bu rakam, dünya genelinin bile üzerinde. Geçen senelerde bu durum değişik bir seyir izlemişti. Örneğin 'hayatından çok memnun' olduğunu dile getirenlerin oranı 2010 Mart'ında yüzde 21'ken, 2011 Mart'ında bu rakam yüzde 13'e gerilemişti. O tarihten bu yana da Almanya'da hayatından memnun olanların sayısı düzenli olarak arttı.
En mutlular Latin Amerika'da
Araştırmaya bakıldığında dünya üzerinde en mutlu insanların Latin Amerika ülkelerinde yaşadığı dikkat çekti. Latin Amerika'da yaşayanların yüzde 32'si hayata olumlu bakarken, Kuzey Amerika'da bu rakam yüzde 27. Kuzey Amerika'yı Asya-Pasifik, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri takip ediyor. Avrupa geneline bakıldığında vatandaşlar arasında mutlu olanların sayısının düşük olduğu gözleniyor. Avrupa'dakilerin sadece yüzde 15'i hayatından 'çok memnun ve mutlu.' Avrupa'da en mutsuz insanların yaşadığı ülke ise Macaristan. 22.Şubat.2012

Meksika kartelleri cezaevinde hesaplaştı 44 ölü

Mexico city-
Meksika'nın kuzeyinde, Monterrey kentindeki bir cezaevinde çıkan çatışmalarda 44 tutuklu öldü.Güvenlik kuvvetleri rakip uyuşturucu kartellerine mensup grupların birbirlerine taşlar ve silah olarak kullandıkları gereçlerle saldırdıklarını söyledi. Yerel saatle gece 02.00'de başlayan olaylar sırasında bazı mahkumlar da boğularak öldürüldü. Yetkililer, rakip grupların kaldığı iki kanadı birbirinden ayıran kapıların nasıl açıldığını inceliyor.Gardiyanların kapıları açarak olaylarda işbirlikçilik yapıp yapmadığına ilişkin bir soruşturma açıldı.Cezaevi müdürü ile o saatlerde görevde olan 17 gardiyan gözaltına alındı.Yetkililer çatışmanın bir firar girişimini örtbas etme amacıyla çıkarılmış olması olasılığını da değerlendiriyor.Nuevo Leon eyaletinin güvenlik sözcüsü Jorge Domene ilk sayımda bazı eksikler belirlediklerini, ancak henüz bunların teyit edilmediğini söyledi.Meksika'nın aşırı kalabalık cezaevlerinde yolsuzluklar, usülsüzlükler ve ölümle sonuçlanan çatışmalar sıkça yinelenen olaylar arasında.Güvenlik kuvvetlerinin cezaevinde denetimi olayların başlamasından sonra iki saat içinde ele aldığı duyuruldu.Jorge Domene, çatışmaya Gulf ile Zetalar adlı iki büyük kartelin karıştığını kaydetti.Bu iki grup uzun süredir ABD'ye uyuşturucu ticareti güzergahlarında hakimiyet sağlamak için rekabet halinde.Monterrey'deki Apodaca cezaevinde tutulan mahkumların yakınları, haber alabilme umuduyla bina dışında toplandı.Mahkum yakınları, tel örgüleri geçerek binalara ulaşmak isteyince güvenlik kuvvetleri ile arbede yaşandı.Bazı mahkum yakınları fenalaşırken, bir grup polise taşlar attı.Ölen 44 kişinin hepsinin D kanadında kaldığı bildirildi, yaralıların sayısı ise açıklanmadı.Yetkililer, öncelikle herkesin akıbetini ve firar olup olmadığını netleştirmek istediklerini söyleyerek sabırlı olunmasını istedi.Aslında 1500 mahkum kapasitesinde inşa edilen Apodaca cezaevinde, yüzde 70'i halen yargı aşamasında 3000 bin kadar kişinin kaldığı belirtildi.Geçen ay da Tamaulipas eyaletindeki Altamira cezaevindeki benzer bir çatışmada 31 mahkum ölmüştü.Uyuşturucu ile bağlantılı şiddet Meksika'daki suçların başını çekiyor.Meksikalı yetkililer 2011 yılının ilk dokuz ayında yaklaşık 13 bin kişinin organize suç şebekeleriyle bağlantılı şiddet olaylarında öldürüldüğünü açıkladı.Böylece 2006 yılında Cumhurbaşkanı Felipe Calderon'un uyuşturucu kaçakçılarına karşı mücadeleye girişmesinden bu yana ölenlerin sayısı 47 bini aştı. 21.Şubat.2012

Letonya'da Rusça'nın resmi dil olmasına hayır

Letonya-
Letonya'da, halk Rusça'nın ikinci resmi dil olması önerisini referandumda reddetti. Nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan Rusça konuşan toplumun Rusçanın ülkede ikinci resmi dil olması talebi parlamento tarafından reddedildikten sonra, bu konudaki nihai kararın referandumla belirlenmesinin yolu açılmıştı.  Seçim komisyonuna göre, yüzde 69 katılımla gerçekleşen referanduma katılanların üçte ikisi öneriye karşı çıktı.Baltık Cumhuriyetleri'nin Sovyetler Birliği'nden ayrılmasının ardından Letonya'da yaşayan yüz binlerce Rus, Sovyet vatandaşlığını kaybetmiş, ancak Letonya vatandaşı olmaları önünde de engeller çıkmıştı.Çünkü Letonya, ulusal kültürü ve kurumları geliştirme gerekçesiyle Letonya vatandaşlığı alabilmek için Letonyaca bilmeyi zorunlu kıldı. Associated Press ajansı Rusça konuşan yaklaşık 300 bin kişinin anadil konusunda taviz vermediğini ve bu yüzden Letonya vatandaşı olmadıklarını bildiriyor. Tüm resmi kurumlarında sadece Letonya dilinin konuşulduğu ülkede alışverişde bile Rusçanın konuşulmaması için bir süre "dil polisleri" görev yapmış ve bu konu Avrupa Birliği tarafından eleştirilmişti.Rusların kültürel haklarını korumak için oluşturulan Anadil Hareketi, seçmenlerin yüzde 10'unun imzasını toplamayı başararak Rusça konusunda referandumun yolunu açtı.Anadil Hareketi, Rusça konuşan azınlığın Letonya'yı kendi memleketleri olarak gördüğünü ama kendi dillerini konuşmakta ve kültürlerini yaşatmakta kararlı olduklarını vurguluyorlar. Referandumu ''saçma'' diye niteleyen Cumhurbaşkanı Andris Berzins, kamuoyunu asıl ilgilendiren konunun derin bir resesyonun ardından ülke ekonomisini tekrar iyileştirmek olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Berzins, hükümet fonlarının azınlık dillerinin okutulduğu okullar için de kullanıldığını belirterek, ''İkinci bir resmi dile gerek yok. İsteyen kendi dilini evde ve okulda konuşabiliyor.'' dedi. 20.Şubat.2012

İslamcıların silahı internet

Franfurt-
Alman güvenlik birimlerinin verdiği bilgilere göre aşırı İslamcı eylemcilerin sayısı artıyor. Bu eylemcilerin köktendinciliği benimsemesinde internet önemli bir rol oynuyor. Arid Uka 22 yaşında. Çekingen yapılı bu genç adam, geçen hafta Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mart 2011’de Frankfurt Havalimanı’nda, içinde Amerikan askerlerinin olduğu bir otobüse ateş açan Uka, iki Amerikan askerini öldürdü, ikisini de ağır yaraladı. Uka, verdiği ifadede, Müslüman bir kadına Amerikan askerleri tarafından tecavüz edildiğini gösteren bir video izlediğini iddia ederek, bunun üzerine bu saldırıyı gerçekleştirdiğini belirtti. Arid Uka’nın Amerikan askerlerini hedef alan eylemi, Almanya’da aşırı İslamcılar tarafından düzenlenen ilk saldırı oldu.Kosova kökenli Alman vatandaşı Arid Uka, bu kanlı eylemden kısa bir süre önce aşırı İslamcılıkla tanıştı. Bu saldırıdan bir kaç gün önce Facebook hesabındaki adını, mücadelede kullandığı Ebu Reyyan ismiyle değiştirdi. Saldırının ardından ise İslamcı Bilgisayar Korsanları Birliği’nin internet sayfasında, Arid Uka’nın eylemini öven şu sözler yer aldı: “Elhamdülillah, Ebu Reyyan kardeşimiz Frankfurt’ta iki Amerikalıyı vurdu, Allah’ın iki düşmanını öldürdü, ikisini de yaraladı. Allah ona güç ve sabır versin. Ebu Reyyan kardeşimiz mükemmel bir iş başardı, elhamdülillah.”Almanya'nın iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı uzmanlarına göre Arid Uka, internet üzerinden köktendinci eğilimler kazanan gençler arasında tipik bir örnek oluşturuyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Heinz Fromm, Berlin’de düzenlenen Avrupa Polis Kongresi’nde yaptığı konuşmada, internet üzerinden aldığı bilgilerle harekete geçen bir teröristin tespit edilmesinin neredeyse mümkün olmadığına dikkat çekti.Sanal ortamda, aşırı İslamcı görüşler yayan çok sayıda metin, fotoğraf ve video bulmak mümkün. Saarbrücken kentinde çalışmalarını yürüten Judith Tinnes, doktora tezinde İslamcı internet sayfalarını inceleyerek, 800 sayfadan oluşan bir analiz yaptı. Tinnes, 11 Eylül 2001’deki saldırıların ardından terörle mücadelenin başlatılmasından bu yana, internetin aşırı İslamcı terör gruplarının bir numaralı iletişim aracı haline geldiği belirtiyor. İnternetin bilgi alma ve iletişim aracı olarak kullanılmasıyla birlikte yeni bir mücadele şekli geliştirildiğini söyleyen Tinnes, “İslamcıların bu tarz online faaliyetler için yeni bir kavram bulduklarını, bunu elektronik cihat, kısace e-cihat olarak” tanımladıklarını dile getiriyor. Tinnes, İslamcıların e-cihadı, savaş alanındaki mücadele kadar önemli gördüğünü ifade ediyor. 17.Şubat.2012

Libyalı isyancılar yargısız infaz ve işkenceye devam ediyor

Londra-
Uluslararası Af Örgütü, silahlı milislerin, Libya'nın büyük bir kısmında güvenliği ve istikrarı tehdit ettiklerini açıkladı.Merkezi Londra'da bulunan uluslararası kuruluş, silahlı milis gruplarının, Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'ye karşı savaş sırasında oluşturulan isyancı tugaylarının kalıntıları olduğunu belirtiyor.Af Örgütü'ne göre bu gruplar Kaddafi yönetiminin devrilmesinin ardından Libya'nın batısında işkence, yargısız infaz ve hukuksuz alıkoyma gibi eylemleri, cezalandırma korkusu olmadan yapıyor.Bu grupların saldırılarına genelde göçmenler, özel olarak da Afrikalı siyahlar hedef oluyor.Ancak milislerin Kaddafi rejimine sadık olduğuna inandığı kişilere karşı da saldırılar yaşanıyor.Uluslararası Af Örgütü, Libya'nın yeni hükümetinin bu ihlalleri engellemeyi ve hukuku ihlal edenleri yargı önüne çıkarmayı başaramadıklarının da altını çiziyor.Kaddafi'nin devrilmesinin ardından, yeni yönetimin kendisinin de işkence ve hukuksuz gözaltı gibi uygulamalarda bulunduğu iddiaları da yaygın.Libya'nın üçüncü büyük kenti Misrata'da ve başkent Trablus'un güneyindeki Garyan kasabasında işkence uygulandığına dair delillere ulaşmıştı.Libya Cuma günü, Kaddafi rejimine karşı isyanın başlamasının birinci yıldönümünü kutlayacak. Libya halkının güzel bir gelecek umduğunu ancak bu geleceği gerçekleştirmek üzere NATO desteğiyle Kaddafi'yle savaşan güçlerin kendilerinin bugün Libyalılar üzerinde baskı oluşturduğunu söylüyor. 16.Şubat.2012

ABD Kongresi bombaların bombasına yeşil ışık yaktı 

Washington-
Savunma Bakanlığı’nın mevcut süper bombaların daha güçlü hale getirilmesi için talep ettiği 81 milyon dolarlık ödenek onaylandı.“Massive Ordinance Penetrator,” (büyük delici mühimmat) kısa adıyla MOP bombaları, Kuzey Kore ve İran'ın yer altındaki suni beton veya doğal mağara sığınaklarını yok etmek amacıyla yapıldı.2003 yılındaki birinci Irak Savaşı sırasında yer altı sığınak ve hangarlarına karşı tahrip gücü yüksek BLU-109 ve GBU-27 bombaları kullanılmış ancak bunların yeterli olmadığı anlaşılmıştı. Askeri yetkililer, mevcut MOP bombalarının İran’ın yeraltının çok derinlerine inşa ettiği nükleer tesislerine karşı etkisiz olduğunu savunuyor. Onaylanan ödenek, bu bombaların imha gücünün artırılmasında kullanılacak.Dev bombaların bazıları Amerikan Boeing ve Northrop Grumman firmaları tarafından üretiliyor. “Bombaların Anası” yakıştırması yapılan MOP’ların her biri yaklaşık 14 ton.Yeryüzüyle temasta muazzam ağırlığından ötürü beton veya kayaları delip yerin çok derinlerine girebilen bomba, infilak ettiğinde, yaklaşık 3 tonluk savaş başlığıyla korkunç tahribata yol açıyor. Resmi olmayan rakamlara göre, 5-6 metre uzunluğunda ve 70-80 santim çapında olan MOP bombaları, 60 metre beton ve 40 metre kalınlığındaki kayaları delebilme gücüne sahip. MOP bombaları ağırlığından ötürü uçaklar tarafından tek tek taşınıyor ve lazer güdüm sistemi ve iki kanatçığı sayesinde, hedefine yüzde yüz isabet sağlıyor.Askeri uzmanlara göre, Amerika’nın, dev bombaları, radara yakalanma ihtimali çok zayıf olan B-2 hayalet uçaklarına yerleştirilmesi mümkün.Amerika Savunma Bakanlığı ödenek için Kongre’ye ilk kez geçen Ağustos ayında başvurmuştu. Ödeneğin daha yeni onaylanması, İran’ın, Kum kenti yakınlarında Fardaw adlı başka bir tesisinin bulunduğunun ortaya çıkmasına bağlanıyor.Uranyum zenginleştirme amacıyla kullanılan yeraltı tesisinin diğerlerin çok daha derinde bulunduğu sanılıyor. Sivil ve askeri uzmanlar delme gücünün artırılmasına çalışılan 20 kadar bombanın İran’a karşı muhtemel bir askeri operasyonda kullanılacağı görüşünde.Obama yönetiminin, her biri 16,5 milyon dolar değerinde olan bombaları, belirli koşullar altında İsrail ordusuna verip vermeyeceği bilinmiyor. 13.Şubat.2012

Brezilya'da polisle devlet karşı karşıya

Bahia-
Bahia eyaletinde grevci polisler bir haftadır meclis binasını işgal altında tutuyor. Eyalette suç oranları tırmanırken ülkenin ikinci büyük karnavalı tehlikede. Rio da grev tehdidi altında.Brezilya'nın Bahia eyaletinde maaş zammı talebiyle greve giden polisler, eyalet başkenti Salvador'daki meclis binasını bir haftadır işgal altında tutuyor. Yaklaşık 300 polis ve yakınları eyalet meclisinde kontrolü elinde bulundurmaya devam ederken, binanın etrafı bin kadar federal polis ve askerce çevrildi. Kentte güvenliği sağlamak için toplam 3 bin askerin konuşlandırıldığı açıklandı.Polislerin grevi nedeniyle 2 milyon 700 bin nüfuslu kentte cinayet ve suç oranlarının arttığı bildiriliyor. Salvador Valisi Jacques Wagner, grevdeki polis memurlarını, patlak veren şiddet olaylarının arkasında olmakla ve korku ortamı yaratmak istemekle suçladı. Yağmacı çeteleri yönlendirmek ve polis otomobillerini çalmak suçundan bazı polislerin gözaltına alındığı bildirildi.Kentte karnaval öncesi döneme denk gelen grev nedeniyle haftasonunda çok sayıda konser ve etkinlik iptal edilmişti. Yetkililer güvensizlik ortamının turistleri ürkütmesinden endişe ediyor. İki hafta sonra başlayacak olan Salvador da Bahai, Rio karnavalının ardından Brezilya'nın en büyük ikinci karnavalı.Rio da tehlikedeBu arada memurların maaş zammı talebi, Rio da Janeiro'nun da gündeminde. Rio eyalet meclisinde yapılacak oylama öncesinde memurlar sendikası grev tehdidinde bulundu. Sendika, polis, itfaiye ve yargıda çalışan memurlara zam yapılmaması durumunda Cuma gününden itibaren greve gidileceğini açıkladı. Kamu sektöründe bir grevin dünyaca ünlü Rio da Janeiro karnavalını da tehlikeye sokabileceği belirtiliyor. Rio Valisi Sergio Cabral, endişeleri yatıştırmaya çalışarak polislerin sorumluluklarının bilincinde olduğuna ve greve gitmeyeceklerine inandığını belirtti ve “Karnaval sırasında güvenliği sağlayacağımız konusunda şüphem yok” diye konuştu. 10.Şubat.2012

Amerika'dan halkın mücahitlerine işbirliği yapın uyarısı

Washington-
ABD Kuzey Irak’taki Eşref Kampı’nda kalan 3,400 İranlı militandan Bağdat yakınında bir üsse sevk edilmelerine karşı çıkmamalarını istedi.Obama yönetimi İranlı rejim aleyhtarlarını Bağdat havaalanı yakınındaki Hürriyet Kampı’na, oradan da BM’nin desteğiyle başka ülkelere yerleştirmek istiyor. Amerika, havaalanına yakınlığından ötürü kampın transit merkezi olarak kullanılmasından yana.Amerikalı yetkililerin Eşref Kampı’nın yöneticileriyle görüştüğü ve nihai kararı onlara bıraktığı öğrenildi. İran’la dostane ilişkiler içinde bulunan Şii hükümet, amacı Tahran’daki dinci rejimi devirmek olan grubun topraklarında barındırılmasını egemenlik ve bağımsızlığının ihlali olarak görüyor.Amerika “Halkın Mücahitleri”ni terör örgütü saysa da karmaşık nedenlerden ötürü İran’a iade edilmelerini istemiyor. Örgütü Avrupa Birliği de bir süre terör listesine sokmuş ancak daha sonra çıkarmıştı.Örgüt 1960’lı yıllarda, İran’da, Şah Rıza Pehlevi'ye karşı kurulmuştu. Şah’a karşı silahlı mücadele veren örgüt, o zamanlar İran’daki askeri projelerde çalışan bazı Amerikalı sivil ve askerlerin ölümünden de sorumlu tutuluyor. 1979 yılında Şah’ın devrilmesiyle sonuçlanan İslam Devrimi'ne destek veren solcu örgüt kısa bir süre içinde dincilerden ayrılmak daha sonra da dinci rejimin baskısıyla ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Merkezini 1981 yılında Paris'e taşıyan örgüt, Tahran'daki dinci hükümete karşı silahlı mücadelesini sürdürdü. İran-Irak savaşı sırasında da İran karşıtı faaliyetlerine devam eden örgüt, yıllarca Irak’ı üs olarak kullandı. Zamanla Fransa’dan gördüğü desteği yitiren Halkın Mücahitleri örgütü, 1986 yılında Saddam Hüseyin’in desteğiyle merkezini Paris’ten Irak’a aktardı.Ancak örgütün, savaş sırasında, İran’ın düşmanıyla işbirliği yapması davalarını destekleyen İranlılar tarafından bile hoş karşılanmadı.90’lı yıllarda İranlı rejim aleyhtarlarını tek bir şemsiye altında toplayan Halkın Mücahitleri 2001 yılında şiddet eylemlerinden vazgeçtiğini ileri sürüyor.İlk Irak savaşı sırasında Amerikan ordusuyla Halkın Mücahitleri arasında gerginlik çıkmış ve örgüt militanlarına, silahlarını teslim etmemeleri halinde yok edilecekleri bildirilmişti. 2003 yılındaki ikinci işgal sırasında ise örgütün silahları alındı ve üyeleri Kuzey Irak’ta Eşref adlı kampa sevk edildi.Halkın Mücahitleri’nin terör örgütü sayılmasına rağmen Amerikan ordusu tarafından korunması ve Irak’taki varlığı Tahran ve Bağdat hükümetleri arasında sürekli gerginlik konusu oluyor. İran, yıllardır ülkede çeşitli eylemler ve suikastlar yapan örgütün üyelerine af teklifinde bulunmuş ancak liderlerinin yargılanmak üzere İran’a iade edilmesini talep etmişti.Halkın Mücahitleri yıllardır terörist örgüt olmadığını, İran halkı için demokrasi mücadelesi verdiğini savunuyor.2009 yılının yazında Irak ordusu Eşref kampını basmış ve onlarca kişiyi öldürmüştü. Daha büyük bir katliamı Amerika'nın devreye girmesi önledi. 08.Şubat.2012

İran BM denetçilerine izin vermedi 

Tahran-
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İranlı yetkililerin ülkenin nükleer faaliyetleriyle ilişkili görülen bir askeri tesisi ziyaret etmelerine izin verilmediğini duyurdu.Kurum yetkilisi denetçilerin İran'da iki gün süren temasları sırasında Parçin'deki askeri tesise erişim için yoğun çaba sarfedildiğini ancak sonuç alınamadığını belirtti. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Yukiyo Amano, İran'ın taleplerini reddetmesinin kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını kaydetti.İran geçen hafta nükleer madde üretimini artıracak yeni bir makine tasarımını tanıtmıştı.Öte yandan İran Genel Kurmay Başkan Yardımcısı Muhammed Hicazi, ülkesinin ulusal çıkarlarının tehlikeye girdiğini düşünürlerse önleyici saldırıda bulunma hakları olduğunu açıkladı.Hicazi, İran'ın düşmanlarından yönelen tehditlere karşı kendini savunma vizyonunu aktardığı açıklamasında, ülkesinin ulusal çıkarları tehlikeye atılırsa, düşman ülkenin harekete geçmesini beklemeden İran'ın saldırıya geçerek önlem alacağını kaydetti.İran'ın nükleer programını bir tehdit olarak gören İsrail yönetiminden yetkililer de İran'a karşı bir önleyici saldırının gerekli olabileceğine işaret etmişlerdi.Yakın zaman içinde İsrail'e önleyici saldırı seçeneğinden uzak durması çağrısında bulunan Amerikalı ve İngiliz yetkililer, İran'a uyguladıkları ambargo politikasının etkisini göstermeye başladığını ve diplomasiye zaman tanınması gerektiğini söylediler. İran'ın hem askeri hem de siyasi liderlerinin sıklıkla, eğer koşullar gerektrirse ülkenin düşmanlarını yenilgiye uğratacak güçte olduklarını vurgulayan açıklamalar yaptıklarını söylüyor.ABD ve İsrail başta gelmek üzere Batılı ülkeler İran'ı nükleer silah üretmeye çalışmakla suçluyor.Nükleer tesislerindeki faaliyetlerinin meşru olduğunu savunan İran, tesislerinin sadece sivil enerji ve tıbbi araştırma amacı taşıdığını söylüyor.Geçen hafta Amerikan Savunma İstihbarat Dairesi Direktörü General Ronald Burgess, Kongre'ye yaptığı açıklamada, İran'ın saldırıya uğraması durumunda füze saldırısıyla karşılık verebileceğini belirtti.Fakat General Burgess, İran'ın askeri bir ihtilafı başlatma veya kasten kışkırtma niyetinde görünmediğini de kaydetti. 22.Şubat.2012

ABD Kongresine saldırmaya hazırlanan bir kişi yakalandı

Washington-
Amerikan Kongresi’ne intihar saldırısı hazırlığında olan bir kişinin tutuklandığı açıklandı.
Fas asıllı olan Emin el Halife Kongre binasına gitmek üzereyken tutuklandı.Kongre Polis Sözcüsü Kimberly Schneider, “yakın takip altında olan kişinin uzun süren bir operasyon sonucu yakalandığını” açıkladı. Sözcü, “Amerikan Kongre Polisi’nin de dahil olduğu soruşturma boyunca sivillerin veya Kongre’nin tehlike içinde olmadığını” vurguladı.Yetkililer saldırı konusunda bilgi vermiyor ancak zanlı patlayıcı içerdiğini zannettiği bir yelekle Kongre’ye gitmeye hazırlanıyordu. Adalet Bakanlığı Sözcüsü Dean Boyd, zanlının bomba yüklü yeleği alır almaz tutuklandığını açıkladı.29 yaşında olan el Halife'nin aylarca izlendiği bildirildi. Yetkililer zanlının herhangi bir terör örgütüyle ilişkisi olmadığı, bağımsız olarak hareket ettiğini söylüyor. Zanlının Amerika'da kaçak olarak yaşadığı öğrenildi.  21.Şubat.2012

İran, İngiltere ve Fransa'ya petrol ihracatını durdurdu

Tahran-
İran haber ajanslarının Petrol Bakanlığı Sözcülüğüne dayandırdıkları habere göre karar Avrupa Birliği'nin Temmuz ayından itibaren İran petrolüne getirdiği yasağa misilleme olarak alındı. Dışişleri ve Petrol bakanlıklarının kararına göre, artık İngiliz ve Fransız petrol şirketlerine ham petrol ve petrol ürünleri satılmayacak. Sözcü Ali Rıza Nikzad Rahbar, İran'ın petrolünü satacak yeni müşteriler bulacağını söyledi. Tahran yönetimi, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Portekiz'in Tahran Büyükelçilerini 15 Şubat'ta Dışişleri Bakanlığına davet etmiş ve AB'nin İran'dan petrol alımını yasaklayan kararını gözden geçirmelerini istemişti.AB, İran'a yönelik yaptırımlar listesine petrolü de eklemiş ve 1 Temmuz'dan itibaren bu ülkeden ham petrol ithalatını durdurma kararı almıştı.Bölge muhabirleri, İran'ın kararının, fiilen çok büyük bir etkisinin olmasının beklenmediği yorumunu yaptı.Fransa geçen yıl petrolünün sadece yüzde 3'ünü İran'dan satın almıştı.İngiltere'nin satın aldığı miktarın ise çok daha az olduğu belirtiliyor.AB, İran'a yönelik yaptırımları nükleer silah geliştirmeye çalıştığı gerekçesiyle artırmıştı.İran nükleer programının tamamen elektrik enerjisi üretme amaçlı olduğunu söylerken bazı Batılı ülkeler Tahran'ın gizlice nükleer silah geliştirmeye çalıştığını düşünüyor. 20.Şubat.2012

Franfurt havaalanında grev

Franfurt-
Almanya’nın en büyük havalimanı olan Frankfurt Havalimanı’nda çalışanların grevi sürüyor. Grev Cuma günü de devam edecek. Sendika hangi saatlerde eylem yapacaklarını açıkladı. Almanya’nın en büyük havalimanında çalışanlarının grevi sürüyor. Çok sayıda uçuş iptal edilirken, bazı uçuşlar da gecikmeli olarak yapılabiliyor.Frankfurt Havalimanı’nda çalışan 200 kadar apron kontrolörü, ücretlerinin artırılması ve çalışma koşullarını iyileştirilmesi talebiyle Perşembe günü yaklaşık 7 saat boyunca iş bıraktı.Çalışanların bağlı olduğu GdF sendikası, grevin Cuma günü de yerel saatle 08.00-22.00 arasında süreceğini bildirdi.Lufthansa havayolu şirketi Frankfurt bağlantılı yaklaşık 350 uçuşunu iptal etti.Havalimanı işletmecisi Fraport, çalışanların taleplerin çok yüksek olduğu eleştirisinde bulundu.Fraport, bugünden itibaren uçuşlarda gecikmeler ve iptaller yaşanabileceğini belirterek yolcuları uyardı. Yolculardan, havayolu şirketleri ile iletişime geçmeleri istendi. 17.Şubat.2012

Obama Çin'in gelecek liderini ağırlıyor

Washington-
Çin Halk Cumhuriyeti'nin müstakbel lideri Şi Jinping’i ağırlayan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, Çin'e ticaret ve insan hakları konusunda eleştirilerde bulundu.Beyaz Saray'da yapılan toplantıda Obama, Pekin'le güçlü ilişkilerin Washington için ‘yaşamsal’ öneme sahip olduğunu söyledi.Çin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Şi Jinping ise, ziyaretinin iki güç arasında karşılıklı anlayış ve dostluğu pekiştirmesini umduğunu söyledi.ABD ve Çin arasında ticaret ve kur politikası ile insan hakları konusunda ihtilaflar bulunuyor.58 yaşındaki Şi'nin, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun yerini almasına kesin gözüyle bakılıyor.Hu'nun Komünist Parti liderliğinden bu yılın sonraki aylarında, cumhurbaşkanlığından ise 2013 yılında ayrılması gerekiyor.Washington, Pekin'i ticarette adil olmayan uygulamalara gittiği gerekçesiyle eleştiriyor.Amerikan yönetimi, Çin'in kur politikası ve fikri mülkiyet hakları konusundaki tutumundan da rahatsız.Obama, dünya ekonomik sistemi söz konusu olduğunda herkesin aynı kurallara bağlı kalarak faaliyet yürütmesini garanti altına almak için Çin'le birlikte çalışmak istediklerini söyledi.Şi ise yaptığı açıklamada, Çin'in son 30 yılda insan hakları konusunda 'olağanüstü' bir ilerleme kaydettiğini ancak hâlâ geliştirilecek alanlar olduğunu söyledi.Çin cumhurbaşkanı yardımcısı ayrıca, ABD ile ekonomik işbirliğini artırmak istediklerini söyledi ve sorunların "ulusal korumacılık önlemleriyle değil" diyalogla çözüleceğini ifade etti.Obama'nın başkanlık seçimlerine hazırlandığı bir yılda, Çin'e karşı yumuşak görünmeyi göze alamayacağını, bu nedenle Şi'ye karşı sıcak ancak kimi zaman sert bir tutum takındığını söylüyor.Ziyareti öncesinde Washington Post'a konuşan Şi, ABD'nin Büyük Okyanus'taki askeri varlığını artırmaması konusunda uyarmıştı. 15.Şubat.2012

Afgan çiftçisi haşhaş ekmekten vazgeçmiyor

Kabil-
Afganistan’da bundan sonraki gelişmeleri olumsuz etkileyecek faktörler arasında afyon ekimi ve ihracatı geliyor. Esrar ticareti yolsuzlukları tetikliyor ve aşırı güçler için finans kaynağı oluşturuyor.Afganistan’ın güneyinde, Pakistan sınırındaki Helmand vilayetinde olduğu kadar hiçbir yerde haşhaş ekimi yapılmıyor. Bu vilayetteki hemen her çiftçi haşhaş ekiyor ve bu bitkiden afyon ve daha sonra da esrar ham maddesi kazanılıyor. Ve bunun çok kârlı bir iş olduğu belirtiliyor. Geçen yıl itibarıyla afyon üretiminin yüzde 133’lük inanılmaz bir artış göstererek, 1 milyar 400 milyon Amerikan doları gelir sağladığına dikkat çekiliyor. Bu meblağ, Afganistan’ın brüt yurtiçi gayri safi hasılasının yaklaşık yüzde 10’una tekabül ediyor. Bundan çiftçilerin payına ise aşağı yukarı 800 milyon dolar düşüyor, bu da her bir çiftçi ailesi için yaklaşık 10 bin dolar anlamına geliyor.Bu, başka bir geliri olmayan yoksul çiftçiler için büyük bir para. Bir çiftçi şunları söylüyor: "Çok masrafımız oluyor. Sadece enerji için bile çok para harcıyoruz. Üretim devam ederken ortaya çıkan masrafları karşılamamız ancak haşhaş ekimi ile mümkün."Buğday ya da pirinç gibi başka zirai ürün satışları, Afgan çiftçilerin ailelerini geçindirmek için yeterli olmuyor. İktisatçı Seyfeddin Seyhun, afyon ekiminin bu çiftçiler açısından birkaç avantajı olduğunu belirtiyor: "Afyon ekimi yapanların, ürünümüz satılır mı, satılmaz mı diye bir derdi olmuyor. Afyon tacirleri, her çiftçiye ürününü iyi bir fiyata satın alacağı garantisi veriyor. Çoğu kez de para peşin ödeniyor.""Yerel Polis" uyuşturucu mafyası ile baş edemiyorİktisatçı Seyhun, ‘tarım işçileri için bundan daha iyi şartlar olamaz’ diyor ve yeterli sayıda denetleme memuru olamaması dolayısıyla bu çiftçilerin afyon ektikleri için cezayi takibata uğrama gibi bir korkuları da olmadığına işaret ediyor. Seyhun, afyonun çoğunlukla Helmand vilayetinin dış bölgelerinde ekildiğini, bu yüzden de vilayet hükümetinin "yerel polis" adı verilen, silah donanımları kötü olan, kötü organize olmuş bu güvenlik birimlerine başvuruyorlar. Bunlar da haliyle uyuşturucu mafyası ile baş edemiyor. 13.Şubat.2012

İsviçre'de din ayrımcılığı artıyor

Bern-
AGİT tarafından açıklanan yeni bir rapora göre İsviçre’de Müslümanlar, devlet kurumları, okul ve üniversitelerde düzenli olarak ayrımcılığa maruz kalıyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İsviçre’de Müslümanlara artan bir şekilde ayrımcılık yapılmasına tepki gösterdi.Teşkilat tarafından hazırlanan raporda, son 10 yıl içerisinde devlet kurumlarında ve ekonomik alanda Müslümanlara yapılan ayrımcılığın arttığı bildirildi.2001 yılında ABD’de düzenlenen terör saldırıları ve onu takiben tüm dünyada ortaya çıkan çatışma ve gerginliklerin, İsviçre’de Müslümanlara daha fazla ayrımcılık yapılmasına yol açtığına raporda yer verildi.
Üniversite ve okullarda ayrımcılık

Birçok insan hakları uzmanı, geçtiğimiz yıllarda İsviçre’deki Müslüman, Yahudi ve diğer dinî ve etnik azınlıkların durumunu inceledi. Yapılan araştırmalara göre, İsviçre pasaportuna sahip olmayanlara, ikamet izni almakta ve İsviçre vatandaşlığına geçmekte zorluk çıkarıldığı tespit edildi. AGİT tarafından düzenlenen raporda, yetkili kurumların Müslümanların kendi mezarlıklarını kurmalarına onay vermediği belirtildi. Ayrıca Müslümanların çeşitli kuruluşların yanı sıra üniversite ve okullarda da düzenli olarak ayrımcılığa maruz kaldığı kaydedildi. Raporda İsviçre’ye Müslümanların gerektiği biçimde temsil edilmesi için adımlar atması tavsiye edildi.

"Minare yasağı bir gösterge"

'Minare yasağı' referandumu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından, İsviçrelilerin Müslümanlara yönelik güvensizlik artışının bir göstergesi olarak değerlendirildi. 2009 yılının Kasım ayında yapılan referandumda İsviçrelilerin büyük çoğunluğu 'yeni minare inşaatının yasaklanması' yönünde oy kullanmıştı. Teşkilatın raporuna göre referandumdan çıkan karar Müslümanların günlük yaşamını etkilemedi. 8 milyonluk İsviçre nüfusunun yüzde 4’ünü Müslümanlar oluşturuyor.59 devleti kapsayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), ayrıca sağcı partilerin Yahudi karşıtı açıklamalarını da eleştirdi. Yapılan araştırmalarda halkın yüzde 20’sinin Yahudilere karşı önyargılı olduğu ortaya çıktı. İsviçre’de yaklaşık 20 bin Yahudi yaşıyor. 10.Şubat.2012

ABD, Suriyeli muhalifleri silahlandırmayı düşünmüyoruz

Washington-
Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, günlük basın brifinginde konuyla ilgili sorular üzerine, ''Şu anda böyle bir adım atmayı düşünmüyoruz'' dedi.Carney, ABD yönetimi içerisinde halihazırdaki istişarelerin, ABD'nin Suriye halkına nasıl insani yardım sağlayabileceği üzerine odaklandığını belirtti. ABD ve müttefiklerinin şu ana kadar Suriye konusunda attığı adımları savunan Carney, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad rejimi üzerindeki baskıların işe yaradığını kaydetti.Carney, ''Bunun nihayetinde, Esad'ın şiddeti terk etmesi, vahşeti sona erdirmesi ve Suriye halkının desteklediği değişime imkan tanımasıyla sonuçlanması gerekiyor'' ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland da günlük basın brifinginde, Suriye konusunda masadan hiçbir seçeneği kaldırmadıklarını belirtmekle birlikte, şu anda yapılması gerekenin Suriye'ye daha fazla silah sokmak olduğunu düşünmediklerini söyledi.ABD Senatosu'ndaki etkili isimlerden biri olan Cumhuriyetçi Senatör John McCain'in de aralarında olduğu bazı Kongre üyeleri, ABD'nin Suriye muhalefetini silahlandırmayı düşünmesi gerektiği şeklinde açıklamalar yapmıştı. 08.Şubat.2012

Romanya'da baş istihbaratçı hükümeti kuracak

Bükreş-
Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basesku, artan protestolar karşısında başbakanlık görevinden istifa eden Emil Bloc'un yerine ülkenin istihbarat teşkilatı başkanı Mihai Razvan Ungureanu'yu atadığını açıkladı. Atamanın Romanya parlamentosu tarafından da onaylanması gerekiyor.Emil Bloc, kemer sıkma politikaları nedeniyle üç haftadır devam eden protestolar karşısında ''siyasi ve toplumsal gerginliği yatıştırmak için'' görevden inmeye karar verdi.Romanya ekonomisinin geçen yıl büyüme kaydetmesine karşın, Bloc hükümeti geniş çaplı protestoların hedefindeydi.Kam sektöründe maaşları yüzde 25 oranında indiren Emil Bloc, emeklilik maaşlarını da dondurma kararı almıştı.2008'den beri görevde bulunan Emil Bloc'un, Avrupa Birliği'nin ikinci en yoksul ülkesi olarak görülen Romanya'da katma değer vergisini yüzde 24'e çıkarma girişimi de kamuoyunda tepki yaratmıştı.Hükümet, Uluslararası Para Fonu IMF'yle yaptığı 20 milyar euroluk anlaşma kapsamında yeni kredi dilimini alabilmek için bu önlemlerin şart olduğunu söylüyor.Romanya'da bir sonraki seçimlerin Kasım ayında yapılması planlanıyor, ancak BBC'nin Orta Avrupa muhabiri Nick Thorpe, seçimlerin yaz aylarında daha erken bir tarihe çekilmesini olası görüyor.Cumhurbaşkanı Basesku'nun başbakanlığa aday gösterdiği Mihai Razvan Ungureanu, 2004-2007 yılları arasında dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı.Kamuoyu yoklamalarında önde giden muhalefetteki sol kanat ittifak USL lideri Victor Ponta geçen hafta yaptığı açıklamada, büyüyen protestolar karşısında Romanya'nın ya İspanya gibi erken seçime gitmesi gerektiğini, ya da İtalya gibi bir teknokratlar hükümetine ihtiyaç duyduğunu söylemişti.Protesto eylemleri geçen ay popüler Sağlık Bakanı Raed Arafat'ın istifasına tepki olarak başlamış, ancak daha sonra uygulamada olan kemer sıkma önlemleri ve yolsuzlukları protestoya dönüşmüştü. 07.Şubat.2012

Bayan Clinton, Çin ve Rusya'ya kızdı

Washington-
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye hükümetinin protestoculara uyguladığı baskıyı kınamayı amaçlayan BM karar tasarısının Çin ve Rusya tarafından veto edilişini sert dilde eleştirdi.Vetoyu gülünç diye niteleyen ve adalet anlayışını ayaklar altına aldığını söyleyen Clinton, Birleşmiş Milletler çatısı dışında Suriye halkına yardım çabalarının iki kat artırılması çağrısını yaptı. Yorumcular Clinton'ın bu sözleriyle Libya konusunda oluşturulan Temas Grubu'na benzer bir ittifakı ima ettiğini düşünüyor. Libya krizi esnasında Kaddafi muhaliflerine yardım sağlamak amacıyla Arap ülkeleri ve diğer ülkelerden oluşan bir grup oluşturulmuştu. Clinton, ABD'nin ''demokratik bir Suriye'nin dostlarıyla'' birlikte çalışacağını ve Beşar Esad muhaliflerine destek vereceğini kaydetti.Bulgaristan'ı ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ''iğdiş edilmiş bir halde'' olduğunu söyleyen Hillary Clinton, ABD'nin Suriye hükümetine yönelik ''bölgesel ve ulusal'' yaptırımların sıkılaştırılması için gayret sarfedeceğini belirtti.Öte yandan Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe de Rusya ve Çin'in vetosunun Birleşmiş Milletler'i ''ahlaken lekelediğini'' söyleyerek öfkesini belli etti. İngiltere, veto kararının Suriye halkına zarar verdiğini açıkladı.Çin ve Rusya ise karar taslağının 'yanlı' olduğu gerekçesiyle destekte bulunmadıklarını söylüyorlar.Veto kararını savunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, taslak metinde olup bitenlerden sadece Suriye lideri Beşar Esad'ın sorumlu tutulduğunu ve silahlı muhalif gruplara ilişkin bir önlem önerilmediğini söyledi.Arap Birliği tarafından hazırlanan ilk taslak metin üzerindeki görüşmelerde bir uzlaşma sağlanamamış bunun üzerine Faslı diplomatlar, Rusya'nın, karar taslağında bulunmasına itiraz ettiği pek çok ifadenin yer almadığı yeni bir metin hazırlamışlardı.Rusya, Beşar Esad'ın görevi bırakmasını istemenin, Suriye'de rejim değişikliği anlamına geleceğini savunarak karar taslağına itiraz ediyordu.Suriye'nin en büyük silah sağlayıcısı olan ve toplam 4 milyar dolara ulaşan silah ticareti anlaşmalarına sahip olan Moskova yönetimi, Güvenlik Konseyi'nin 'silah satışının durdurulması' talebini de reddediyordu.Londra merkezli Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, çoğunluğu Humus kentinde olmak üzere, Suriye'de pazar günkü şiddet olaylarında ülke çapında 28 sivilin öldüğünü öğrendiklerini söylüyor.İnsan hakları savunucuları ve Suriye'deki aktivistler, Mart ayında başlayan ayaklanmadan bu yana ölenlerin sayısının 7 bin kişiyi aştığını ileri sürüyor.Beşar Esad yönetimi, ''teröristlere ve silahlı çetelere'' karşı verilen mücadelede güvenlik güçlerinin en az 2 bin üyesinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. 06.Şubat.2012