02/22/2012

Yunanistan'ı kurtarma planı onaylandı

Brüksel-
Brüksel'den gelen haberlere göre Euro Bölgesi Maliye Bakanları Yunanistan'a kurtarma paketine onay verdi. Dün başlayan ve sabah erken saatlere dek süren görüşmeler sonucunda kabul edilen anlaşma, Yunanistan'a 130 milyar euroluk kurtarma paketini onaylıyor.Karşılığında Yunanistan, borçlarını 2020 yılına dek GSMH'nin yüzde 121'ini aşmamasını sağlamakla yükümlü olacak.Zirve öncesinde, Fransa Maliye Bakanı Francois Baroin, Yunanistan'ın kurtarma paketi konusunda anlaşma koşullarının hazır olduğunu söyledi.Maliye bakanları, Atina'nın Mart ortasındaki ödemelerini yapıp iflastan kurtulmak için ihtiyaç duyduğu 130 milyar euroluk mali yardım paketinin son ayrıntılarını gece boyu görüştü. Yunanistan Başbakanı Lukas Papadimos, yardım paketini sağlayabilmek için dün Brüksel'e gitmişti. Kurtarma paketi çerçevesinde Yunanistan'a borç veren özel sektörün alacaklarının yüzde 70 azaltılmasına verdiği onayla birlikte, Yunanistan'ın borcunun 100 milyar euroluk kısmı silinecek.Yardım paketinin onaylanması, Atina'nın istenilen şartları yerine getirmediği gerekçesiyle daha önce ertelenmişti.Atina, Troyka olarak bilinen Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası'ndan 130 milyar euroluk kurtarma paketi alamasaydı, Mart ayı ortasında yapması gereken 14,5 milyar euroluk tahvil ödemelerini yapamayacaktı. Ancak bir çok ekonomist Yunanistan'ın iflası ve eurodan çıkarılması riskinin henüz ortadan kalkmadığına dikkat çekiyor. Yunanistan, son iki senedir taahhüt ettiği hiçbir hedefi tutturamadığı için Avrupalı yetkililerin yoğun baskısı altında.Euro bölgesi başkanı Jean-Claude Juncker, Cuma günü yaptığı açıklamada Yunanistan'ın mali politikalarının daha sıkı kontrol etmek istediklerini söylemişti. Kurtarma paketi serbest bırakılsa dahi, Atina'nın borçlarını idare edebilecek bir seviyeye düşürüp düşüremeyeceğinin belli olmadığına dikkat çekiyor.Atina'ya 2010 yılında verilen 110 milyar euroluk kurtarma paketi, krizin önlenmesine yeterli gelmediği için ikinci kurtarma paketine gerek duyuldu. 21.Şubat.2012

Yunanistan'ı Euro'dan çıkarmak istiyorlar

Atina-
Yunan Maliye Bakanı Evangelos Venizelos, bazı ülkelerin Yunanistan'ı Euro bölgesinden çıkarmak istediklerini söyledi. Venizelos söz konusu Euro bölgesi ülkelerinin "ateşle oynadığını" savundu.Evangelos Venizelos, bu açıklamayı Euro bölgesi maliye bakanlarının Yunanistan'a verilmesi planlanan 130 milyar Euro'luk kredi konusunda yapacağı telekonferans öncesinde yaptı. Yunanistan bu parayı alabilmek için yeterince kesintiye gideceği konusunda Avrupa Birliği ve IMF'yi ikna etmek zorunda.Kurtarma paketi kapsamında Yunanistan'ın bankalara olan borcundan 100 milyar Euro daha silinmesi de öngörülüyor.Yunanistan Parlamentosu kurtarma paketi için şart koşulan kemer sıkma önlemlerini Pazar günü onaylamıştı. Ancak Euro bölgesi maliye bakanları yapılacak kesintilerin içeriği konusunda daha fazla ayrıntıya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.Maliye bakanları ayrıca Nisan'da yapılacak seçimlerde kim kazanırsa kazansın, ana siyasi partilerin kesintileri uygulayacağı konusunda taahhütte bulunmasını istiyor.İki büyük siyasi parti, bu konuda güvence verdi.Muhafazakar Yeni Demokrasi Partisi'nin Başkanı Antonis Samaras, seçimi kazanmaları halinde programın hedeflerine bağlı kalacaklarını belirtti. Yunanistan Maliye Bakanı Venizelos ise, kemer sıkma önlemleri konusunda açıklığa kavuşturulacak çok az şeyin kaldığını ve bunları telekonferanstan önce tamamlayacaklarını söyledi. "Euro bölgesi içinde birçoğu bizi artık istemiyor" diyen Venizelos, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas'ın "sembolik ve onurlu" bir kararla maaşından feragat ettiğini açıkladı.Yunan Cumhurbaşkanı'nın yıllık maaşının 280 bin Euro olduğu belirtiliyor. 16.Şubat.2012

Çin'de ithalat ihracat düştü

Pekin-
Çin'in ihracatı Ocak ayında, iki yıl aşkın bir süreden sonra ilk kez düşüş gösterdi.Ocak'ta yüzde 0.5 düşen ihracat, küresel ekonomideki yavaşlamanın Çin'e etkisi konusunda kaygılı yorumlara yol açıyor. Küresel ekonomide talebin düşmesi nedeniyle Çin'e verilen siparişlerin de azalması Pekin'i endişelendiriyor. Ayrıca Çin'in Ocak ayındaki ithalatının da yüzde 15.3 düştüğü açıklandı. Bu veri, iç talebin de gerilediği endişesini doğuruyor.Çin hükümeti, ihracattaki düşüşü dengelemek amacıyla, iç tüketimi canlandırmayı hedefleyen adımlar atıyordu. Gözlemciler, Çin Yeni Yılı kutlamaları nedeniyle kapalı kalan iş yerlerinin Ocak ayı verilerini kısmen açıklayabileceğini, fakat düşüşün arkasındaki tek nedenin tatil dönemi olamayacağını vurguluyor. Özellikle ithalat rakamlarında görülen tahminlerin üzerindeki düşüşün, ekonomik büyümede yavaşlamaya işaret ettiğinden endişe duyuluyor.Çin'in ihracat sektöründe ise ABD ve AB ekonomilerindeki durgunluğun etkilerinin görüldüğü anlaşılıyor.Euro bölgesindeki borç krizi ve ABD'de yüksek seyreden işsizlik, Çin'in ihraç ürünlerinin iki ana pazarında tüketici güvenini sarsmış durumda.Cuma günü açıklanan resmi rakamlar Çin ile AB arasındaki ikili ticaretin Ocak ayında yüzde 7'yi aşkın oranda gerilediğini gösterdi.Ekonomi analistleri, euro bölgesinde süregiden borç krizinin Çin'in ekonomik büyümesi önündeki en büyük tehdidi oluşturduğunu söylüyorlar.13.Şubat.2012

İngiltere Merkez Bankası piyasaya 80 milyar dolar pompaladı

Londra-
İngiltere Merkez Bankası ekonomiyi canlandırmak içi piyasaya 50 milyar sterlin (yaklaşık 80 milyar dolar) enjekte etme kararı aldı. Kararın hayata geçirilmesiyle nicel gevşeme adıyla anılan program kapsamında ekonomiye pompalanan paranın miktarı 325 milyar sterline (yaklaşık 515 milyar dolar) ulaşacak.Merkez Bankası 2009'da uygulamaya başladığı bu program uyarınca daha çok bankalardan hazine bonosu satın alıyor. Böylece bankaların kredi verme kapasitelerinin artırılması hedefleniyor.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bugünkü toplantısında ayrıca gösterge faiz oranını yüzde 0,5'te tutma kararı aldı.Faizler, Mart 2009'dan bu yana, rekor kabul edilen bu seviyede tutuluyor. Ekonomi uzmanları başlangıçta ekonomiye enjekte edilecek paranın miktarının 75 milyar sterlin olacağını tahmin ediyordu.Fakat, imalat ve hizmet sektörüne ilişkin verilerin umulandan daha iyi çıkması üzerine bu rakam 50 milyar sterline çekildi.Bununla birlikte euro bölgesindeki borç krizi ve tüketici harcamalarının hala düşük olması nedeniyle kaygılar devam ediyor.
IHS Global Insight'ın baş ekonomisti Howard Archer, "Gayri safi yurt içi hasılanın geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,2 azalmasından sonra gelen olumlu işaretlere karşın ekonominin önünün açıldığını söylemekten çok uzağız. Sürdürülebilir, normal bir büyüme oranının önünde hala ciddi engeller var" dedi. 10.Şubat.2012

Almanya'nın ihracatı bir trilyon euroyu aştı

Berlin-
Almanya'nın, 2011'de dış ticaret fazlasının 158 milyar euroya ulaştığını açıkladı. İhracatın da yüzde 11.4 artarak ilk kez 1 trilyon euroyu aştığı bildirildi.Alman ulusal istatistik bürosu, ithalatın da yüzde 13.2 artarak 902 milyar euro seviyesine ulaştığını duyurdu.Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'nın dış ticaret fazlası 2010 yılında 155 milyar euro olarak gerçekleşmişti.Almanya'nın Avrupa Birliği'nin dışına ihracatı da geçen yıl yüzde 13.6'lık artışla 432 milyar euroya ulaşırken, Avrupa Birliği'nin diğer üyelerine yönelik ihracatı ise yüzde 9.9 artış göstererek 627.3 milyar euroyu aştı. Bunun 420 milyar eurosu ise euro bölgesi ülkelerine yapıldı.Almanya'nın bir önceki yıl 142 milyar euro olarak gerçekleşen ödemeler dengesi fazlası ise 2011'de 136 milyar euro olarak gerçekleşti.Avrupa Birliği'nin en güçlü ekonomiye sahip ikinci ülkesi Fransa'da ise merkez bankası 2012'nin ilk üç ayında ülke ekonomisinin büyümesinin yüzde 0 civarında gerçekleşeceği tahmininde bulundu.Fransız ekonomisinin 2011'deki dış ticaret açığı 70 milyar euro olarak kaydedildi. 09.Şubat2012

Yunanistan  kemerleri sıkma programını görüşüyor

Atina-
Yunanistan'da koalisyon hükümetini oluşturan siyasi partiler, AB ve IMF’nin kurtarma fonunu alabilmek için gerekli şartları kabul etme konusunda müzakerelere yarın tekrar başlayacak.Almanya Başbakanı Angela Merkel, Yunan siyasetçilerden fonlar için istenen ek kemer sıkma önlemleri üzerinde bir an önce anlaşmaya varmalarını istedi.Ancak, Avrupa Birliği ile Uluslararası Para Fonu'nun şart koştuğu kemer sıkma önlemleri konusunda, koalisyonu oluşturan partiler arasında yapılan müzakereler Pazar günü sonuçsuz kalmış ve Salı gününe ertelenmişti.Atina, iflası önleyebilmek için 130 milyar euro civarında kurtarma fonuna ve özel sektör alacaklılarının yardımına muhtaç.Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de, anlaşmaya varmak için sürenin daraldığını söyledi.Sarkozy ayrıca, Yunanistan'ı yönetenlerin verdikleri vaatlerin gereğini yapmaları gerektiğini de belirtti.130 milyar euroluk kurtarma paketinin fonu büyük ölçüde Almanya tarafından sağlanacak.Fransa'nın başkenti Paris'te bir açıklama yapan Merkel, euro bölgesi liderlerinin Yunanistan'daki tartışmalardan bıkkınlık duyduklarını ifade etti.Atina, bono piyasalarına 20 Mart itibariyle ödemesi gereken 14,4 milyar euroluk borcu ödeyemeyecek durumda.AB ve IMF'nin kurtarma paketi karşılığında Yunanistan'dan istediği şartlar arasında şunlar bulunuyor:

  • Kamu harcamalarında Gayrı Safi Milli Hâsılanın yüzde 1,5'ine denk düşen bir oranda ek kesinti yapılması
  • Yunanistan bankalarına, kamulaştırma yapmaksızın sermaye desteği sağlanması
  • Asgari ücreti ve tatil ikramiyelerini düşürerek emek giderlerinin düşürülmesi
  • Kamu sektöründe işten çıkarmalara devam edilmesi
  • Emeklilik programlarında kesintiler yapılması

Yunanistan Başbakanı Lucas Papademos ile koalisyonu oluşturan üç partinin liderleri arasındaki görüşmelerde, bu maddelerden bazıları üzerinde uzlaşma sağlanırken, tümü konusunda bir mutabakata varılamamıştı.07.Şubat.2012

Türkiye'de enflasyon son üç yılın zirvesinde

Ankara-
Türkiye'de yılın ilk ayında enflasyon oranları son üç yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, Ocak ayında TÜFE yüzde 0.56, ÜFE yüzde 0.38 arttı. Yıllık bazda TÜFE yüzde 10.61, ÜFE yüzde 11.13 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon TÜFE'de Kasım 2008'den beri en yüksek düzeye çıktı.TÜFE'de ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 2,06 ile ulaştırma grubunda görüldü.Ocak ayında endekste yer alan gruplardan çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,79, ev eşyasında yüzde 1.58, konutta yüzde 1.32, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.13, eğlence ve kültürde yüzde 0.83, lokanta ve otellerde yüzde 0.75, sağlıkta yüzde 0.09, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 0.02 artış meydana geldi.Haberleşmede yüzde 0.01, eğitimde yüzde 0.05, giyim ve ayakkabıda yüzde 7.88 düşüş gerçekleşti.Yıllık bazda TÜFE'de en yüksek artış yüzde 18.53 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda oldu.Onu çeşitli mal ve hizmetler (yüzde 17.63), ulaştırma (yüzde 12.90), gıda ve alkolsüz içecekler (yüzde 11.67), ev eşyası (yüzde 11.65) izledi.Ocak ayının zam şampiyonu yüzde 34.58'lik artışla salatalık oldu.Onu yüzde 33.33'le piyango bileti, yüzde 25'le sayısal loto, yüzde 23.04'le beyaz lahana izledi.Köprü geçiş ücreti yüzde 13.34, doğalgaz abonman ücreti yüzde 12.38, otoban geçiş ücreti yüzde 11.31 arttı. 06.Şubat.2012

Dev cep telefonu pazarında yolsuzluk

Yeni Delhi-
Hindistan tarihinin en büyük yolsuzluk davalarından birine bakan Yüksek Mahkeme, yüzü aşkın şirkete dört yıl önce verilen telekom işletme ruhsatlarının iptaline karar verdi.Kararda, ruhsat verilmesi için uygulanan yöntemle ihale koşullarının yerine getirilmemiş olması nedeniyle, hazinenin on milyarlarca dolar zarara uğradığı bildiriliyor.Hindistan dünyanın en büyük ikinci cep telefonu pazarı ve geçen yıl itibariyle kullanıcı sayısı 900 milyona yaklaşıyor. İhaleden sorumlu olan dönemin Haberleşme Bakanı Andimuthu Raja, bu ihale nedeniyle rüşvet aldığı suçlamasıyla yargılanıyor.Kasım ayında iddialar ardından görevden ayrılan Raja, suçlamaları reddederek herhangi bir usûlsüzlük olmadığını söylüyor.Raja, teklif usûlü ile ilahe açmak yerine, ruhsatları başvuru sırasına bakarak 'ilk gelene hizmet' esasında dağıtmıştı.2008 yılında ikinci nesil cep telefonları (2G) için açılan işletme ihalesinde 122 şirkete ruhsat verilmişti. Ancak Yüksek Mahkeme bu ruhsatların keyfi şekilde ve anayasayı ihlal eder nitelikte verildiğini söyledi.Yargıçlar, ayrıca İçişleri Bakanı Palaniappan Chidambaram hakkında da dava açılmasının gerekip gerekmediğinin soruşturulmasını istedi.Muhalefet milletvekilleri, Chidambaram'ın o dönemde maliye bakanı olduğunu ve usülsüzlüklere müdahale etmiş olması gerektiğini savunuyor. Bakan, suçlamaları reddediyor.İptal edilen lisanslar arasında Uninor, Loop, Videocon, Idea Cellular, Tata Telecom ve Swan şirketlerininkiler var.Kararın Hint cep telefonu kullanıcılarının yüzde 5'ini etkilediği bildiriliyor. Bu kullanıcıların başka operatörlere geçebileceği açıklandı.Hindistan-Norveç ortaklığındaki Uninor, kararın kendilerini şoka uğrattığını ve adaletsizliğe uğradıklarını düşündüklerini söyledi.Önümüzdeki dört ayda iptal edilen 2G lisansları için yeni bir ihale açılacak.Ancak aradan geçen sürede 3G teknolojisine geçildiği ve pazar konsolide olduğu için lisanslara talebin nispeten azalacağı tahmin ediliyor.Lisanslar 2008'de hazineye 2,7 milyar dolara tekabül eden girdi sağladı. Ancak müfettişler, o zamanki piyasa koşullarında bu tutarın 36 milyar olabileceğini belirtiyor.Yeni ihaleden ise 20 milyar dolar kadar gelir bekleniyor.Bu skandal Manmohan Singh liderliğindeki koalisyon hükümetini zora sokmasının yanı sıra, Hindistan telekom sektörüne yatırım yapan firmaları da huzursuz etti.Karar arından hisseleri borsada işlem gören tüm büyük telekomünikasyon şirketleri değer kaybetti. 03.Şubat.2012

Amazon karında büyük düşüş

New York-
İnternet perakende devi Amazon kârlılığında keskin bir düşüş yaşandığını belirterek, bu yılın mali bilançosunun tahmin edilenden daha kötü olabileceği uyarısında bulundu.Aralık ayında sona eren üç aylık dönemde Amazon'un kârı 177 milyon dolara geriledi. 2010 yılının aynı döneminde bu 416 milyon dolar olarakgerçekleşmişti.Amazon'un aynı dönemde cirosu artmış olmasına karşın kârının düşmesi dikkat çekici.Ancak şirket yatırım yapmayı sürdürdüğü için bu yılın ilk çeyreğinde para kaybetmeye devam edebileceği uyarısında bulundu.Beklentilerin altındaki tahminler amazon hisselerinde yüzde 8 oranında gerilemeye neden oldu. Credit Agricole'den James Lee, ''Amazon ucuz bir hisse senedi değil, dolayısıyla herhangi bir hayalkırıklığı piyasada ciddi bir tepkiye neden oluyor'' dedi. Şirketin ABD'deki satışları, büyük ilgi gören e-kitap okuyucu cihazı Kindle sayesinde arttı.Satışların artmasında yeni dokunma ekranlı Kindle Fire'ın piyasaya sürülmüş olmasının da etkisi olduğu tahmin ediliyor.Amazon.com'un İcra Kurulu Başkanı Jeff Bezos, ''Kindle Fire ve Kindle e-okuyucu cihazlarımızı satın alan müşterilerimize minnettarız. Sayelerinde Kindle ABD ve Avrupa'da en çok satan ürün oldu'' dedi. 02.Şubat.2012

Euro bölgesinde rekor işsizlik

Brüksel-
Euro bölgesi toplamında işsizlik oranının 2011'in son ayında tarihi bir noktaya ulaştığı tespit edildi.Avrupa Birliği İstatistik Bürosu Eurostat'ın açıkladığı resmi verilere göre, Aralık ayı itibariyle euro para biriminin kullanıldığı 17 ülkenin bütünündeki işsizlik oranı yüzde 10,4'e ulaştı.Buna göre euro bölgesinde 16,5 milyon insan resmi olarak işsiz durumda. Bu rakam bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 0,4’lük artışla, 751,000 kişinin daha işsizler arasına katıldığı anlamına geliyor.17 ülke arasında işsizlik oranı yüzde 22,9'la İspanya en yüksek rakama ulaştı.Avusturya ise yüzde 4,1'lik işsizlik oranıyla euro kullanan ülkeler arasında işsizlik sorunun en düşük olduğu ülke olarak göze çarpıyor.Eurostat'ın verileri, 2011 yılı boyunca derinleşerek süren borç krizinin işsizlik oranlarını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.2010'un son ayında yüzde 10 civarında seyreden 17 ülkenin toplam işsizlik oranı, 2011 sonuna gelindiğinde yüzde 0,4'lik artış gösterdi."İstihdam artışı düşük ihtimal"Uzmanlar, euro bölgesi işsizlik oranının 2012 boyunca artma eğiliminde olacağı görüşündeler.Citigroup'tan iktisatçı Guillaume Menuet, birçok sektörde yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan tablonun istihdama dair beklentilerin olumlu olmadığını ortaya koyduğunu belirtiyor.Menuet, mali belirsizlik sebebiyle birçok şirketin yatırım planlarını ertelemekte olduklarını, buna bağlı olarak da istihdamın artması ihtimalinin düştüğünü söylüyor.Menuet, ekonomik olarak iyi durumda olan şirketlerde işe alımların "dondurulduğunu", zararda olan şirketlerde ise işten çıkarmaların yaşandığına dikkat çekiyor.Avrupa Birliği'ne üye 27 ülke genelinde işsizlik oranı 2011 sonu itibariyle yüzde 9,9 olarak tespit edilmişti. Bu oran, 23 milyon 800,000 kişinin işsiz olduğu anlamına geliyor. 01.Şubat.2012

Gökdelenlerdeki artış, mali kriz işareti

Londra-
Dünyanın en yüksek binalarının inşasıyla, finans krizleri arasında "sınırlı da olsa bir bağ" bulunduğu iddia edildi.Barclays Capital isimli İngiliz yatırım firması tarafından yapılan araştırmada dünyanın en yüksek binalarının büyük finans krizlerine yakın zamanlarda inşa edildiği tespit edildi.Örneğin, Empire State Gökdeleni 1930larda Amerikan ekonomisine damgasını vuran Büyük Bunalım yaklaşırken inşa edildi.Şu an dünyanın en yüksek binası olan Burç Halife ise Dubai'deki mali durgunluğunun hemen önce inşa edildi.Araştırmada şu an dünya üzerinde inşa edilmekte olan gökdelenlerin büyük kısmının Çin'de yapıldığını, Hindistan'da ise 14 dev gökdelinin inşasına başladığına dikkat çekildi.Barclay Capital uzmanlarına göre, dünyadaki en yüksek binalar çoğunlukla emlak sektöründe yaşanmakta olan büyümelerin parçası olarak inşa edildi.Uzmanlar ayrıca gökdelen inşa eğiliminin çoğunlukla sermayenin yanlış tahsis edilmesi sürecinde ve mali normalleşme öncesinde arttığına dikkat çektiler.Dünyanın ilk gökdeleni olan Equitable Life binasının inşası 1873'de tamamlanmış ve inşa süreci beş yıl süren resesyona denk gelmişti.Chicago'da 1974 yılında inşası tamamlanan Willis Towers gökdeleni de küresel petrol krizi döneminde yapılmıştı.1997'de Malezya'da tamamlanan Petronas Kuleleri de Asya finans kriziyle aynı dönemde inşa edildi.Barclays Capital'dan yapılan açıklamada bu bulgular ışığında gökdelen inşa edilen ülkelerin yakın geleceğinde mali problemler yaşanabileceği öngörüsünde bulunuluyor.Buna göre dünya üzerinde gökdelenlerin yüzde 53'ini inşa eden Çin'e dikkat çekiliyor.Barclay Capital, "Gökdelenler Raporu" isimli araştırmasını 1999'dan bu yana her yıl yapıyor. 31.Ocak.2012

İran ile gerginlik petrol fiyatlarını artırıyor

New York- 
Avrupa Birliği’nin İran petrolüne yeni yaptırım kararı, İran’ın dünya petrolünün en önemli geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehlikesini arttırdı, tansiyonu yükseltti. Petrol ambargosu, İran’ı nükleer programını açıklamaya zorlamak için daha önce alınan ekonomik yaptırımların bir bölümü.Dünya petrolünün beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor, büyük bölümü Asya ve Avrupa ülkelerine sevkediliyor. Enerji Politikaları Araştırma Vakfı Başkanı Lucian Pugliaresi, boğazın kapanmasının petrol piyasasında paniğe yol açacağını söylüyor: "Eğer İran Hürmüz Boğazı’nın kapatma girişiminde bulunursa, muhtemelen petrol fiyatları tırmanacak, büyük olasılıkla varil başına 40, 50, hatta 60 dolar artacak."Çin’de ve öteki gelişen ülkelerde petrole talebin artması yüzünden, yüksek petrol fiyatlarının ne kadar süreceği, Hürmüz Boğazı’nın ne kadar kapalı kalacağına ve diğer petrol üreten ülkelerin talebi karşılamak isiteyip istemeyeceğine bağlı olacak.Pugliaresi açıklıyor:"Burada esas konu, çok entegre bir dünya petrol piyasasının parçası olmamız ve herhangi bir bölgeden petrol sevkinin aksamasının bütün dünyayı etkileyecek olması."Avrupa’nın son yaptırım kararı, Avrupa’daki İran mal varlığının dondurulmasını ve Avrupa’ya petrol ihracının durdurulmasını öngörüyor. İran, stratejik Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini sık sık tekrarlıyor.Birçok Batılı gözlemci, İran’ın blöf yaptığını söylerken Enerji Politikaları Araştırma Vakfı’ndan Lucian Pugliaresi, bundan emin değil. Petrol, günde 2 milyon varille, İran’ın dış gelirinin yüzde 80’ini oluşturuyor. Pugliaresi şöyle konuşuyor:"Bir kere Hürmüz Boğazı’nı kapatır, sonra da açılması için harekete geçerseniz, İran’ın yapacaklarını tahmin edemezsiniz. İran’ın orantısız tepki göstermesi mümkün, bu da Ortadoğu’daki istikrarsız durumu daha da kötüleştirebilir."Amerika, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına izin vermeyeceği uyarısında bulundu. Ancak İran’ın sadece boğazı kapatma tehdidi bile Amerika’da benzin fiyatlarının son 12 ayın en yüksek düzeyine fırlamasına neden oldu.Tüketiciler depolarını doldururken her gün farklı ödeme yapmaktan şikayetçi.Pugliaresi’ye göre, dünyanın en büyük petrol üreticisi olan birçok ülkedeki siyasi istikrarsızlık yüzünden tüketicilerin ekonomik kaygıları da artıyor. Yüksek petrol fiyatlarının zaten zayıf olan küresel ekonomiyi tekrar rayından çıkarması mümkün. Amerika’nın da ülke içi enerji üretimini büyük ölçüde arttırması şart. 30.Ocak.2012

İran gerginliği petrol fiyatlarını tırmandırdı

New York-
İran'ın nükleer programı konusundaki gerilimin tırmanması dolayısıyla, ham petrol fiyatları son sekiz ayın en yüksek düzeyine yükseldi.Brent tipi petrolün bir ay vadeli fiyatı varil başına 1,14 dolar yükselerek 120,72 dolara ulaştı. Fiyatlar en son geçen yıl Haziran'da bu düzeye ulaşmıştı. Amerikan tipi hafif petrol ise 1,93 dolar artışla, varili 105,17 dolardan işlem görüyor. Dünyanın en büyük beşinci petrol ihracatçısı olan İran'a nükleer programı konusunda uygulanan yaptırımlar, ülkenin en önemli döviz girdisini oluşturan petrol satışına yönelmeye başladı.ABD ardından, Avrupa Birliği satışları durduran yaptırımları Temmuz'da uygulamaya hazırlanıyor.27 üyeli birlik, İran petrolünün yüzde 18'ini alıyordu.İran petrol bakanlığı ise dün, bu adımın uygulamaya girmesini beklemeden bu konudaki yaptırım girişimlerinde başı çeken İngiltere ve Fransa'ya petrol satışını durdurduğunu duyurdu.İranlı yetkililer, aleyhlerinde tavır alan diğer Avrupa ülkelerinin de benzer adımlara hedef olacağını kaydetti.Tahran yönetimi nükleer programının barışçıl olduğunu vurgulasa da BM Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, elinde İran'ın "nükleer bir patlayıcı geliştirilmesine yönelik" denemeler yaptığına dair bilgiler olduğunu kaydediyor.İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House'dan Profesör Paul Stevens, AB ülkelerinin şimdi alternatif petrol kaynakları, İran'ın ise yeni alıcılar aradığını; fiyatın da bu belirsizlik nedeniyle yükseldiğini belirtiyor.şta küresel ekonominin performansı da etkili oldu.ABD ve Çin ekonomilerindeki büyüme, talebi artırıyor.ABD, 2008 mali krizinin olumsuz etkilerine rağmen hala dünyanın en büyük petrol tüketicisi.Buna ek olarak Avrupa'da etkili olan doğuk dalgası ve Güney Sudan ile Suriye'den Avrupa'ya arzın kesilmiş olması da fiyatın yükselmesine katkıda bulunuyor.Profesör Stevens İran ile yaşanan gerilim çözülürse fiyatın yeniden gerileyebileceğini düşünüyor; "ancak bunun olacağı şüpheli" diyor.Stevens'a göre "İran'a saldırı düzenlenirse, o zaman tüm hesaplar değişir".İran, daha önce nükleer programı sebebiyle gündeme gelen yaptırımlara misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı geçişe kapatma tehdidinde bulunmuştu.Basra Körfezi'nden petrol taşımacılığı için kilit önemdeki Hürmüz Boğazı dünya petrolünün yüzde 20'sinin aktarıldığı önemli bir geçiş noktası.Gerilime rağmen İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, İran ve altı BM üyesi tarafından yürütülen çözüm görüşmelerinin İstanbul'da devam edeceğini söyledi, ancak tarih vermedi. 22.Şubat.2012

İspanya'da iş yasası reformuna tepki

Madrit-
İspanya'da binlerce kişi, hükümetin son kemer sıkma önlemlerinin işçi haklarını zedelediği gerekçesiyle sokaklara döküldüİspanyol sendikalar, protesto gösterisine bir milyon kişinin katıldığını söylüyor. Emniyet kaynaklarına göre ise gösterilere çok daha az kişi katıldı.Bir çok kentte eş zamanlı düzenlenen gösterilerin en büyüğü başkent Madrid'deydi.Protestocular, "İşçiye ekmek yoksa, patrona da huzur yok" yazılı pankartlar taşıdı.İspanya'da geçen Kasım ayında iktidara gelen muhafazakar hükümet, yüzde 28'e varan işsizlik oranlarının düşürülebilmesi için reformların şart olduğunu savunuyor.Reformlarla gençlerde işsizlik oranlarının azaltılması, ayrıca geçici istihdam sorunun çözülmesi amaçlanıyor.İspanya hükümeti, reformların işletmeler ve çalışanlar açısından daha esnek bir sistem yaratacağını savunuyor.Çalışanlar ise haklarının korunmadığına dikkat çekiyor.En fazla tepkiyi ise işverenlerin, işten çıkardıkları çalışanlara yapacakları tazminat ödemelerine ilişkin planlar çekti.İspanya'da işsiz sayısı 2011'in son çeyreğinde 5 milyon barajını aştı.Ulusal İstatistik Enstitüsü, Aralık sonu itibariyle İspanya'da 5,3 milyon kişinin işsiz olduğunu açıkladı.17 üyeli Euro bölgesinde en yüksek işsizlik oranına sahip olan İspanya'nın bu yıl tekrar resesyona girmesi bekleniyor. 20.Şubat.2012

Euro bölgesi ekonomisi küçüldü

Brüksel-
Euro Bölgesi ekonomisi geçen yılın son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 oranında küçüldü. AB İstatistik Kurumu’nun verdiği bilgilere göre, Euro Bölgesi’nde geçen yıl büyüme oranı ise sadece yüzde 1,5 oldu.  Borç kriziyle sarsılan Euro Bölgesi'nde ekonomi, iki buçuk yıldan bu yana ilk kez 2011 yılının son çeyreğinde küçüldü. Euro Bölgesi Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası 2001 yılının ekim-aralık ayları arasında bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,3 oranında küçüldü. Avrupa Birliği İstatistik Kurumu Eurostat'ın verdiği bilgilere göre, diğer ekonomiler resesyona girerken, AB'nin güçlü ekonomisi Almanya da ekonomik açıdan zayıfladı. Aynı dönem içerisinde Alman ekonomisi yüzde 0,2 oranında küçülürken, Euro Bölgesi ekonomileri içinde yalnızca Fransız ekonomisi yüzde 0,2'lik bir büyüme kaydetti.Uzmanlar, Fransa'nın olası bir durgunluğu engelleyebileceğini ifade ederken, İtalya'nın ise çoktan durgunluğa sürüklenmiş olduğunu belirtiyor. Euro Bölgesi'nin üçüncü büyük ekonomisi İtalya, 2011 yılının son çeyreğinde yüzde 0,7 oranında küçüldü.
Yunan ekonomisi yüzde 7 küçüldü

Euro Bölgesi'nin sorunlu ekonomileri Portekiz, İspanya ve Yunanistan ise büyüme rakamları açısından karamsar bir tablo ortaya koymaya devam ediyor. Eurostat'ın verilerine göre, geçen yılın son çeyreğinde Portekiz'in Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası yüzde 1,3, İspanya'nınki ise yüzde 0,3 dolayında küçüldü. Şu günlerde 130 milyar euroluk ikinci yardım paketini bekleyen Yunanistan'da ise ekonomi geçen yıl toplamda yüzde 7 dolayında küçüldü 17.Şubat.2012

Dünyanın en pahalı kentleri 

New York-
Yeni bir araştırmaya göre dünyanın en pahalı kenti Zürih.Zürih, bir yıl önce dördüncü sıradaydı; ancak Ekonomist İntelligence Unit dergisinin son geçim endeksleri raporunda İsviçre kenti Tokyo’yu geçti ve yirmi yıldan beri ilk kez birinci sıraya oturdu. Rapora göre İsviçre frangının geçen yıl güç kazanması Zürih’te tüketim mallarını başka yerlere kıyasla daha pahalı getirdi.Rapor, büyük kentlerde gıda, ulaşım, elektrik-su-gaz, özel okullar, hizmetçilik gibi alanlara ne kadar harcama yapıldığını araştırıyor. New York’taki geçim endeksini temel ölçü alan rapor, New York’a kıyasla Zürih’te yüzde 70 Tokyo’da ise yüzde 66 daha fazla para harcandığını ortaya koydu.New York, bu yıl sıralamada 11 kademe düşerek Chicago ile birlikte dünyanın 47’inci en pahalı kenti oldu.Pahalılıkta üçüncü sırayı yine İsviçre’deki Cenevre ile Japon Osaka kentleri paylaşıyor.131 kenti kapsayan araştırmada ilk 10’a giren diğer kentler Oslo, Paris, Sydney, Melbourne, Singapore ve Frankfurt olarak sıralanıyor.Rapora göre dünyanın en ucuz kentleri Karaçi, Mumbai, Tahran, Yeni Delhi, Cidde ve Panama City. 16.Şubat.2012

Moodys  İngiltere ve Fransa'yı negatif izlemeye aldı

New York-
Amerikan kredi derecelendirme kurumu Moody's İngiltere, Fransa ve Avusturya'nın ekonomilerini negatif izlemeye aldı. Moody's, İngiltere ve Fransa'nın, Avrupa'da yaşanan borç krizinin yarattığı ekonomik zayıflıkla başetmeleri konusunda kaygı duyulduğunu kaydetti. Moody's ayrıca İtalya, Portekiz ve İspanya'nın kredi notlarını da düşürdü. Geçen ay da diğer kredi derecelendirme kurumu Standard and Poor's, Fransa'nın da aralarında bulunduğu 9 Avrupa Birliği ülkesinin notlarını düşürmüştü. Bu ülkeler arasında İngiltere yer almıyordu. İngiltere'nin negatif izlemeye alınması, Moody's kurumunun, gelecek 18 ay içinde İngiltere'nin AAA olan kredi notunun kırılması olasılığını yüzde 30 olarak gördüğü anlamına geliyor. Stephanie Flanders, "bu değerlendirme, İngiltere hükümetinin tasarruf ekonomisi siyasetini değiştirmesinin istendiğini göstermiyor." diyor. İngiltere'de muhalefet, uygulanan tasarruf paketinin geri tepeceği uyarılarında bulunmasına rağmen, Maliye Bakanı, kemer sıkma önlemlerine bağlı kalmakta ısrarlı.İngiltere Maliye Bakanı George Osborne, Moody's kurumunun kararını değerlendirirken, "Bu, mevcut küresel durumda İngiltere'nin borçlarıyla başetmekten vazgeçemeyeceğini ortaya koyuyor." dedi.Hazine çevreleri de, Moody's kurumundan gelen uyarıyı fazla büyütmemeye özen gösteren yorumlar yaptı. Bir kaynak, Moody's kurumunun İngiltere'yi negatif izlemeye almasının, mali anlamda keyfî bir gevşemeye gidilmesinin, kredi notunun kırılmasını daha büyük bir olasılığa dönüştüreceğini söyledi; hükümetin bütçe açığını giderme amaçlı stratejisine bağlı kalmasının önemini vurguladı.İşçi Partisi'nin Maliye sorumlusu Ed Balls ise, Moody's kurumundan gelen kararın "önemli bir uyarı olduğunu" kaydetti. Balls, "Maliye Bakanının vergileri artırarak, kamu harcamalarını çok fazla ve çok hızlı keserek oynadığı kumarın geri tepeceğini, defalarca söyledik." dedi. 14.Şubat.2012

Yunanistan, AB ve IMF planlarını onayladı

Atina-
Yunanistan'da hükümet, AB ve IMF'nin ek mali yardım karşılığında dayattığı yeni kemer sıkma paketine parlamentodan onay aldı.Euro bölgesi maliye bakanları geçen hafta yaptıkları görüşmede, Yunanistan'ı Mart ayındaki iflastan kurtaracak mali yardım için şart koştukları koşullara yenilerini eklemişlerdi.Maliye bakanlarının Yunanistan'dan istekleri arasında, uygulanacak kemer sıkma programının Yunan parlamentosu tarafından Pazar gününe kadar onaylanması da yer alıyordu.PASOK ve Yeni Demokrasi Partisi, Yunan parlamentosundaki 300 sandalyenin 230'una sahip.Atina'dakiLowen, bazı milletvekillerinin aleyhte oy kullanmasına rağmen, paketin onaylanması sonucunun beklendiğini söyledi. Milletvekillerinin ek kemer sıkma paketini oyladıkları sırada sokaklara dökülen protestocularla polis arasında da çatışmalar yaşandı. Atina sokaklarındaki protestocular, göz yaşartıcı gaz ve copla müdahale eden polise, taş, sopa ve molotov kokteylleri ile karşılık verdiler.Kentteki bazı binalar da protestolar sırasında ateşe verildi.Ülkede 2008 yılından bu yana en şiddetli protestoların yapıldığı bildiriliyor. Yunanistan, teknokrat başbakan liderliğindeki bir ulusal birlik hükümetince yönetiliyor Troyka olarak bilinen Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası'nın vereceği 130 milyar euroluk mali yardım, Yunanistan'ın Mart ayında yapması gereken ödemeler için zorunlu görünüyordu.Aksi takdirde Yunanistan'ın iflası ve bunu sonucunda da ülkedeki bankacılık sistemi başta olmak üzere ekonominin daha da büyük bir krize girmesi söz konusu olacaktı. 13.Şubat.2012

Euro bölgesi Yunanistan'dan yeni taleplerde bulundu

Brüksel-
Brüksel'deki euro bölgesi maliye bakanları toplantısında, Yunanistan'a 130 milyar euro'luk ikinci yardım dilimini serbest bırakmadan önce Atina hükümetinin yerine getirmesi istenen yeni koşullar öne sürüldü. Toplantının başkanı Jean-Claude Juncker, Yunan koalisyon liderlerinin üzerinde anlaştığı son kemer sıkma politikalarının pazar günü parlamentonun onayını almasını bekleyeceklerini söyledi.Ayrıca, Yunanistan'ın 2012 yılı için bütçesinde 325 milyon euro tutarında ek tasarruf yapması gerektiği belirtildi.Euro bölgesi maliye bakanları, Yunanistan'ın siyasi liderlerinin reformları nisan ayında planlanan seçimlerden sonra da sürdüreceklerini taahhüt etmelerini de istiyor. Yunanistan'da teknokrat Başbakan Lukas Papadimos'un liderliğindeki ulusal birlik hükümetini oluşturan koalisyon ortakları, haftalardır süren müzakerelerin ardından maaşlarda büyük çapta kesinti dahil yeni bir dizi kemer sıkma önlemi konusunda dün anlaşmaya varmıştı. Fakat Jean-Claude Juncker, ''Son günlerde kaydedilen önemli ilerlemeye karşın, kurtarma paketi hakkında karar almamızı sağayacak gerekli unsurların hepsi masaya getirilmedi.'' dedi. Yunanistan, piyasalara mart ayındaki bono ödemelerini yapabilmesi için, AB ve IMF'nin kemer sıkma politikaları karşılığında taahhüt ettiği 130 milyar euro'luk kredi dilimine muhtaç. Yunan liderlerin bu hafta üzerinde anlaşmış olduğu kemer sıkma önlemleri arasında asgari ücretin yüzde 22 oranında düşürülmesi, çalışma yasalarının serbestleştirilmesi ve kamu sektöründen 15 bin kişinin işten çıkarılması gibi önlemler yer alıyordu.Fakat IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası'nın kilit taleplerinden biri olan emeklilik sisteminde reform konusunda Yunan liderler uzlaşmakta zorlandı.Koalisyon liderlerinin yılda 300 milyon euro dolayında tasarruf sağlaması beklenen bu reform konusunda son dakikada bir uzlaşı sağladığı açıklanmış olsa da, paranın nereden nasıl kesileceğinin ayrıntıları belli olmadı.Ek kemer sıkma önlemleri Yunan kamuoyunda öfkeli tepkilere neden oldu. Sendikalar, cuma günü başlayacak 48 saatlik genel grev çağrısında bulundu. 10.Şubat.2012

Yunanlı liderler hala anlaşamadı

Atina-
Yunanistan'da koalisyon ortaklarının yeni kemer sıkma önlemleri üzerindeki görüşmelerinde liderlerin halen geriye kalan tek bir konuda anlaşamadığı bildiriliyor. Başbakan Lukas Papadimos liderliğindeki ulusal birlik hükümetinde yer alan partilerin genel başkanları dün gece yedi saat boyunca pazarlık masasındaydı.Papadimos'un makamından yapılan yazılı açıklamada, halen uzlaşma sağlanamayan konunun ne olduğu belirtilmedi, fakat muhabirler emeklilik maaşlarında önerilen ek kesintilerin anlaşma önündeki engeli oluşturduğunu bildiriyorlar. Papadimos'un makamı, euro bölgesi maliye bakanlarının bugünkü toplantısından önce Yunanistan'daki koalisyon liderlerinin anlaşmaya varabilmesi için görüşmelere devam edileceğini açıkladı. Yunanistan'dan, Avrupa Birliği ve IMF'nin vaadettiği 130 milyar euro'luk ikinci kurtarma kredisini alabilmesi için, bugüne kadar uygulamaya soktuğu kemer sıkma önlemlerine yenilerini eklemesi isteniyor. Başbakan Papadimos ile AB ve IMF yetkililerinin son rötuşlarını yaptıkları tartışmalı kemer sıkma programının taslak metninde, asgari ücrette yüzde 20'lik kesinti yapılması, emekli maaşlarında indirime gidilmesi ve 15 bin kamu çalışanının işten çıkartılması öngörülüyor. Yeni kemer sıkma önlemleri kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor. Yunan parlamentosu önündeki bir eylemde göstericiler Alman bayrağını ateşe verdi.Yunanistan, Mart ayında uluslararası piyasalara borç ödemesi yapmakla yükümlü. Şayet AB ve IMF destekli yardım dilimini alamazsa, iflas bayrağını çekmekten başka çaresi kalmayacağı düşünülüyor. Yunanistan'a verilmesi öngörülen 130 milyar Euroluk kurtarma paketi kapsamında, özel yatırımcılar ve Yunan hükümeti arasında Atina'nın borcunun yüzde 70 oranında silinmesini öngören müzakereler de yürütülüyor. 09.Şubat.2012

Dünya cepten yiyor

Newyork-
Günümüzde "kalkınma" denince, özellikle ekonomik büyüme ve kişi başına düşen gelir kıstas alınıyor. Ancak insanlık 21'inci yüzyılı başarıyla tamamlamak istiyorsa, kalkınma ve hayat kalitesini yeniden tanımlamak zorunda.  Devletler ya da şirketler hakkındaki iflas haberleri, ekonomik kriz sürerken artık sıra dışı birer gelişme olmaktan çıktı. Küresel iflas ise pek kimsenin umrunda değil. Oysa ekolojik açıdan bakıldığında 1970’li yılların ortasından bu yana, deyim yerindeyse, cepten yiyoruz.
27 Eylül'de kaynakları tükettik

Global Footprint Network yani Küresel Ayak İzi Ağı adlı sivil toplum örgütü her yıl “Yaşayan Gezegen” adlı bir rapor yayımlıyor. Rapor, o yılki ekonomik faaliyetlerimizi ve hayatımızı sürdürmek için doğanın bir yıl içinde sağladığı kaynakları hangi tarihte tükettiğimizi saptıyor. Rapora göre, yılın geri kalan kısmında hayatımızı, bir sonraki yılın kaynaklarını erkenden tüketerek sürdürüyoruz. 2011 yılı için bu tarih 27 Eylül günüydü. 

Zenginlerde tüketim kapasitenin çok üzerinde

Raporda Almanya için ise, doğanın sağladığı kapasite 15 Mayıs’ta tüketilmiş olarak gözüküyor, zira diğer zengin sanayi toplumları gibi Almanya'da da tüketim, ülkenin doğal kapasitesinin çok üzerinde. Dünyanın en varlıklı ülkelerinde yaşayan ve dünya nüfusunun beşte birini oluşturan 1 milyar 400 milyon insanın, tüketimin yüzde 80’inden sorumlu olduğu bildiriliyor. Uzmanlar, tüm dünya nüfusunun aynı tüketim standardına sahip olması durumunda, toplam beş veya altı dünyaya ihtiyacımız olacağını belirtiyorlar.

Mutluluğun tanımı
Çevre ve Kalkınma Forumu Başkanı Jürgen Meier, Almanya’da ve diğer birçok ülkede mutluluk ile maddi varlığın neredeyse aynı şey olduğunun düşünülmesini, en önemli sorunlardan biri olarak gösteriyor. "Daha mutlu olmak için, daha varlıklı olmayı istiyor insanlar. O zaman daha çok üretip, daha çok tüketiyoruz ve ekonomi daha hızlı büyüyor. Büyüyen ekonomi de iyi bir şey, çünkü bu teoriye göre o zaman hepimiz mutlu oluyoruz” diyen Meier, neyse ki birçok insanın hayat kalitesi ve ekonomik büyüme arasındaki bu bağlantıyı daha sık sorguladığını belirtiyor. Meier, birçok ülkede insanların artık, daha çok üretimin, daha fazla strese yol açtığını ve insanları daha mutsuz ettiğini fark ettiğini kaydediyor ve "Son yıllarda, strateji değiştirmemiz gerektiğini öğrenmeye başladık” şeklinde konuşuyor.
Başarı baskısı hasta ediyor

Günbegün hissedilen başarı baskısı, depresyona, kalp ve dolaşım rahatsızlıklarına ya da intiharlara yol açıyor ve bunun malî faturası çok yüksek. Dünya Sağlık Örgütü, 20 yıl içinde depresyonun sanayi toplumlarında en yaygın hastalık olacağını tahmin ediyor. Sigorta şirketleri, sadece Almanya’da depresyonların ekonomiye yaklaşık 22 milyar euroluk maliyeti olduğunu bildiriyor. 08.Şubat.2012

İklim vergisine Çin vetosu

Pekin-Avrupa Birliği’nin havayolu şirketleri için başlattığı emisyon harcı tehlikede. Çin yönetimi milli havayolu şirketlerinin, 1 Ocak tarihinde yürürlüğe giren iklim koruma yönetmeliğine katılmalarını yasakladı. Çin havayolu şirketleri Pekin’in izni olmadan Avrupa Birliği’nin emisyon harcını ödeyemeyecek. Çin sivil havacılık dairesinin konuyla ilgili bildirisinde, havayolu şirketlerinin Avrupa Birliği düzenlemelerine dayanarak biletlere zam yapamayacakları ya da yolcularına ekstra harç ödetemeyecekleri belirtiliyor. Pekin yönetiminin bu kararı, Avrupa Birliği’nin iklimin korunması gerekçesiyle meydana getirdiği uygulamanın boykot edilmesi anlamına geliyor.1 Ocak 2012’den bu yana Avrupa Birliği havalimanlarına iniş kalkış yapan havayolu şirketleri Avrupa emisyon sertifikası ticaretine katılmak zorunda. Amaç sivil havacılığın da iklimin korunmasına katkıda bulunmasını sağlamak. Avrupa Birliği’nin son çevre inisiyatifi Çin, ABD ve Rusya tarafından boykot ediliyor. Çin sivil havacılık dairesi uygulamanın devletlerarası anlaşmalara aykırı olduğu görüşünde. Pekin’deki Avrupa Birliği heyetinin başkanı Markus Ederer, anlaşmazlığın görüşmeler yoluyla giderilmesini umuyor.Çin’in AB tarafından yapılan düzenlemeyi tanımadığını açıklaması Avrupa’ya yapılan uçak seferleri açısından değişikliğe yol açmayacak. Havalimanlarının, emisyon ticaretine katılmayan şirketlere kapatılması söz konusu değil. Brüksel’in düzenlemesi, yıllık emisyonlarını hesaplayıp, yılbaşından itibaren biriken emisyon borçlarını sertifika alarak kapatmaları için havayolu şirketlerine 2013 yılının nisan ayına kadar süre tanıyor. Yeni düzenlemeye göre bütün havayolu şirketlerine belli miktarda karbondioksit emisyon izni verilecek.Bu yıl için birikmiş emisyon borcunun yüzde 85’inden harç alınmayacak. Bu oran 2013 yılında yüzde 80’e düşecek. Havayolu şirketleri bu miktarın üzerinde ürettikleri karbondioksit için serbest piyasada emisyon sertifikası satın alacaklar. AB temsilcisi Ederer Avrupa’da uygulanan sistemin bu avantajına işaretle, gerçek emisyon maliyetinin havayolu şirketlerinin bütçesine yük getirmeyeceğini söylüyor. Ederer, “Çin yolcu uçakları için emisyon yönetmeliği 1 euro 90 centlik ek maliyet getiriyor. Bu meblağ, Pekin-Brüksel hattı için ödenen bilete ilave edilecek. Bunun, dünyayı kurtarmak, iklim değişikliği ile mücadele etmek ve birlikte ilerleme sağlamak için büyük bir fedakarlık olup olmadığının takdirini size bırakıyorum" diyor. 07.Şubat.2012

AB'ye dünyadan soyutlanma suçlaması

Melburn-
Avustralya Dışişleri Bakanı Kevin Rudd, Avrupa'yı kendi mali sorunlarına odaklanarak, Asya'nın yükselişini 'ıskalamakla' suçladı.Rudd Avrupa'nın 'iktisadi açıdan mezara vaktinden önce girme riskiyle karşı karşıya olduğu' uyarısında bulundu.Avustralyalı siyesetçiye göre bu, Avrupa için 'küresel siyasi nüfuzu açısından da erken ölüm' anlamına gelecektir. Eski Avustralya başbakanı olan Rudd bu açıklamayı, Münih'te yapılan uluslararası güvenlik konferansında dile getirdi.Rudd'a göre, Avrupa Çin ve Asya'nın büyüyen ekonomik gücü ve siyasi nüfuzuna ilişkin tartışmanın dışında kalmış durumda.Kendi iç sorunlarına odaklandığı için gözünü dış dünyay akapatmakla suçladığı Avrupa'nın 'aslında önemli alanlarda güçlü olduğunu ancak şu anda bu gücü dünya ölçeğinde harekete getirmediğini 'ileri sürdü.Ancak Avrupa Komisyonu'nun iç piyasadan sorumlu yetkilisi bu eleştirilerin yersiz olduğunu söyledi.Komisyon üyesi Michel Barnier Avrupa'nın 'krizden daha güçlü ve daha iyi örgütlenmiş halde çıkacağını' söyledi. 06.Şubat.2012

Sony 2 milyar dolar zarar açıkladı

Tokyo-
Japon elektronik devi Sony, geçen yılın son üç ayında satışlarında düşüş yaşandığını açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde 72 milyar yen (1.2 milyar dolar) kâr eden şirket, 2011'in son çeyreğindeki zararının 159 milyar yen (2.1 milyar dolar) olarak gerçekleştiğini bildirdi. Satışların da yüzde 17 düştüğünü kaydeden şirket, zararın talebin zayıf olmasından ve yenin diğer para kurları karşılığında değer kazanmasından kaynaklandığını söylüyor.Kasım ayında yıllık zararının 90 milyar yen olacağını tahmin etmişti. Şimdi bu tahmin 220 milyar yen olarak düzeltilmiş durumda.Meija Yasuda yatırım danışmanlık şirketinden Hisashi Kuroda ''Sony'nin gelirleri düşündüğümden daha kötü'' dedi.Kuroda, şirketin umudunun elektronik eşyadan çok oyun, film ve müzik satışlarında kazancını arttırmak olabileceğine dikkat çekti.Sony'nin televizyon departmanı son yedi yıldır zarar ediyor.Televizyon yatırımlarıyla ilgili sorunlar fiyatların düşmesi, aşırı üretim, yoğun rekabet ve elektronik pazarında yeni ürün tasarımlarından kaynaklanıyor.Sony çarşamba günü İcra Kurulu Başkanı Sir Howard Stinger'in 1 Nisan'da görevinden ayrılarak yerini yardımcısı Kazuo Hirai'ye bırakacağını açıklamıştı.Stinger başkanlık görevini sürdürmeye devam edecek.Shinhan Yatırımcılık'tan Kim-youn Chan, ''Sony'nin kaybettiği zenimi yeni liderlik altında geri kazanması kolay olmayacak. Zira genel olarak rekabet edebilirliği zayıflamış durumda. Sorun yapısal ve gidermesi yıllar alabilir'' dedi.03.Şubat.2012

Facebook halka açılmaya karar verdi

New York-
Sosyal etkileşime yeni bir tanım getiren Facebook, hisselerini piyasaya sürmek için gerekli işlemleri başlattı Facebook uzmanların beklentisinin yarısı olan 5 milyar dolarlık bir satış yapacağını açıkladı. Facebook'un hisselerini serbest piyasada işleme açması, teknoloji sektöründe merkala beklenen bir gelişme. Sekiz yıllık bir şirket olan ve 845 milyon kullanıcısı bulunan Facebook'un geçen yıl 1 milyar dolar kâr elde ettiği açıklandı. Piyasada işlem görmeye başlaması ardından yatırımcıların ilgisine göre şekillenecek olan facebook'un değerinin 100 milyar dolara ulaşabileceği belirtiliyor. 2004 yılında Google'ın hisselerinin borsada işlem görmeye başlamasından bu yana, Facebook'un hisseleri en büyük halka arz olarak değerlendiriliyor. Facebook, dünyanın en büyük sosyal paylaşım sitesi. İnternet üzerinde reklam verenler için cazip bir hedef. Şirketin gerçek değeri konusunda pekçok spekülasyon yapılsa da bugüne kadar gerçek malî tabloyu kimse bilmiyordu.Hisse senetlerini piyasaya sürmek üzere işlemleri başlatan Facebook şirketinin evraklarına göre Facebook'un günlük aktif 483 milyon kullanıcısı, çoğu reklamlardan olmak üzere, geçen yıl şirkete 668 milyon dolar gelir getirdi.Şirketin kurucusu Mark Zuckerberg'in geçen yıl aldığı maaş ve ikramiye toplamı 700 bin dolara ulaştı.Uzmanlar, sektöründe lider konumda olan Facebook'un hisselerini piyasaya sürmek için bunun doğru zaman olduğu görüşünde.Facebook'un hisselerinin işlem görmeye başlaması, sadece Silikon Vadisi'nde değil, Wall Street'te de yılın en merakla beklenen olaylarından biri.90'ların sonunda teknoloji şirketleri furyasının ani bir çöküşe uğramasından bu yana bu sektörün piyasa performansı dikkatle izleniyor.Geçen Aralık'ta teknoloji şirketi Zynga'nın büyük beklentiler bağlanan halka arzının düş kırıklığı yaratması ardından, bazı yorumcular yatırımcıların sosyal medya ortamından borsaya taşınan değerler konusunda hâlâ şüpheleri olduğunu düşünüyor.  02.Şubat.2012