02/21/2012
|

|
|
İsrail'i
Amerikalı yetkililer İran konusunda ikna edememiş

Telaviv- ABD'den
gelen Ulusal Güvenlik danışmanı Tom Danikon başkanlığında yüksek
düzeydeki Amerikan heyetinin İsrail'de yaptığı üç günlük
temaslarda (18-20 Şubat) başarıya ulaşamadıkları ortaya çıktı.
Amerikan heyeti Başbakan Netanyahu'nun dışında Savunma Bakanı Barak
ve İsrail Genel Kurmay Başkanı ile de bir araya gelmiş ama bu
yetkilileri İran'a saldırmama konusunda ikna edememişti. Şimdi
İsrail Başbakanı Netanyahu ile Obama'nın 5 mart tarihinde yapacağı görüşme
de bu sorunun halledilmesi umuluyor. Bu arada İsrail istihbarat sitesi
DEPKA, Türk ve NATO yetkililerinin Kürecik'teki radarın istihbaratını
İsraille paylaşmadıkları açıklamasının Türk kamuoyuna değil İranlı
yetkililere yönelik bir açıklama olduğunu ileri sürdü ve bilgilerin
açıklamalara rağmen İsrail ile paylaşıldığında israr etti. 21.Şubat.2012
İngiltere
ve ABD İsrail'i İran'a saldırı konusunda uyardı

Washington/Londra-İngiltere
Dışişleri Bakanı William Hague ile ABD
Genelkurmay
Başkanı Martin Dempsey ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla, İsrail'den
İran'a
saldırmamasını istedi.
İngiliz Yayın Kurumu BBC'ye konuşan İngiltere
Dışişleri Bakanı William Hague, İsrail'in
İran'a saldırmasının ciddi sonuçları olacağını belirterek, olası
İsrail
saldırısının "akıllıca bir şey olmayacağını" vurguladı.Ülkesinin
İran'a diplomatik yöntemlerle baskı yapmaya odaklandığını kaydeden
Hague, "İsrail'in
İran'a bir askeri saldırı düzenlemesinin şu an için akıllıca bir
şey olduğu kanaatinde değilim" diye konuştu. Hague
sözlerine şöyle devam etti: "Bence İsrail
de, dünyadaki diğer herkes gibi, güçlü ekonomik yaptırımlar ve
ekonomik baskı uygulamayı ve İran ile müzakereye hazırlıklı olmayı
içeren bizim yaklaşımımıza gerçek bir şans tanımalıdır".
Hague dün Daily Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada da İsrail'in
İran'a saldırı düzenlemesinden yana olmadıklarını belirtmişti. Tüm
seçeneklerin masada olduğunu kaydeden Hague, buna karşın askeri müdahalenin
"büyük dezavantajları olacağı" uyarısında bulunmuştu.ABD
de İran'a yönelik İsrail
saldırısına karşıCNN televizyonuna bugün konuşan ABD
Genelkurmay
Başkanı Dempsey de İsrail'in
İran'a saldırı düzenleme ve İran'ın nükleer silah geliştirmesini
"muhtemelen bir kaç yıl geciktirme yeteneğine sahip olduğunu,
buna karşın bazı hedeflerin büyük bir olasılıkla İsrail'in
erişebileceğinin ötesinde olduğunu" söyledi.
Dempsey, İsrail'in
İran'a yönelik saldırısının bu ülkenin, Amerikan güçlerinin üslendiği
Basra Körfezi veya Afganistan'daki
ABD
hedeflerine yönelik misillemede bulunmasına yol açmasından kaygı
duyduğunu ifade ederek; "Bizim boğuştuğumuz sorun budur ve bunun
sebebi de bu noktada İran'a saldırı düzenlemenin akıllıca olmadığı
kanaatinde olmamızdır" dedi.İran'ı "akılcı bir
oyuncu" olarak tanımlayan Dempsey, İran'a yönelik uluslararası
yaptırımların etkisini göstermeye başladığına inandığını söyledi.Dempsey,
"Bu nedenle bence biz şu an takip ettiğimiz yolun bu noktadaki en
akla uygun yol olduğu kanısındayız" dedi.
Dempsey, İsrail'in
İran'a saldırmaktan caydırılabileceğine inanıp inanmadığı"
şeklindeki bir soruya da "İsrail'in,
şu zamanda İran'a saldırmanın istikrarı bozacağına ve kendi uzun dönemli
amaçlarını yerine getirmeyeceğine ilişkin bizim kaygılarımızı
anladıklarına eminim. Ancak İsrail'in
de kendi ulusal çıkarlarının bulunduğunu anlıyorum" diye konuştu.
Bu arada Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Danilon İsrail
ile ABD
arasında yürütülen üst düzeydeki görüşmelerin yeni bir aşaması
olarak İsrail'i
ziyaret ediyor.
Danilon'un bugün geç saatlerde İsrail
Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesi bekleniyor. Danilon yarın
da ülkeden ayrılmadan önce İsrail
Savunma Bakanı Ehud Barak ile görüşecek. 20.Şubat.2012
ABD
uçağına saldırı zanlısı müebbete mahkum oldu

Detroit- Amerika
Birleşik Devletleri'nde federal mahkeme, iç çamaşırına gizlediği
bomba ile Detroit'e gitmekte olan bir uçağı havaya uçurmaya çalışan
Nijeryalı İslamcı eylemciyi ömür boyu hapse mahkûm etti.Federal Hâkim
Nancy Edmunds, aralarında 289 kişiyi öldürmeye teşebbüsün de olduğu
sekiz suçlamayı kabul eden Ömer Faruk Abdulmuttalip'in aftan
yararlanamamasına da hükmetti.Amerikan mahkemesi 25 yaşındaki
Abdulmuttalip'i 2009 yılı Noel gününde Amsterdam-Detroit seferini
yapan bir uçağı, ABD'ye inişinden kısa bir süre önce üzerine
sakladığı patlayıcıyla havaya uçurmaya çalışmıştı.Geçen yıl
Ekim ayında çıktığı mahkemede hakkındaki suçlamaları kabul etmiş
ve eylemi Müslümanları hedef alan saldırılara karşı düzenlemek
istediğini söylemişti.Duruşmaya Detroit uçağında bulunan bazı
yolcular da katıldı.Abdulmuttalip'in ailesi, Amerikan hükümetinden
kararı gözden geçirmesini istedi.BBC'ye demeç veren aile,
"talihsiz olayda yaralanma ya da ölüm yaşanmamış olmasından
dolayı Allah'a minnettar olduklarını" söyledi.Abdulmuttalip'in
eylemini El Kaide'nin Arap Yarımadasındaki kolu üstlenmişti.Nijeryalı
bir bankacının oğlu olan Abdulmuttalip, saldırıyı İngiltere'deki
University College London'da mühendislik öğrencisiyken düzenlemeye çalışmıştı.Savcılar,
ömür boyu hapis cezasının, olayın "terör saldırısı"
olarak nitelendirilmesi ve bu tür saldırıların kamuoyunda yarattığı
korku ile havayollarının uzun ve pahalı güvenlik usullerine başvurmasını
sağladığı için verildiğini açıkladı.Abdulmuttalip'in saldırı
girişiminin son aşamasına kadar gelmesi, ülkede güvenlik önlemlerinin
sorgulanmasına yol açmıştı.Abdulmuttalip'in 550 bin terör şüphelisini
içeren en geniş listede adının bulunduğu, ancak kendisinin uçağa
binmesine engel oluşturacak ya da daha kapsamlı güvenlik kontrolünden
geçmesini sağlayacak bir başka listede yer almadığı ortaya çıkmıştı.ABD
Başkanı Barack Obama, saldırı girişiminin ortaya çıkardığı güvenlik
zaafının sorumluluğunu üstlendiğini söylemiştiGüvenlik ve
istihbarat alanındaki sorunları gidermek için bir dizi yeni önlem alınacak.Açıklamalar
arasındaki en somut değişim ise uçuşlara yerleştirilen güvenlik görevlisi
sayısının artırılması.Halen özel güvenlik eğitimi almış 4 bin görevli
uçuşlarda yer alıyor, ancak ülkede her gün 29 bin kadar iç ve dış
sefer 17.Şubat.2012
Alman
cumhurbaşkanından Türkiye'ye AB desteği

Berlin- Almanya
Cumhurbaşkanı Christian Wulff, AB ülkelerinin Türkiye konusunda
"ahde vefa" ilkesine uymaları gerektiğini söyledi.İtalya
ziyareti sırasında Milano'da üniversite öğrencilerine hitap eden
Cumhurbaşkanı Wulff, Türkiye'nin AB sürecine de değindi. AB ülkelerinin
geçmişte oybirliği ile Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatma
kararı aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Wulff, Avrupalıların
altına imza attıkları kararlara uymaları, "ahde vefa"
ilkesinin gereğini yerine getirmeleri gerektiğini kaydetti. Wulff, Türkiye
ile müzakerelerin, şeffaf ve adil bir şekilde sürdürülmesini istedi.
İslam dünyasına örnek
Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Türkiye için üyelik perspektifinin açık
kalmasının önemini de vurgularken, çoğunluğu Müslüman birkaç ülkeden
biri olan Türkiye'nin, Mısır, Libya ve Tunus gibi ülkelerde demokrasi
için örnek olarak görüldüğünü vurguladı. Alman Hrıstiyan
Demokrat politikacılar arasında Türkiye'nin AB üyelik sürecine olumlu
bakan az sayıdaki isimden olan Christian Wulff, Başbakan Angela Merkel
ile Türkiye konusundaki görüş farkını bir kez daha açıkça ortaya
koymuş oldu. 2005 yılından bu yana Başbakanlık görevini yürüten
Merkel, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı çıkıyor ancak müzakere
sürecinin “ucu açık” bir şekilde devam etmesini destekliyor. 16.Şubat.2012
Azerbeycan
ile İran arasında casus krizi

Baku- Azerbaycan,
İran'a karşı komplo planları yapan İsrail casuslarına yarım ettiği
yolundaki iddiaları öfkeyle reddetti Tahran yönetimi, son dönemde İranlı
nükleer bilim adamlarının öldürülmesinin ardında İsrail gizli
servisi Mossad'ın olduğunu iddia ediyor. Son olarak İranlı bilim adamı
Mustafa Ahmedî Roşan 11 Ocak'ta Tahran'da öldürülmüştü.Pazar günü
Azerbaycan'ın İran büyükelçisine bir protesto notası verilmişti.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise İran'ın iddialarını
iftira olarak niteledi.Sözcü Elman Abdullayev, geçen ay İran'ın
Azerbaycan'daki İsrail vatandaşlarını öldürme komplosu iddialarını
protesto ettiklerini hatırlatarak, bu son iddiaların Tahran yönetiminin
garip reaksiyonu olduğunu iddia etti.Petrol ve doğalgaz zengini
Azerbaycan, Tahran’ı nükleer silah üretmekle suçlayan İsrail ve
Amerika Birleşik Devletleri'yle yakın ilişki içinde.Pazar günü İran'daki
Azerbaycan Büyükelçisi'ne verilen protesto notasında, 'Azerbaycan'da
faaliyet gösteren Mossad ajanlarının çalışmalarının engellemesi'
istendi.Notada, "İranlı bilim adamlarının öldürülmesiyle
ilgili teröristlerden bazıları Azerbaycan'a gitmiş oradan da, Siyonist
rejimin casus şebekeleriyle işbirliği yapmak üzere İsrail'e geçmiştir"
ifadelerine yer verildi.Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü,
ülkesinin 'asla herhangi bir dış unsurun baskısına ya da terörist
faaliyetlere izin vermeyeceğini' söyle 14.Şubat.2012
Irak'taki
gelişmeler ABD'yi kaygılandırmıyor

Washington- Amerika’nın
geçen yıl sonunda tamamen çekildiği Irak’ta siyasi gerginlik artıyor.
Washington, Irak’taki siyasi gelişmelere taraf olmaktan kaçınsa da
zaman zaman Iraklı gruplar arasında arabuluculuk yapabileceği işaretini
veriyor. Beyaz Saray’a yakın uzmanlar da Irak’taki gelişmelerin
Washington’u fazla kaygılandırmadığına dikkati çekiyor.Irak’ta
zaman zaman yaşanan siyasi istikrarsızlıklar ‘ülke mezhep çatışmasına
sürüklenir mi’ kaygılarını da birlikte getiriyor. Ölüm mangaları
idare etmekle suçlanan Sünni Devlet Başkan Yardımcısı Tarı el Haşimi,
kuzeyde bölgesel Kürt Yönetimi’ne sığındı. Kürt yönetimi Haşimi’yi
iade etmeyi reddederken, koalisyonun Sünni ortağı hükümet çalışmalarını
boykot ediyor.Yeni Amerika Vakfı adlı düşünce kuruluşu uzmanı Steve
Clemons, Beyaz Saray yetkililerinin Irak’taki gelişmelere yaklaşımını
şöyle değerlendiriyor: “Amerika Irak konusunda bir
rahatsızlık yaşıyor. Başkan Yardımcısı Joe Biden, Irak’ta
kurdukları sistemin bu tarz krizleri aşabilecek yapıya sahip olduğunu
görmek istiyor. Bazıları Devlet Başkan Yardımcısı Tarık el Haşimi
için çıkarılan tutuklama emrini, mezhepler arası bir öç alma
hareketi olarak görebilir. Bu çok büyük talihsizlik olur. Çünkü
Irak’ta yeni bir denge kuruluyor. Başbakan Maliki, Sünni partisinin
lideri İyad Allavi ve Iraklı Kürtler sahip oldukları konumları güçlendirmeye
çalışıyor. Onlar da bunun bir patlamaya yolaçmasından kaygılı. Üst
düzey Beyaz Saray yetkilileri bana, ‘Bu tarz olayları daha önce gördük
ve hep patlamanın eşiğine geldiler, ama sonunda her kesimden çoğu
Iraklı lider sorumlu davrandı. Ne kadar tehlike atlatılsa da sonuçta
birlikte hareket ettiler,’ diyor. Çünkü birlikte kurdukları sistem
kendi çıkarlarına işliyor.” Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland da Irak hükümetinin zaman zaman
bu tarz döngüler yaşadığını, ama Washington’un Bağdat hükümetine
güveninin tam olduğunu söyledi. Steve Clemons da, böyle süreçlerde
tarafların sorumlu davranması gerektiğini vurguluyor: “Beyaz
Saray yetkilileri, yeni Irak devletinin doğum sürecinde müdahil olmamamız
ve Irak’ın kendi yeteneklerini göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Irak’ta yaşanan siyasi karışıklığa açık bir şekilde karışmanın
doğru olmadığını düşünüyorlar. Beyaz Saray elbette ihtiyaç
duyulduğunda, taraflarla konuşulması gerektiğinde orada olmak istiyor.
Yetkililer, tarafların zaman zaman birbirleriyle iletişimden kaçındığını
sık sık vurguluyor. Bundan dolayı, Amerika tarafları birbirine bağlayan
bir aracı görevi üstlenebilir. Sonuçta olgun olmayan siyasi davranışlar,
Maliki ve Haşimi arasında yaşanan mezhep ayrılıkları aşılmalı.
Taraflar sorumlu davranışlar içine girmeli.” Bazı uzmanlar, Irak’ın
komşularının da bu siyasi istikrarsızlık sürecinin aşılmasında
sorumlu davranması gerektiğini vurguluyor. Bunlardan biri de American
Enterprise Enstitüsü’nden Michael Rubin: “Kuşkusuz
Amerika Ortadoğu’da çok sevilmiyor. Bir şey yapsak da yapmasak da hep
suçlu oluyoruz. Bu yüzden doğru bildiğimiz şeyi yapmamız gerekiyor.
Ancak bu durumda Irak’ta Maliki hükümetini desteklemek doğru karar.
Hem Amerikalılar hem de Türkler, Irak’ta yapılacak bir sonraki seçimlerin
hür ve adil bir ortamda gerçekleşmesini, bu şekilde bu ülkenin de İran’a
dönüşmemesini istiyor.”Ancak bir yandan Bağdat hükümetinin Haşimi
krizinden sonra Türkiye’yi de kendi içişlerine karışmakla suçlaması,
diğer yandan Ankara’nın Bölgesel Kürt yönetimiyle yürüttüğü yoğun
temaslar, Ankara-Bağdat hattında kızışan ilişkilerin kolay soğumayacağına
işaret ediyor. 13.Şubat.2012
Davutoğlu'nun
Washington'da birinci günü ABD Kongresini koklamakla geçti

Washington- Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ABD kongresindeki temaslarında İran ve
Surye konusunda Amerikalı siyasetçilerin kaygıları yanısıra, Türkiye'deki
basın özgürlüğü ve giderek saklanamaz duruma gelen özgürlüklerin
kısıtlanması, adli sistemin siyaset tarafından kullanışı konuları
ele alındı. Davutoğlu bugünde bir dizi düşünce üreten kurumda konuşarak
gelecek hafta yapacağı resmi temaslar öncesi ABD kamuoyunda giderek
artan Türkiye konusundaki kaygıları gidermeyi planlıyor. 10.Şubat.2012
Ahmet
Davutoğlu Washington'da

Washington- Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Rodham
Clinton’ın daveti üzerine Washington’a bir çalışma ziyareti gerçekleştiriyor.
Programında Musevi lobisi ile temaslar yeralmayan Davutoğlu buhafta
Kongre üyeleri, Pazartesi günü de Dışişleri Bakanı Hillary Clinton,
Savunma Bakanı Leon Panetta, Ulusal Güvenlik Danışmanı Thomas
Donilon’la görüşecek.Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Hillary
Clinton’la Pazartesi günü görüşecek olan Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu Ulusal Güvenlik Danışmanı Thomas Donilon ve Savunma Bakanı
Leon Panetta’yla da biraraya gelecek.Bugün Amerikan Kongresi
Temsilciler Meclisi’nde Çoğunluk Grup lideri Floridalı Cumhuriyetçi
milletvekili Eric Cantor ve yardımcısı Cumhuriyetçi California
milletvekili Kevin McCarthy ile görüşmesi beklenen Dışişleri Bakanı
Davutoğlu, ayrıca Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı
Floridalı Cumhuriyetçi Ileana Ros-Lehtinen’le de biraraya gelecek.Dışişleri
Bakanı Davutoğlu Senato’da da Senato Dışilişkiler Komisyonu Başkanı
John Kerry (Demokrat-Massachusetts), Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu
üyesi John McCain (Cumhuriyetçi-Arizona) ve Senato Çoğunluk Grup Başkan
Yardımcısı Dick Durbin’le (Demokrat-Illinois) görüşmeler
yapacak.Ahmet Davutoğlu Washington’da çeşitli düşünce kuruluşlarının
temsilcileri ve uzmanlarla biraraya gelecek ve önde gelen bazı Amerikan
medya kuruluşlarına mülakat verecek.Dışişleri Bakanlığının açıklamasında
“ABD’de yapılacak görüşmeler, iki ülkeyi ilgilendiren ikili, bölgesel
ve küresel konularda görüş alışverişinde bulunulmasına imkan sağlayacaktır”
denirken görüşmelerde ağırlıklı olarak Suriye üzerinde durulacağı
tahmin ediliyor. Ahmet Davutoğlu, Washington’a gelmek üzere Türkiye’den
ayrılmadan önce NTV Televizyonuna yaptığı açıklamada Suriye’deki
krizin çözümü için uluslararası konferans yapılması çağrısında
bulundu ve türkiye'nin evsahipliği yapmaya hazır olduğunu belirtti. Dışişleri
Bakanı ayrıca, “Birleşmiş Milletler sivilleri koruyamıyorsa başka
platformlar oluşturulmalı” dedi. Davutoğlu, “İlkesel zemin,
toplantının mekanından daha önemlidir. Ama mutlaka bölgede olmasını
ve en kısa zamanda yapılmasını isteriz” diye konuştu 09.Şubat.2012
Fransız
havayolları greve gidiyor

Paris- Fransa’da
havayolları çalışanları dört günlük greve gidiyor. Grev nedeniyle
uçuşlarda gecikmeler ve iptaller yaşanması bekleniyor. Fransa'nın
en büyük havayolları şirketi Air France, bugün başlayan ve perşembe
gününe kadar devam etmesi beklenen grevden uzun mesafe uçuşlarının
fazla etkilenmeyeceğini açıkladı. Air France, uzun mesafe uçuşlarının
yüzde 85’inin, Avrupa içindeki uçuşların ise yüzde 80’inin yapılacağını
duyurdu. Gecikmeler ve iptallere ilişkin açıklama yapmayan şirket, son
dakika iptallerinin olası olduğunu vurguladı. 6-9 Şubat tarihleri arasında
rezervasyon yapmış olan yolcular uçuş tarihlerini ücretsiz olarak değiştirebilecekler.
Fransa’da sendikalar, Fransız hükümetinin havayolları grevlerinin 48
saat önceden haber verilmesi koşulunu getiren yasal girişimini protesto
etmek amacıyla grev çağrısında bulunmuştu. Yer hizmetlerinde çalışanların
yanı sıra, pilotlar ve kabin çalışanları da greve katılmaya çağırılmıştı.
07.Şubat.2012
Mossad'tan
sonra İsrail Başbakanı da Washington'a geliyor

Washington- İsrail
Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun gelecek ay Amerika’yı ziyaret
edeceği açıklandı. Ziyaret, İsrail’in İran’a askeri saldırıda
bulunabileceği yolunda haberlerin çıktığı bir sıraya rastlıyor.Netanyahu’nun
bürosundan yapılan açıklamada İsrail başbakanının 4 Mart’ta başlayan
AIPAC(Amerikan—İsrail Halkla İlişkiler komitesi) adlı İsrail lobi
kuruluşunun yıllık toplantısında konuşma yapmak için Washington’a
gideceği belirtildi.İsrailli yetkililer, Netanyahu’nun ziyareti sırasında
Başkan Barack Obama ile görüşeceğini bildiriyor. Beyaz Saray görüşme
haberini doğrulamadı.İki lider en son Eylül ayında BM Genel Kurul
toplantıları sırasında görüşmüştü.O tarihten beri Amerikalı
yetkililer, İsrail’den İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemek
için ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarına daha çok zaman tanımasını
istiyor. İran nükleer programının barışçı olduğunu savunuyor.İsrailli
yetkililer, son haftalarda İran’ın nükleer programının yakında çok
ileri bir aşamaya ulaşabileceği ve bir saldırı için çok geç olacağını
önesüren açıklamalar yaptı. Yetkililer, uluslararası yaptırımlar
İran’ın nükleer alanda ilerlemesini durdurmazsa İsrail’in saldırabileceği
uyarısında bulundu.Obama yönetimi, Tahran’ın görünürde nükleer
silah üretme kararı vermediğini ancak böyle bir karara karşı askeri
müdahele seçeneğini masada tuttuğunu bildiriyor. 06.Şubat.2012
KKTC'de
homoseksüeller kaygılı

Lefkoşe- KKTC'de
iki erkeğin eşcinsel ilişkileri dolayısıyla, İngiliz yönetiminden
kalma yasalar çerçevesinde gözaltına alınması Avrupa Parlamentosu
milletvekillerinin tepkisini çekti. Lefkoşa'daki merkez cezaevinde kalan
iki erkek, mahkemeye çıkarılarak "doğa kanunlarına aykırı
cinsel ilişkiye girmekle" suçlanmıştı. Bu olay, ceza kanununun
171. maddesine dayanılarak son 8 ayda gerçekleşen üçüncü gözaltı
oluyor.Söz konusu 171. madde, eşcinsel ilişkinin 5 yıl hapisle
cezalandırılmasını öngörüyor. 1929 yılında çıkarılmış olan
yasa, 1990'ların sonlarında, Avrupa İnsan hakları Mahkemesi'nin bir
kararı üzerine, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde uygulamadan kaldırıldı.Ancak
KKTC yönetiminde geçen Temmuz ayında iki eşcinsel erkek, aynı maddeye
dayanılarak gözaltına alındı. Ekim ayında da, eski Kıbrıs Maliye
Bakanı Mihail Sarris, iki yetişkin erkekle birlikte gözaltına alındı.Avrupa
Parlamentosu'nda Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Trans Birey Hakları'nı gözeten
grubun açıklamasına göre, Sarris, Kıbrıs Rum kesimine geçerek yargılanmaktan
kurtulurken, diğer iki erkek, kuzeyde, soruşturma altına alındı.Kuzey
Kıbrıs'ta eşcinsellere baskı uygulanacağı kaygısı duyan Avrupa
Parlamentosu milletvekilleri Kuzey Kıbrıs yönetiminden söz konusu
yasanın iptal edilmesini istediler.İngiltere Muhafazakar Partisi'nin
Avrupa Parlamentosu milletvekili Marina Yannakoudakis, Kıbrıs Türk
toplumu lideri Derviş Eroğlu'nun yasanın iptal edileceğine dair
teminat verdiğini söyledi. Eroğlu, Mihail Sarris olayından sonra 171.
maddenin "gecikmeksizin kaldırılması için hükümete tavsiyede
bulunduğunu" söylemişti.Ancak Kuzey Kıbrıs'taki Homofobiye Karşı
İnisiyatif derneği, eşcinsel haklarını savunan çevrelerin defalarca
talepte bulunmalarına rağmen yasanın kaldırılması konusunun hala
KKTC meclisine getirilmemesinden yakınıyor.Dernek yetkililerinden Reşat
Şaban, yaptığı açıklamada "Yasanın kaldırılması sözü
lafta kaldı. Daha ileriye gidilmedi." dedi ve geçen yıl bu
maddenin daha fazla kullanıldığına işaret ederek, kamuoyunda eşcinsellere
karşı tavır oluşturulmasından kaygı duyduklarını belirtti.Reşat
Şaban, KKTCi yönetimin hiçbir uluslararası kuruma hesap vermediğine işaret
ederek, mahkemelerin dışarıya kapalı yürütülmesine rağmen, yerel
basında zanlıların isim ve fotoğraflarının yayımlandığına da
dikkat çekti.Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Türk Toplumu ile İlişkiler
Gubunun üyesi olan Marina Yannakoudakis, Kuzey Kıbrıs'taki medyanın gözaltına
alma olaylarını "son derece küçük düşürücü" bir dille
aktarmasından kaygı duyduklarını kaydetti.Yannakoudakis, "171.
madde uyarınca gözaltına alma uygulamasına derhal son verilmeli ve geçen
ay gözaltına alınan erkekler, gecikmeksizin serbest bırakılmalı."
dedi.Marina Yannakoudakis, Kuzey Kıbrıs'ta yasaların değiştirilmesinin
yetmeyeceğini, genel tavrın da değiştirilmesi ve tüm Kıbrıslı yetişkinlerin,
karşılıklı rıza çerçevesinde, cezalandırılacakları ya da teşhir
edilecekleri korkusu yaşamadan, aynı ya da karşı cinsle ilişkiye
girebilmeleri gerektiğini vurguladı.İngiltere İşçi Partisi'nin AP
milletvekillerinden Michael Cashman da, 171. maddenin "birçok insanın
hayatını kararttığını" söyledi ve "Avrupa'da ya da dünyada
yeri olmayan, tarihi geçmiş bu yasanın kaldırılması konusunda
telkinde bulunmak üzere, KKTC yönetimiyle görüşmeye gitmeyi planladığını"
bildirdi. 03.Şubat.2012
Pakistan'ın
Taliban'a desteği tescil ediliyor

Brüksel- Pakistan’ın,
Taliban'a yardımda bulunduğu yönündeki söylentiler ciddiyet kazanıyor.
Uluslararası medya kuruluşları bir NATO raporuna dayandırdıkları
haberde, Pakistan’ın Taliban ile bağlantılarına ışık tutuyor. Dünya
kamuoyuna açıklanan gizli NATO raporu, sivil Afganistan uzmanlarının
daha önceleri dile getirdikleri tahminler ötesinde yeni bir ayrıntı
getirmiyor ama bu tahminleri besliyor. Söz konusu NATO raporunda örneğin
Pakistan istihbarat servisinin Taliban’ın faaliyetlerinden tüm ayrıntıları
ile haberdar olduğu ve Taliban’ın yönetim kademelerinin nerede
bulunduğunu da çok iyi bildiği yer alıyor.Afgan hükümetinin eski danışmanlarından
Sami Sedat şunları ekliyor: “Rapor, Pakistan’ın (Afganistan’daki)
direnişçi gruplardan yana tavır almaya devam ettiğini, Taliban’a çeşitli
biçimlerde yardım yaptığını, onlara Pakistan’a sığınma
olanakları sağladığını ve Afganistan’daki askerî operasyonlarında
da Taliban’a yardım yaptığını ortaya çıkartıyor.”Bölgedeki
istihbarat servisleri, batılı ülkelerin askerlerini Afganistan’dan çekmeyi
planladıkları için Pakistan’ın da komşu ülkedeki aşırı dinci
milislere yardımlarını sürdürmek istediğini tahmin ediyorlar.
Pakistan’ın Afganistan’daki güçlü gruplarla iyi ilişkilerini
bozmak niyetinde olmadığı düşünülüyor. Batılı ülkelerin 2014 yılında
tüm askerî birliklerini Afganistan'dan çekmeleri ile birlikte ortaya çıkması
muhtemelen başka bir endişeye ilişkin olarak da eski Afganistan hükümeti
danışmanı Sedat şunları söylüyor: “NATO raporunda, (batılı
askeri birliklerin ülkeden ayrılmasından sonra) direnişçilerin Afgan
güvenlik güçlerine çok yoğun bir biçimde karşı koyacağı, hatta
onların silahlarına el koyup, Afganistan’ın askerî istihbarat
servisini ele geçirecekleri yönündeki endişe dile getiriliyor.”02.Şubat.2012
|
|
ABD
Cumhuriyetçi Başkan aday adayı Santorum, Obama'nın radikal islam
politikaları ülkeye zarar veriyor

Washington- ABD
Cumhuriyetçi parti Başkan aday adaylarından Rick Santorum'um yardımcılarından
biri bir televizyon istasyonuna konuşurken, Başkan Obama'nın
Radikal islam politikalarının ülkeye zarar verdiğini söyledi.
Santorum'un sözcüsü Alice Steward MSNBC televizyonuna demeç
verirken Başkan Obama'nın Radikal çevre politikaları yerine
konuyu islama getirdi. Bu konuda konuşan Santorum da Başkan
Obama'^nın Hıristiyan teoloji değil başka bir dine ait teolojiye
yarar sağlayacak şekilde hareket ettiğini kaydetti. Amerika başkanının
ekonomi ve krizle uğraşacağına uluslararası alanda başka
konularda politikalara öncelik verdiğini de kaydetti. 21.Şubat.2012
İran
nükleer programını genişletiyor

Viyana- İran'ın
nükleer programını genişletmeye hazırlanıyor olabileceği öne
sürüldü.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun merkezinin bulunduğu
Viyana'daki bir diplomat, BBC'ye, Kum kentinde bulunan bir yeraltı
tesisinin binlerce yeni nesil santrifüjün devreye sokulabilecek
hale getirildiğini söyledi.Böylece zenginleştirilmiş uranyum üretiminin
hızlandırılabileceği belirtiliyor. Zenginleştirilşmiş uranyum
hem elektrik üretimi hem de nükleer silah için gerekli.Birleşmiş
Milletler'e bağlı Atom Enerjisi Kurumu, adının açıklanmaması
kaydıyla konuşan diplomatın sözleri konusunda yorum yapmadı.Kurumun
denetçileri İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda görüşmeler
yapmak için bu hafta Tahran'ı ziyaret edecek. Geçen ay denetçilere
bazı tesislere girme ve nükleer programda görevli bilimadamlarıyla
görüşme izni verilmemişti.İran nükleer programının tamamen
elektrik enerjisi üretme amaçlı olduğunu söylerken bazı Batılı
ülkeler Tahran'ın gizliece nükleer silah geliştirmeye çalıştığını
düşünüyor.Viyana'daki bazı diplomatlara göre, Kum kentindeki,
güçlendirilmiş yeraltı tesisinde santrifüjler için gerekli
altyapı tamamlandı. Diplomatlar bununla birlikte santrifüjlerin
henüz kurulmadığını, kurulup kurulmayacağı konusunda da
belirsizlik olduğunu söyledi.Üç gün önce İran, daha hızlı
uranyum zenginleştirebilecek santrifüjler geliştirdiğini ve ilk
kez kendi ürettiği nükleer yakıtı kullandığını açıklamıştı.
20.Şubat.2012
Netanyahu,
ilk kez Kıbrıs Rum kesiminde

Lefkoşe- İsrail
Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün başlayan temasları ile ülkesinden
Kıbrıs'ı ziyaret eden ilk lider oldu.Ziyaret, iki ülke arasında
son dönemde gelişen ilişkilerin yansıması olarak değerlendiriliyor.
Son aylarda iki ülkeden pek çok yetkili
karşılıklı ziyaretler düzenlemişlerdi. Bir günlük ziyarette
Netanyahu'ya Enerji ve Su İşleri Bakanı Uzi Landau eşlik
ediyor.Tarafların görüşmelerinde Akdeniz'deki doğal gaz arama
faaliyetleri önemli gündem maddelerinden biri olacak. Ayrıca, tarım,
sağlık, deniz araştırmaları, afetle mücadele alanlarında da işbirliği
hedeflendiği açıklandı.Akdeniz'in doğusunda doğal gaz
rezervlerinin geliştirilmesi konusunda hız kazanan faaliyetler,
tarafları yakınlaştırdı.İsrail, Kıbrıslı Rumların ada çevresinde
doğal gaz ve petrol arama faaliyetlerine destek veriyor.Her iki yönetimin
gaz ihalelerini alan Teksas merkezli Noble Energy şirketi geçen yıl
sonunda Kıbrıs açıklarındaki bir sahada 150 - 225 milyon metreküp
(5 ile 8 trilyon fit küp) gaz bulunduğunu açıklamıştı.Noble
şirketi, İsrail'in Delek Enerji şirketi ile işbirliği içinde,
İsrail karasularında iki doğal gaz sahasında faaliyet gösteriyor.
Tamar sahasında 255 milyon metreküp, Leviathan sahasında bunun
iki katı gaz bulunduğu tahmin ediliyor.Türkiye, ise Kıbrıs'ın
tek taraflı olarak arama faaliyetlerine girişmesine karşı çıkıyor,
bu faaliyetlerin Kıbrıs Türklerinin "eşit ve tabii haklarını
ihlal ettiğini" belirtiyor.Türkiye, Kıbrıs-İsrail arasında
deniz sınırlarının çizilmesi amacıyla yapılan bir anlaşmayı
da hükümsüz sayıyor.Kıbrıs İsrail'e hava yoluyla bir saatten
az mesafede olmasına rağmen, gerek Kıbrıs, gerekse Yunanistan
ile ilişkiler yakın zamana dek mesafeliydi.Rumlar uzun yıllardır
Filistinlilerin bağımsız devlet hedefine destek verirken, Kıbrıs
yönetimini tanımayan Türkiye son dönemde ortaya çıkan
gerilimlere dek İsrail'in bölgedeki en yakın müttefiklerinden
biriydi.Ancak son yıllarda taraflar, geleneksel çizgilerinden ayrıldı.
Türkiye ile İsrail'in ilişkileri köyüye giderken İsrailli
yetkililer Atina ve Lefkoşa ile temaslarını yoğunlaştırdı.İsrail'in
eski Ankara büyükelçisi Alon Liel, Associated Press'e "İsrail'i
Yunanistan ve Kıbrıs yönüne sevkedenin Türkiye'nin kaybı olduğuna
hiç şüphe yok" yorumunu yaptı.Liel, Kıbrıs ile ilişkilerin
doğal gaz dolayısıyla daha da öne çıktığını ifade
etti.Ancak Liel, bu ittfakın Türkiye'yi Hamas'a daha da yakınlaştırarak
İsrail'e zarar verebileceğini savundu.Kıbrıs'ta Dimitris Hıristofyas
yönetimi geçtiğmiz günlerde bölgede belirlediği 12 parselde
hidrokarbon arama faaliyetleri için ruhsat ihalesine çıkmış, Türkiye
bu adımı protesto etmişti.Türk Dışişleri Bakanlığı açıklamasında
'ihaledeki sözde ruhsat sahaları incelendiğinde bunların bir bölümünün
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı alanlarıyla çakıştığı
anlaşılmaktadır' ifadesini kullandı, yabancı şirketlerin
izinsiz petrol/doğalgaz faaliyetlerinde bulunmalarına izin
verilmeyeceğini savundu.17.Şubat.2012
NATO
Genel Sekreteri Ankara'ya geliyor

Brüksel- NATO'nun
Srüksel'deki merkezinden yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin
NATO’ya üye olmasının 60’ıncı yıldönümü nedeniyle gerçekleşecek
ziyareti sırasında Anders Fogh Rasmussen 16-17 Şubat’ta
Ankara’da temaslar yapacak.Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin
NATO için son derece önemli bir ülke olduğunu söyleyen
Rasmussen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı
Ahmet Davutoğlu’yla görüşecek.NATO Genel Sekreteri Rasmussen Türkiye
ziyareti sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri ve
Savunma Komisyonlarının ortak toplantısına da katılacak.NATO’dan
yapılan açıklamaya göre, Rasmussen Fayrıca Ankara’da Türkiye
Atlantik Konseyi’nin düzenlediği bir konferansta konuşma
yapacak. 16.Şubat.2012
Tayland'ta
İranlı bombacı yaralandı

Bangkok- Tayland
yetkilileri İranlı olduğu düşünülen bir saldırganın başkent
Bangkok'ta polise atmaya çalıştığı bombanın patlaması sonucu
yaralandığını açıkladı. Saldırganın
her iki bacağının da parçalandığı kaydediliyor. Polisin verdiği
bilgiye göre, kentteki ilk patlama saldırganın başka İranlılar
ile paylaştığı bildirilen evinde meydana geldi.Yetkililer yerel
saatle 14.20'de (TSİ 09.20) meydana gelen ve eve hasar veren
patlama ardından evdeki iki kişinin kaçtığını; hafif
yaralanan üçüncü bir kişinin ise yoldan bir taksi çevirmeye çalıştığını
söyledi.Taksi durmaya yanaşmayınca, saldırgan taksiye yanındaki
bir bombayı fırlattı.Ardından polisin üzerine bomba atmaya çalıştığı
söylenen saldırgan, hedefi tutturamadı; meydana gelen patlamada
her iki bacağını kaybetti.Bu kişinin hastanede tedavi altına alındığı,
üzerinde çıkan kimlik kartının ise İranlı olabileceğini düşündürdüğü
açıklandı. Kentin işlek ticari
merkezlerinden biri olan Ekamai semtinde meydana gelen patlamalar
sonucu saldırgan dışında dört kişi yaralandı. İlk patlamanın
meydana geldiği evi arayan polis, burada bir diğer patlayıcı
daha buldu ve etkisiz hale getirdi.Tayland makamları ayrıca
Bangkok Havalimanı'nda da bir kişinin gözaltına alındığını
duyurdu.Ancak bu kişinin şüphelilerle ilgisi olup olmadığı
konusunda bilgi verilmedi.Başbakan Yingluck Shinawatra halka soğukkanlı
olma çağrısında bulundu.Geçen ay ABD büyükelçiliği
Bangkok'ta özellikle Amerikan ve İsrail hedeflerine saldırılar düzenlenebileceği
uyarısında bulunmuştu.Bangkok'taki saldırıdan bir gün önce de
Hindistan ve Gürcistan'da İsrailli diplomatları hedef alan saldırılar
düzenlendi.İsrail bu saldırılardan İran ile Lübnan'daki
Hizbullah hareketini sorumlu tutmuş; İran suçlamaları reddetmişti.Bangkok'taki
saldırıların hedefi henüz anlaşılamadı; ancak BBC güvenlik
muhabiri Gordon Corera, zamanlama ve İran bağlantısının bu
olayların eşgüdümlü olabileceği şüphesine yol açtığını
söylüyor.İsrail basını dünkü saldırıların İsrail
hedeflerine bir saldırı dalgasının habercisi olmasından endişe
duyuyor.Hindistan'ın başkenti Delhi'de düzenlenen bombalı saldırıda,
bir İsrail büyükelçiliği çalışanı, şoförü ve çevrede
bulunan iki kişi yaralanmıştı.Gürcistan'ın başkenti
Tiflis’te bir İsrailli diplomatın aracının altına yerleştirilen
bir bombanın ise etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. 15.Şubat.2012
İran,
İsraillilere saldırılarla ilişkimiz yok

Tahran- İran,
İsrailli diplomatlara karşı Hindistan ve Gürcistan'da düzenlenen
bombalı saldırılarla ilgisi olmadığını açıkladı.Hindistan'ın
başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen bombalı saldırıda, bir İsrail
büyükelçiliği çalışanı, şoförü ve çevrede bulunan iki kişi
yaralanmıştı. Yaralananlardan birinin durumunun ağır olduğu
bildiriliyor. Gürcistan'ın başkenti
Tiflis’te bir İsrailli diplomatın aracının altına yerleştirilen
bir bombanın ise etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. İsrail
saldırılardan İran'ın sorumlu olduğunu iddia etmişti.İran Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mihmanparast, İsrail'in bu iddialarıyla
ülkesinin imajını zedelemeye çalıştığını söyledi.Mihmanparast,
"Siyonist rejimin iddialarını kesin bir şekilde
reddediyoruz. Bunlar propaganda savaşının bir parçası." şeklinde
konuştu.İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, saldırının arkasında
İran ve Lübnan'daki Hizbullah hareketi üyelerinin olduğunu söylemişti.
Netanyahu, İran'ın "dünyanın en büyük
terör ihracatçısı" olduğu ifadesini kullanmıştı. İran'ın
nükleer tesislerinde görevli bilim adamlarını hedef alan saldırılardan
İsrail'i sorumlu tutmasının ardından son birkaç ay içinde İsrail
büyükelçiliklerindeki güvenlik önlemlerinin daha da artırıldığını
söylüyor.Hindistan televizyonu, Delhi'deki patlamadan sonra elçilik
binası önünde alevler içindeki bir aracın görüntülerine yer
verdi.Kordon altına alınan bölgeye bomba imha uzmanları sevk
edildi.İsrail'in Yeni Delhi Büyükelçiliği çok sıkı şekilde
korunuyor. Başbakan Manmohan Singh'in konutu da bu bölgede
bulunuyor.Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary
Clinton, yaptığı açıklamada, 'korkakça' diye nitelediği saldırıları
kınadı ve sorumluların bulunmasına yardım edebileceklerini söyledi.İran,
nükleer programında çalışan bilim adamlarının son iki yılda
art arda bombalı suikastlara kurban gitmesinin arkasında ABD ve İsrail'in
olduğunu savunuyordu.İran'daki bu saldırıların ardından İsrail
güvenlik önlemlerini üst düzeye çıkarmıştı.14.Şubat.2012
Bryza,
Ermeni soykırımı olmadı

İstanbul- ABD
Senatosunda büyükelçilik görevi onaylanmayan milli damat Matt
Brza, Baku'deki görevi bitince ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki
görevinden istifa ederek İstanbul'a yerleşti. Bryza'nın Ermeni
soykırımı konusundaki açıklamaları Ermeni lobilerini çıldırtmaya
devam ediyor. Ermeni sitelerinde Hürriyet gazetesinde çıkan röportajı
ile ilgili yorum yapan Ermeniler, bu konuda haklılıklarının
ortaya çıktığını savundu. Bryza ayrıca, Dağlık Karabağ
konusunun Ermeni Türkiye protokolüne bağlanmasını da Bryza şart
koşmuştu. 13.Şubat.2012 Yunanistan'ın
çit projesine AB destek vermedi

Brüksel- Avrupa
Birliği Komisyonu, Yunanistan’ın kaçak göçü önlemek için Türkiye
sınırına çekmek istediği yaklaşık 10,5 kilometre uzunluğundaki
çit projesine mali destek verilmeyeceğini açıkladı.Yüksek borçları
yüzünden iflas tehdidinden henüz kurtulamamış olan Yunanistan,
Türkiye sınırındaki dikenli tel projesi için kendisi malî
kaynak yaratmak zorunda kalacak. Avrupa Birliği Komisyonu sözcüsü
tarafından yapılan açıklamada, “Komisyon Yunanistan'ın sınırına
çit çekme projesine Avrupa Birliği bütçesinden kaynak ayırmayacaktır,
çünkü söz konusu çitin anlamsız olduğu düşünülmektedir”
açıklaması yapıldı. Açıklamada ayrıca, “Çitler ve
duvarlar göç problemine yapısal çözümler üretmekten uzak, kısa
vadeli önlemlerdir” ifadeleri kullanıldı.Yunanistan Kamu Güvenliği
Bakanı Hristos Paputsis'in yanıtı gecikmedi. Yasadışı göçle
mücadelede "ikiyüzlülükten uzak bir mücadele" isteyen
bakan, Yunanistan'ı Avrupa'nın sınırlarında yeterince güvenlik
sağlamadığı gerekçesiyle cezaların beklediğini söyleyerek,
“Önlem aldığımızda da bizle aralarına mesafe koyuyor ve bize
söyleniyorlar” şeklinde konuştu. Bakanlığın verilerine geçen
yıl sınırı geçmek isterken yakalananların sayısı 55 bin. Bu
rakam bir önceki yıla göre yüzde 17 daha fazla. Avrupa Birliği
sınır koruma ajansı Frontex'in verilerine göre bu, 2011 yılında
Avrupa Birliği'ne giren yasadışı göçmenlerin üçte birine
tekabül ediyor.Atina yönetimi Türkiye
sınırına ABD ile Meksika sınırındaki dikenli çite benzer şekilde
200 kilometre uzunluğunda bir çit çekmek istiyordu. Ancak
projenin büyük tepki alması üzerine vazgeçilerek, 2,5 metre yüksekliğinde
ve 10,3 kilometre uzunluğunda karar kılınmıştı. Meriç Nehri
kenarına dikenli tellerle çekilecek çitin ısıyı esas alan 25
termal kamera ile sürekli olarak kontrol altında tutulması
bekleniyor.Projenin hayata geçirilmesi için gereken 3 milyon
euronun Yunanistan bütçesinden çıkması bekleniyor. Avrupa Birliği
2007 ila 2010 yılları arasında, Yunanistan’ın kaçak göçle mücadelesine
destek amacıyla 215 milyon euro kaynak ayırmıştı. Sadece bu
sene için de 90 milyon euroluk bir kaynak öngörülüyor. 10.Şubat.2012
Airbus
A380'lerin kanatlarında çatlak

Paris- Avrupa
Havacılık Emniyeti Kurumu EASA, kullanımda olan tüm Airbus A380
uçaklarının kanatlarında çatlak bulunması ihtimaline karşı
incelenmesini istedi.Bu çerçevede Süperjumbo olarak bilinen 67 uçak
incelemeye alınacak.Airbus, çatlakların kısa vadede bir güvenlik
tehdidi oluşturmadığını, tespit edilmesi halinde bunların
tamir edilebileceğini söylüyor.Geçen ay EASA 20 adet A380 için
inceleme kararı vermişti.EASA sözcüsü, "Bu incelemeler
sonunda hizmet veren tüm A380'lerin gözden geçirilmesi kararlaştırıldı"
dedi.Avustralya'nın en büyük havayolu şirketi Qantas, bu
incelemeler sırasında kanatlardaki bir parçada çatlak tespit
edilmesi üzerine filosundaki A380'lerden birini bir hafta kadar
seferlere çıkarmayacağını duyurdu.Qantas ekiplerinin kanatları
gövdeye bağlayan kanat kaburga uçlarında bulduğu çatlak 2
santimetreden daha küçük.Kanatlardaki çatlak, geçen ay
Londra'dan Singapur'a giden bir A380 uçağının ağır bir türbülansa
girmesinden sonra tespit edildi.Qantas, türbülansın kanatlardaki
çatlaklardan değil "üretimle ilgili meselelerden"
kaynaklandığını duyurdu.A380'leri ilk kullanmaya başlayan
havayolu şirketi olan Singapur Havayolları da bazı uçakların çatlakların
tamir edilmesinden sonra yeniden servise konduğunu bildirdi.Ekim
2007'de teslimine başlanan uçakların kanatları İngiltere'de üretiliyor.
09.Şubat.2012
Arjantin,
İngiltere'yi BM'ye şikayete hazırlanıyor

Buenos Aires- Arjantin
hükümeti, İngiltere donanmasının en modern destroyerlerinden
birinin tartışmalı Falkland Adaları'na sevkedilmesi kararını
Birleşmiş Milletler'e götürerek resmi şikayette bulunacağını
açıkladı. Arjantin'in Malvinas olara adlandırdığı adalar 1982
yılında Arjantin ve İngiltere arasında savaş nedeni olmuştu.Bir
grup siyasetçiye ve savaş gazisine yaptığı konuşmada Arjantin
Cumhurbaşkanı Cristina Fernandez de Kirchner, İngiltere hükümetini
Güney Atlantik sularını silahlandırmaya çalışmakla suçladı.Kirchner
aynı zamanda, helikopter pilotu olan İngiltere tahtının varisi
Veliaht Prens William'ın Falkland Adaları'nda görevlendirilişini
eleştirdi.Falkland Adaları konusundaki tartışma son haftalarda
Arjantin ve İngiltere arasında artan bir gerginlik konusu.Falkland
Adaları'nın statüsü iki ülke nezdinde çok hassas bir konu.İngiltere
geçen ay, HMS Dauntless adlı destroyer gemisini Falkland Adaları
açıklarına yollayacağını açıklamıştı.İngiliz donanma
yetkilileri, ''rutin'' bir karar aldıklarını söylüyorlar.Fakat
Arjantin Cumhurbaşkanı Kirchner, ''Ultra modern bir destroyerin
adaların açıklarına yollanmasını, İngiltere'nin Güney
Atlantik'i askerileştirme çabası dışında başka bir şekilde
yorumlayamayız.'' dedi ve bu durumun uluslararası güvenliğe
''ciddi bir tehlike'' oluşturduğunu kaydetti.Aralık ayında Güney
Amerika ticaret bloğu Mercosur, Falkland Adaları bayrağını taşıyan
gemilere limanlarını kapatma kararı almıştı.Arjantinli
yetkililer, Şili'den Falkland Adaları'na Arjantin hava sahasını
kullanarak uçan uçaklara izin vermeme olasılığına da işaret
etmişlerdi.Arjantin'in hava sahası, Falkland Adaları'nın dış dünyayla
bağlantısı açısından hayati önemde.08.Şubat.2012
Obama
başkanlık yarışında önde

Washington- Yeni
bir kamuoyu araştırması Başkan Barack Obama’nın Cumhuriyetçi
Parti başkan adayı yarışını önde götüren Mitt Romney’i seçimde
yeneceğini gösteriyor.ABC televizyonu ve Washington Post
gazetesinin anketine göre Obama kayıtlı seçmenler arasında
oyların yüzde 51’ini, Romney ise yüzde 45’ini alıyor.Görüşü
sorulan yetişkin Amerikalıların yarısı Obama’yı başkan
olarak onaylıyor ve ikinci kez seçilmeye hak kazandığına inanıyor.Obama,
ekonominin düzeldiğini belirterek ikinci kez seçilmeyi hak ettiğini
söyledi.Obama, NBC televizyonunun sorularını yanıtlarken
ekonominin üç yıl önce göreve geldiği döneme kıyasla çok
daha iyi olduğunu ancak henüz hedefe ulaşılmadığını
belirtti.İşsizlik oranının beş aydan beri sürekli düştüğünü
ve Ocak’ta yaklaşık 250 bin iş yarattığını vurgulayan Obama
oysa 2009’da her ay bunun üç katı iş kaybedildiğini hatırlattı.Ancak
Cumhuriyetçi başkan adayları ekonominin istenen hızda düzelmediğini
ve Obama’nın politikalarının yetersiz olduğunu savunuyor.Dört
aday da Salı günü ön seçimlerin yapılacağı Minnesota ve
Colorado eyaletlerinde kampanyalarına hız verdi.Romney’in
Colorado’daki önseçimi kazanması bekleniyor. Ancak
Minnesota’da eski senatör Rick Santorum anketlerde önde
gidiyor.Halen en çok delegeye sahip olan Romney’in Colorado ve
Minnesota’dan sonra Cumartesi günü yapılacak Maine önseçimini
kazanarak yarıştaki yerini sağlamlaştırması bekleniyor.Ancak
rakibi Gingrich yarıştan çekilmeyeceğini, Ağustos’ta
Florida’nın tampa kentinde yapılacak kurultaya kadar mücadele
edeceğini açıkladı.Iowa ve Güney Carolina önseçimlerini
kaybeden Romney New Hamphshire, Florida ve Nevada’da rakiplerine büyük
fark attı.Cumhuriyetçi Parti başkanlık yarışındaki diğer iki
aday eski Pennsylvania senatörü Rick Santorum ve Texas
milletvekili Ron Paul da mücadeleye devam edeceklerini söylüyor.
07.Şubat.2012
Beyaz
Saray, Türkiye'deki özgürlükleri izliyoruz

Washington- Beyaz
Saray sözcüsü Jay Carney, Amerika’nın basın ve ifade özgürlüğü
ilkelerini dünyanın her yanında desteklediklerini, buna NATO müttefiki
Türkiye’nin de dahil olduğunu söyledi. Carney şöyle dedi:
“Biz ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü,
toplanma özgürlüğünü her yerde destekliyoruz. Türkiye önemli
bir müttefik ve NATO üyesidir. Ancak Türkiye’de yakın zamanda
atılan bazı adımlar konusunda kaygılarımızı açıkça dile
getirdik; bazı önemli akademisyenlerin ve gazetecilerin
tutuklanması konusunda… Ve kaygımızı Başkan Yardımcısı
Biden dahil en üst düzeylerde ilettik. Bu ilkelere verdiğimiz
destek her yer için geçerlidir ve bu mesajımızı tüm dünyada
taşıyoruz.” Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney bölgesel gelişmeleri
de değerlendirdi. Carney, Suriye’deki gelişmeleri kaygıyla
izlediklerini belirtirken “Esad rejiminin yakında tarih olacağını”
söyledi: “Kesin olan şu: Esad rejimi yakında tarih olacak. İktidarda
kalamayacak. Suriye halkına vahşice davrandı, korkunç bir şiddet
uyguladı. Bu şiddetin kınanması, rejime karşı yaptırım
uygulanması için müttefiklerimiz ve uluslararası ortaklarımızla
çalıştık. Dışişleri Bakanı Clinton New York’ta Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi üyelerine ve tüm ülkelere şu mesajı
veriyor: Yıkılmaya mahkûm olan, devam edemeyecek ve insanlarını
vahşice bastıran bir rejimin yanında yer almamalılar. Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye rejiminin günlerinin sayılı
olduğunu ve attığı adımların uluslararası toplum tarafından
kabul edilemeyeceği mesajını verebilmesi için Rusya ve diğerleriyle
birlikte çalışacağız.”Beyaz Saray Sözcüsü, İran’ın şu
ana kadar nükleer programı konusundaki anlaşmazlığa çözüm
bulunması için müzakerelere ciddiyetle yaklaşmadığını, nükleer
silah edinme amacından vazgeçmediğini; bunun neticesinde sert
yaptırımlar uygulanması için uluslararası toplumun Amerika
liderliğinde harekete geçtiğini söyledi. Carney, İran’ın nükleer
silah geliştirme amacından vazgeçmesi ve uluslararası yükümlülüklerini
yerine getirmesi gerektiğini söyledi: “Sorunun İran kaynaklı
olduğu konusunda dünya çapında geniş görüş birliği var. İran’ın
Güvenlik konseyi ülkeleri va Almanya ile işbirliği yaparak, AB dış
ilişkiler sorumlusu Catherine Ashton’ın mektubuna yanıt vererek
ve müzakerelere yeniden başlayarak uluslararası topluma yeniden
katılabileceği bir çıkış yolu da var. Bu yolu seçer ve nükleer
silah edinme amacından vazgeçerlerse barışçı nükleer enerji
geliştirmeleri ve tüm dünyayla ilişkilerinin düzelmesi mümkün
olacak. Şu ana kadar bu yolu tercih etmediler. Bunu reddetmeleri
sadece rejimin tecrit olmasıyla değil, halkının da zarar görmesiyle
sonuçlandı.” 06.Şubat.2012
|