02/21/2012

İsrail'i Amerikalı yetkililer İran konusunda ikna edememiş

Telaviv-
ABD'den gelen Ulusal Güvenlik danışmanı Tom Danikon başkanlığında yüksek düzeydeki Amerikan heyetinin İsrail'de yaptığı üç günlük temaslarda (18-20 Şubat) başarıya ulaşamadıkları ortaya çıktı. Amerikan heyeti Başbakan Netanyahu'nun dışında Savunma Bakanı Barak ve İsrail Genel Kurmay Başkanı ile de bir araya gelmiş ama bu yetkilileri İran'a  saldırmama konusunda ikna edememişti. Şimdi İsrail Başbakanı Netanyahu ile Obama'nın 5 mart tarihinde yapacağı görüşme de bu sorunun halledilmesi umuluyor. Bu arada İsrail istihbarat sitesi DEPKA, Türk ve NATO yetkililerinin Kürecik'teki radarın istihbaratını İsraille paylaşmadıkları açıklamasının Türk kamuoyuna değil İranlı yetkililere yönelik bir açıklama olduğunu ileri sürdü ve bilgilerin açıklamalara rağmen İsrail ile paylaşıldığında israr etti. 21.Şubat.2012

İngiltere ve ABD İsrail'i İran'a saldırı konusunda uyardı

Washington/Londra-
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ile ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla, İsrail'den İran'a saldırmamasını istedi.
İngiliz Yayın Kurumu BBC'ye konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, İsrail'in İran'a saldırmasının ciddi sonuçları olacağını belirterek, olası İsrail saldırısının "akıllıca bir şey olmayacağını" vurguladı.Ülkesinin İran'a diplomatik yöntemlerle baskı yapmaya odaklandığını kaydeden Hague, "İsrail'in İran'a bir askeri saldırı düzenlemesinin şu an için akıllıca bir şey olduğu kanaatinde değilim" diye konuştu.
Hague sözlerine şöyle devam etti: "Bence İsrail de, dünyadaki diğer herkes gibi, güçlü ekonomik yaptırımlar ve ekonomik baskı uygulamayı ve İran ile müzakereye hazırlıklı olmayı içeren bizim yaklaşımımıza gerçek bir şans tanımalıdır". Hague dün Daily Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada da İsrail'in İran'a saldırı düzenlemesinden yana olmadıklarını belirtmişti. Tüm seçeneklerin masada olduğunu kaydeden Hague, buna karşın askeri müdahalenin "büyük dezavantajları olacağı" uyarısında bulunmuştu.ABD de İran'a yönelik İsrail saldırısına karşıCNN televizyonuna bugün konuşan ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey de İsrail'in İran'a saldırı düzenleme ve İran'ın nükleer silah geliştirmesini "muhtemelen bir kaç yıl geciktirme yeteneğine sahip olduğunu, buna karşın bazı hedeflerin büyük bir olasılıkla İsrail'in erişebileceğinin ötesinde olduğunu" söyledi.
Dempsey, İsrail'in İran'a yönelik saldırısının bu ülkenin, Amerikan güçlerinin üslendiği Basra Körfezi veya Afganistan'daki ABD hedeflerine yönelik misillemede bulunmasına yol açmasından kaygı duyduğunu ifade ederek; "Bizim boğuştuğumuz sorun budur ve bunun sebebi de bu noktada İran'a saldırı düzenlemenin akıllıca olmadığı kanaatinde olmamızdır" dedi.İran'ı "akılcı bir oyuncu" olarak tanımlayan Dempsey, İran'a yönelik uluslararası yaptırımların etkisini göstermeye başladığına inandığını söyledi.Dempsey, "Bu nedenle bence biz şu an takip ettiğimiz yolun bu noktadaki en akla uygun yol olduğu kanısındayız" dedi.
Dempsey, İsrail'in İran'a saldırmaktan caydırılabileceğine inanıp inanmadığı" şeklindeki bir soruya da "İsrail'in, şu zamanda İran'a saldırmanın istikrarı bozacağına ve kendi uzun dönemli amaçlarını yerine getirmeyeceğine ilişkin bizim kaygılarımızı anladıklarına eminim. Ancak İsrail'in de kendi ulusal çıkarlarının bulunduğunu anlıyorum" diye konuştu.
Bu arada Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Danilon İsrail ile ABD arasında yürütülen üst düzeydeki görüşmelerin yeni bir aşaması olarak İsrail'i ziyaret ediyor.
Danilon'un bugün geç saatlerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesi bekleniyor. Danilon yarın da ülkeden ayrılmadan önce İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ile görüşecek. 20.Şubat.2012

ABD uçağına saldırı zanlısı müebbete mahkum oldu

Detroit-
Amerika Birleşik Devletleri'nde federal mahkeme, iç çamaşırına gizlediği bomba ile Detroit'e gitmekte olan bir uçağı havaya uçurmaya çalışan Nijeryalı İslamcı eylemciyi ömür boyu hapse mahkûm etti.Federal Hâkim Nancy Edmunds, aralarında 289 kişiyi öldürmeye teşebbüsün de olduğu sekiz suçlamayı kabul eden Ömer Faruk Abdulmuttalip'in aftan yararlanamamasına da hükmetti.Amerikan mahkemesi 25 yaşındaki Abdulmuttalip'i 2009 yılı Noel gününde Amsterdam-Detroit seferini yapan bir uçağı, ABD'ye inişinden kısa bir süre önce üzerine sakladığı patlayıcıyla havaya uçurmaya çalışmıştı.Geçen yıl Ekim ayında çıktığı mahkemede hakkındaki suçlamaları kabul etmiş ve eylemi Müslümanları hedef alan saldırılara karşı düzenlemek istediğini söylemişti.Duruşmaya Detroit uçağında bulunan bazı yolcular da katıldı.Abdulmuttalip'in ailesi, Amerikan hükümetinden kararı gözden geçirmesini istedi.BBC'ye demeç veren aile, "talihsiz olayda yaralanma ya da ölüm yaşanmamış olmasından dolayı Allah'a minnettar olduklarını" söyledi.Abdulmuttalip'in eylemini El Kaide'nin Arap Yarımadasındaki kolu üstlenmişti.Nijeryalı bir bankacının oğlu olan Abdulmuttalip, saldırıyı İngiltere'deki University College London'da mühendislik öğrencisiyken düzenlemeye çalışmıştı.Savcılar, ömür boyu hapis cezasının, olayın "terör saldırısı" olarak nitelendirilmesi ve bu tür saldırıların kamuoyunda yarattığı korku ile havayollarının uzun ve pahalı güvenlik usullerine başvurmasını sağladığı için verildiğini açıkladı.Abdulmuttalip'in saldırı girişiminin son aşamasına kadar gelmesi, ülkede güvenlik önlemlerinin sorgulanmasına yol açmıştı.Abdulmuttalip'in 550 bin terör şüphelisini içeren en geniş listede adının bulunduğu, ancak kendisinin uçağa binmesine engel oluşturacak ya da daha kapsamlı güvenlik kontrolünden geçmesini sağlayacak bir başka listede yer almadığı ortaya çıkmıştı.ABD Başkanı Barack Obama, saldırı girişiminin ortaya çıkardığı güvenlik zaafının sorumluluğunu üstlendiğini söylemiştiGüvenlik ve istihbarat alanındaki sorunları gidermek için bir dizi yeni önlem alınacak.Açıklamalar arasındaki en somut değişim ise uçuşlara yerleştirilen güvenlik görevlisi sayısının artırılması.Halen özel güvenlik eğitimi almış 4 bin görevli uçuşlarda yer alıyor, ancak ülkede her gün 29 bin kadar iç ve dış sefer 17.Şubat.2012

Alman cumhurbaşkanından Türkiye'ye AB desteği

Berlin-
Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, AB ülkelerinin Türkiye konusunda "ahde vefa" ilkesine uymaları gerektiğini söyledi.İtalya ziyareti sırasında Milano'da üniversite öğrencilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Wulff, Türkiye'nin AB sürecine de değindi. AB ülkelerinin geçmişte oybirliği ile Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatma kararı aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Wulff, Avrupalıların altına imza attıkları kararlara uymaları, "ahde vefa" ilkesinin gereğini yerine getirmeleri gerektiğini kaydetti. Wulff, Türkiye ile müzakerelerin, şeffaf ve adil bir şekilde sürdürülmesini istedi.
İslam dünyasına örnek

Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Türkiye için üyelik perspektifinin açık kalmasının önemini de vurgularken, çoğunluğu Müslüman birkaç ülkeden biri olan Türkiye'nin, Mısır, Libya ve Tunus gibi ülkelerde demokrasi için örnek olarak görüldüğünü vurguladı. Alman Hrıstiyan Demokrat politikacılar arasında Türkiye'nin AB üyelik sürecine olumlu bakan az sayıdaki isimden olan Christian Wulff, Başbakan Angela Merkel ile Türkiye konusundaki görüş farkını bir kez daha açıkça ortaya koymuş oldu. 2005 yılından bu yana Başbakanlık görevini yürüten Merkel, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı çıkıyor ancak müzakere sürecinin “ucu açık” bir şekilde devam etmesini destekliyor. 16.Şubat.2012

Azerbeycan ile İran arasında casus krizi

Baku-
Azerbaycan, İran'a karşı komplo planları yapan İsrail casuslarına yarım ettiği yolundaki iddiaları öfkeyle reddetti Tahran yönetimi, son dönemde İranlı nükleer bilim adamlarının öldürülmesinin ardında İsrail gizli servisi Mossad'ın olduğunu iddia ediyor. Son olarak İranlı bilim adamı Mustafa Ahmedî Roşan 11 Ocak'ta Tahran'da öldürülmüştü.Pazar günü Azerbaycan'ın İran büyükelçisine bir protesto notası verilmişti. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise İran'ın iddialarını iftira olarak niteledi.Sözcü Elman Abdullayev, geçen ay İran'ın Azerbaycan'daki İsrail vatandaşlarını öldürme komplosu iddialarını protesto ettiklerini hatırlatarak, bu son iddiaların Tahran yönetiminin garip reaksiyonu olduğunu iddia etti.Petrol ve doğalgaz zengini Azerbaycan, Tahran’ı nükleer silah üretmekle suçlayan İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'yle yakın ilişki içinde.Pazar günü İran'daki Azerbaycan Büyükelçisi'ne verilen protesto notasında, 'Azerbaycan'da faaliyet gösteren Mossad ajanlarının çalışmalarının engellemesi' istendi.Notada, "İranlı bilim adamlarının öldürülmesiyle ilgili teröristlerden bazıları Azerbaycan'a gitmiş oradan da, Siyonist rejimin casus şebekeleriyle işbirliği yapmak üzere İsrail'e geçmiştir" ifadelerine yer verildi.Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ülkesinin 'asla herhangi bir dış unsurun baskısına ya da terörist faaliyetlere izin vermeyeceğini' söyle 14.Şubat.2012

Irak'taki gelişmeler ABD'yi kaygılandırmıyor

Washington-
Amerika’nın geçen yıl sonunda tamamen çekildiği Irak’ta siyasi gerginlik artıyor. Washington, Irak’taki siyasi gelişmelere taraf olmaktan kaçınsa da zaman zaman Iraklı gruplar arasında arabuluculuk yapabileceği işaretini veriyor. Beyaz Saray’a yakın uzmanlar da Irak’taki gelişmelerin Washington’u fazla kaygılandırmadığına dikkati çekiyor.Irak’ta zaman zaman yaşanan siyasi istikrarsızlıklar ‘ülke mezhep çatışmasına sürüklenir mi’ kaygılarını da birlikte getiriyor. Ölüm mangaları idare etmekle suçlanan Sünni Devlet Başkan Yardımcısı Tarı el Haşimi, kuzeyde bölgesel Kürt Yönetimi’ne sığındı. Kürt yönetimi Haşimi’yi iade etmeyi reddederken, koalisyonun Sünni ortağı hükümet çalışmalarını boykot ediyor.Yeni Amerika Vakfı adlı düşünce kuruluşu uzmanı Steve Clemons, Beyaz Saray yetkililerinin Irak’taki gelişmelere yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “Amerika Irak konusunda bir rahatsızlık yaşıyor. Başkan Yardımcısı Joe Biden, Irak’ta kurdukları sistemin bu tarz krizleri aşabilecek yapıya sahip olduğunu görmek istiyor. Bazıları Devlet Başkan Yardımcısı Tarık el Haşimi için çıkarılan tutuklama emrini, mezhepler arası bir öç alma hareketi olarak görebilir. Bu çok büyük talihsizlik olur. Çünkü Irak’ta yeni bir denge kuruluyor. Başbakan Maliki, Sünni partisinin lideri İyad Allavi ve Iraklı Kürtler sahip oldukları konumları güçlendirmeye çalışıyor. Onlar da bunun bir patlamaya yolaçmasından kaygılı. Üst düzey Beyaz Saray yetkilileri bana, ‘Bu tarz olayları daha önce gördük ve hep patlamanın eşiğine geldiler, ama sonunda her kesimden çoğu Iraklı lider sorumlu davrandı. Ne kadar tehlike atlatılsa da sonuçta birlikte hareket ettiler,’ diyor. Çünkü birlikte kurdukları sistem kendi çıkarlarına işliyor.” Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland da Irak hükümetinin zaman zaman bu tarz döngüler yaşadığını, ama Washington’un Bağdat hükümetine güveninin tam olduğunu söyledi. Steve Clemons da, böyle süreçlerde tarafların sorumlu davranması gerektiğini vurguluyor: “Beyaz Saray yetkilileri, yeni Irak devletinin doğum sürecinde müdahil olmamamız ve Irak’ın kendi yeteneklerini göstermesi gerektiğini vurguluyor. Irak’ta yaşanan siyasi karışıklığa açık bir şekilde karışmanın doğru olmadığını düşünüyorlar. Beyaz Saray elbette ihtiyaç duyulduğunda, taraflarla konuşulması gerektiğinde orada olmak istiyor. Yetkililer, tarafların zaman zaman birbirleriyle iletişimden kaçındığını sık sık vurguluyor. Bundan dolayı, Amerika tarafları birbirine bağlayan bir aracı görevi üstlenebilir. Sonuçta olgun olmayan siyasi davranışlar, Maliki ve Haşimi arasında yaşanan mezhep ayrılıkları aşılmalı. Taraflar sorumlu davranışlar içine girmeli.” Bazı uzmanlar, Irak’ın komşularının da bu siyasi istikrarsızlık sürecinin aşılmasında sorumlu davranması gerektiğini vurguluyor. Bunlardan biri de American Enterprise Enstitüsü’nden Michael Rubin: “Kuşkusuz Amerika Ortadoğu’da çok sevilmiyor. Bir şey yapsak da yapmasak da hep suçlu oluyoruz. Bu yüzden doğru bildiğimiz şeyi yapmamız gerekiyor. Ancak bu durumda Irak’ta Maliki hükümetini desteklemek doğru karar. Hem Amerikalılar hem de Türkler, Irak’ta yapılacak bir sonraki seçimlerin hür ve adil bir ortamda gerçekleşmesini, bu şekilde bu ülkenin de İran’a dönüşmemesini istiyor.”Ancak bir yandan Bağdat hükümetinin Haşimi krizinden sonra Türkiye’yi de kendi içişlerine karışmakla suçlaması, diğer yandan Ankara’nın Bölgesel Kürt yönetimiyle yürüttüğü yoğun temaslar, Ankara-Bağdat hattında kızışan ilişkilerin kolay soğumayacağına işaret ediyor. 13.Şubat.2012

Davutoğlu'nun Washington'da birinci günü ABD Kongresini koklamakla geçti

Washington-
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ABD kongresindeki temaslarında İran ve Surye konusunda Amerikalı siyasetçilerin kaygıları yanısıra, Türkiye'deki basın özgürlüğü ve giderek saklanamaz duruma gelen özgürlüklerin kısıtlanması, adli sistemin siyaset tarafından kullanışı konuları ele alındı. Davutoğlu bugünde bir dizi düşünce üreten kurumda konuşarak gelecek hafta yapacağı resmi temaslar öncesi ABD kamuoyunda giderek artan Türkiye konusundaki kaygıları gidermeyi planlıyor. 10.Şubat.2012

Ahmet Davutoğlu Washington'da

Washington-
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton’ın daveti üzerine Washington’a bir çalışma ziyareti gerçekleştiriyor. Programında Musevi lobisi ile temaslar yeralmayan Davutoğlu buhafta Kongre üyeleri, Pazartesi günü de Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Savunma Bakanı Leon Panetta, Ulusal Güvenlik Danışmanı Thomas Donilon’la görüşecek.Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la Pazartesi günü görüşecek olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ulusal Güvenlik Danışmanı Thomas Donilon ve Savunma Bakanı Leon Panetta’yla da biraraya gelecek.Bugün Amerikan Kongresi Temsilciler Meclisi’nde Çoğunluk Grup lideri Floridalı Cumhuriyetçi milletvekili Eric Cantor ve yardımcısı Cumhuriyetçi California milletvekili Kevin McCarthy ile görüşmesi beklenen Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ayrıca Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Floridalı Cumhuriyetçi Ileana Ros-Lehtinen’le de biraraya gelecek.Dışişleri Bakanı Davutoğlu Senato’da da Senato Dışilişkiler Komisyonu Başkanı John Kerry (Demokrat-Massachusetts), Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi John McCain (Cumhuriyetçi-Arizona) ve Senato Çoğunluk Grup Başkan Yardımcısı Dick Durbin’le (Demokrat-Illinois) görüşmeler yapacak.Ahmet Davutoğlu Washington’da çeşitli düşünce kuruluşlarının temsilcileri ve uzmanlarla biraraya gelecek ve önde gelen bazı Amerikan medya kuruluşlarına mülakat verecek.Dışişleri Bakanlığının açıklamasında “ABD’de yapılacak görüşmeler, iki ülkeyi ilgilendiren ikili, bölgesel ve küresel konularda görüş alışverişinde bulunulmasına imkan sağlayacaktır” denirken görüşmelerde ağırlıklı olarak Suriye üzerinde durulacağı tahmin ediliyor. Ahmet Davutoğlu, Washington’a gelmek üzere Türkiye’den ayrılmadan önce NTV Televizyonuna yaptığı açıklamada Suriye’deki krizin çözümü için uluslararası konferans yapılması çağrısında bulundu ve türkiye'nin evsahipliği yapmaya hazır olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanı ayrıca, “Birleşmiş Milletler sivilleri koruyamıyorsa başka platformlar oluşturulmalı” dedi. Davutoğlu, “İlkesel zemin, toplantının mekanından daha önemlidir. Ama mutlaka bölgede olmasını ve en kısa zamanda yapılmasını isteriz” diye konuştu 09.Şubat.2012

Fransız havayolları greve gidiyor

Paris-
Fransa’da havayolları çalışanları dört günlük greve gidiyor. Grev nedeniyle uçuşlarda gecikmeler ve iptaller yaşanması bekleniyor. Fransa'nın en büyük havayolları şirketi Air France, bugün başlayan ve perşembe gününe kadar devam etmesi beklenen grevden uzun mesafe uçuşlarının fazla etkilenmeyeceğini açıkladı. Air France, uzun mesafe uçuşlarının yüzde 85’inin, Avrupa içindeki uçuşların ise yüzde 80’inin yapılacağını duyurdu. Gecikmeler ve iptallere ilişkin açıklama yapmayan şirket, son dakika iptallerinin olası olduğunu vurguladı. 6-9 Şubat tarihleri arasında rezervasyon yapmış olan yolcular uçuş tarihlerini ücretsiz olarak değiştirebilecekler. Fransa’da sendikalar, Fransız hükümetinin havayolları grevlerinin 48 saat önceden haber verilmesi koşulunu getiren yasal girişimini protesto etmek amacıyla grev çağrısında bulunmuştu. Yer hizmetlerinde çalışanların yanı sıra, pilotlar ve kabin çalışanları da greve katılmaya çağırılmıştı. 07.Şubat.2012

Mossad'tan sonra İsrail Başbakanı da Washington'a geliyor

Washington-
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun gelecek ay Amerika’yı ziyaret edeceği açıklandı. Ziyaret, İsrail’in İran’a askeri saldırıda bulunabileceği yolunda haberlerin çıktığı bir sıraya rastlıyor.Netanyahu’nun bürosundan yapılan açıklamada İsrail başbakanının 4 Mart’ta başlayan AIPAC(Amerikan—İsrail Halkla İlişkiler komitesi) adlı İsrail lobi kuruluşunun yıllık toplantısında konuşma yapmak için Washington’a gideceği belirtildi.İsrailli yetkililer, Netanyahu’nun ziyareti sırasında Başkan Barack Obama ile görüşeceğini bildiriyor. Beyaz Saray görüşme haberini doğrulamadı.İki lider en son Eylül ayında BM Genel Kurul toplantıları sırasında görüşmüştü.O tarihten beri Amerikalı yetkililer, İsrail’den İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemek için ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarına daha çok zaman tanımasını istiyor. İran nükleer programının barışçı olduğunu savunuyor.İsrailli yetkililer, son haftalarda İran’ın nükleer programının yakında çok ileri bir aşamaya ulaşabileceği ve bir saldırı için çok geç olacağını önesüren açıklamalar yaptı. Yetkililer, uluslararası yaptırımlar İran’ın nükleer alanda ilerlemesini durdurmazsa İsrail’in saldırabileceği uyarısında bulundu.Obama yönetimi, Tahran’ın görünürde nükleer silah üretme kararı vermediğini ancak böyle bir karara karşı askeri müdahele seçeneğini masada tuttuğunu bildiriyor. 06.Şubat.2012

KKTC'de homoseksüeller kaygılı

Lefkoşe-
KKTC'de iki erkeğin eşcinsel ilişkileri dolayısıyla, İngiliz yönetiminden kalma yasalar çerçevesinde gözaltına alınması Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin tepkisini çekti. Lefkoşa'daki merkez cezaevinde kalan iki erkek, mahkemeye çıkarılarak "doğa kanunlarına aykırı cinsel ilişkiye girmekle" suçlanmıştı. Bu olay, ceza kanununun 171. maddesine dayanılarak son 8 ayda gerçekleşen üçüncü gözaltı oluyor.Söz konusu 171. madde, eşcinsel ilişkinin 5 yıl hapisle cezalandırılmasını öngörüyor. 1929 yılında çıkarılmış olan yasa, 1990'ların sonlarında, Avrupa İnsan hakları Mahkemesi'nin bir kararı üzerine, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde uygulamadan kaldırıldı.Ancak KKTC yönetiminde geçen Temmuz ayında iki eşcinsel erkek, aynı maddeye dayanılarak gözaltına alındı. Ekim ayında da, eski Kıbrıs Maliye Bakanı Mihail Sarris, iki yetişkin erkekle birlikte gözaltına alındı.Avrupa Parlamentosu'nda Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Trans Birey Hakları'nı gözeten grubun açıklamasına göre, Sarris, Kıbrıs Rum kesimine geçerek yargılanmaktan kurtulurken, diğer iki erkek, kuzeyde, soruşturma altına alındı.Kuzey Kıbrıs'ta eşcinsellere baskı uygulanacağı kaygısı duyan Avrupa Parlamentosu milletvekilleri Kuzey Kıbrıs yönetiminden söz konusu yasanın iptal edilmesini istediler.İngiltere Muhafazakar Partisi'nin Avrupa Parlamentosu milletvekili Marina Yannakoudakis, Kıbrıs Türk toplumu lideri Derviş Eroğlu'nun yasanın iptal edileceğine dair teminat verdiğini söyledi. Eroğlu, Mihail Sarris olayından sonra 171. maddenin "gecikmeksizin kaldırılması için hükümete tavsiyede bulunduğunu" söylemişti.Ancak Kuzey Kıbrıs'taki Homofobiye Karşı İnisiyatif derneği, eşcinsel haklarını savunan çevrelerin defalarca talepte bulunmalarına rağmen yasanın kaldırılması konusunun hala KKTC meclisine getirilmemesinden yakınıyor.Dernek yetkililerinden Reşat Şaban, yaptığı açıklamada "Yasanın kaldırılması sözü lafta kaldı. Daha ileriye gidilmedi." dedi ve geçen yıl bu maddenin daha fazla kullanıldığına işaret ederek, kamuoyunda eşcinsellere karşı tavır oluşturulmasından kaygı duyduklarını belirtti.Reşat Şaban, KKTCi yönetimin hiçbir uluslararası kuruma hesap vermediğine işaret ederek, mahkemelerin dışarıya kapalı yürütülmesine rağmen, yerel basında zanlıların isim ve fotoğraflarının yayımlandığına da dikkat çekti.Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Türk Toplumu ile İlişkiler Gubunun üyesi olan Marina Yannakoudakis, Kuzey Kıbrıs'taki medyanın gözaltına alma olaylarını "son derece küçük düşürücü" bir dille aktarmasından kaygı duyduklarını kaydetti.Yannakoudakis, "171. madde uyarınca gözaltına alma uygulamasına derhal son verilmeli ve geçen ay gözaltına alınan erkekler, gecikmeksizin serbest bırakılmalı." dedi.Marina Yannakoudakis, Kuzey Kıbrıs'ta yasaların değiştirilmesinin yetmeyeceğini, genel tavrın da değiştirilmesi ve tüm Kıbrıslı yetişkinlerin, karşılıklı rıza çerçevesinde, cezalandırılacakları ya da teşhir edilecekleri korkusu yaşamadan, aynı ya da karşı cinsle ilişkiye girebilmeleri gerektiğini vurguladı.İngiltere İşçi Partisi'nin AP milletvekillerinden Michael Cashman da, 171. maddenin "birçok insanın hayatını kararttığını" söyledi ve "Avrupa'da ya da dünyada yeri olmayan, tarihi geçmiş bu yasanın kaldırılması konusunda telkinde bulunmak üzere, KKTC yönetimiyle görüşmeye gitmeyi planladığını" bildirdi. 03.Şubat.2012

Pakistan'ın Taliban'a desteği tescil ediliyor

Brüksel-
Pakistan’ın, Taliban'a yardımda bulunduğu yönündeki söylentiler ciddiyet kazanıyor. Uluslararası medya kuruluşları bir NATO raporuna dayandırdıkları haberde, Pakistan’ın Taliban ile bağlantılarına ışık tutuyor. Dünya kamuoyuna açıklanan gizli NATO raporu, sivil Afganistan uzmanlarının daha önceleri dile getirdikleri tahminler ötesinde yeni bir ayrıntı getirmiyor ama bu tahminleri besliyor. Söz konusu NATO raporunda örneğin Pakistan istihbarat servisinin Taliban’ın faaliyetlerinden tüm ayrıntıları ile haberdar olduğu ve Taliban’ın yönetim kademelerinin nerede bulunduğunu da çok iyi bildiği yer alıyor.Afgan hükümetinin eski danışmanlarından Sami Sedat şunları ekliyor: “Rapor, Pakistan’ın (Afganistan’daki) direnişçi gruplardan yana tavır almaya devam ettiğini, Taliban’a çeşitli biçimlerde yardım yaptığını, onlara Pakistan’a sığınma olanakları sağladığını ve Afganistan’daki askerî operasyonlarında da Taliban’a yardım yaptığını ortaya çıkartıyor.”Bölgedeki istihbarat servisleri, batılı ülkelerin askerlerini Afganistan’dan çekmeyi planladıkları için Pakistan’ın da komşu ülkedeki aşırı dinci milislere yardımlarını sürdürmek istediğini tahmin ediyorlar. Pakistan’ın Afganistan’daki güçlü gruplarla iyi ilişkilerini bozmak niyetinde olmadığı düşünülüyor. Batılı ülkelerin 2014 yılında tüm askerî birliklerini Afganistan'dan çekmeleri ile birlikte ortaya çıkması muhtemelen başka bir endişeye ilişkin olarak da eski Afganistan hükümeti danışmanı Sedat şunları söylüyor: “NATO raporunda, (batılı askeri birliklerin ülkeden ayrılmasından sonra) direnişçilerin Afgan güvenlik güçlerine çok yoğun bir biçimde karşı koyacağı, hatta onların silahlarına el koyup, Afganistan’ın askerî istihbarat servisini ele geçirecekleri yönündeki endişe dile getiriliyor.”02.Şubat.2012

ABD Cumhuriyetçi Başkan aday adayı Santorum, Obama'nın radikal islam politikaları ülkeye zarar veriyor

Washington-
ABD Cumhuriyetçi parti Başkan aday adaylarından Rick Santorum'um yardımcılarından biri bir televizyon istasyonuna konuşurken, Başkan Obama'nın Radikal islam politikalarının ülkeye zarar verdiğini söyledi. Santorum'un sözcüsü Alice Steward MSNBC televizyonuna demeç verirken Başkan Obama'nın Radikal çevre politikaları yerine konuyu islama getirdi. Bu konuda konuşan Santorum da Başkan Obama'^nın Hıristiyan teoloji değil başka bir dine ait teolojiye yarar sağlayacak şekilde hareket ettiğini kaydetti. Amerika başkanının ekonomi ve krizle uğraşacağına uluslararası alanda başka konularda politikalara öncelik verdiğini de kaydetti. 21.Şubat.2012

İran nükleer programını genişletiyor

Viyana-
İran'ın nükleer programını genişletmeye hazırlanıyor olabileceği öne sürüldü.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun merkezinin bulunduğu Viyana'daki bir diplomat, BBC'ye, Kum kentinde bulunan bir yeraltı tesisinin binlerce yeni nesil santrifüjün devreye sokulabilecek hale getirildiğini söyledi.Böylece zenginleştirilmiş uranyum üretiminin hızlandırılabileceği belirtiliyor. Zenginleştirilşmiş uranyum hem elektrik üretimi hem de nükleer silah için gerekli.Birleşmiş Milletler'e bağlı Atom Enerjisi Kurumu, adının açıklanmaması kaydıyla konuşan diplomatın sözleri konusunda yorum yapmadı.Kurumun denetçileri İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda görüşmeler yapmak için bu hafta Tahran'ı ziyaret edecek. Geçen ay denetçilere bazı tesislere girme ve nükleer programda görevli bilimadamlarıyla görüşme izni verilmemişti.İran nükleer programının tamamen elektrik enerjisi üretme amaçlı olduğunu söylerken bazı Batılı ülkeler Tahran'ın gizliece nükleer silah geliştirmeye çalıştığını düşünüyor.Viyana'daki bazı diplomatlara göre, Kum kentindeki, güçlendirilmiş yeraltı tesisinde santrifüjler için gerekli altyapı tamamlandı. Diplomatlar bununla birlikte santrifüjlerin henüz kurulmadığını, kurulup kurulmayacağı konusunda da belirsizlik olduğunu söyledi.Üç gün önce İran, daha hızlı uranyum zenginleştirebilecek santrifüjler geliştirdiğini ve ilk kez kendi ürettiği nükleer yakıtı kullandığını açıklamıştı. 20.Şubat.2012

Netanyahu, ilk kez Kıbrıs Rum kesiminde

Lefkoşe-
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün başlayan temasları ile ülkesinden Kıbrıs'ı ziyaret eden ilk lider oldu.Ziyaret, iki ülke arasında son dönemde gelişen ilişkilerin yansıması olarak değerlendiriliyor. Son aylarda iki ülkeden pek çok yetkili karşılıklı ziyaretler düzenlemişlerdi. Bir günlük ziyarette Netanyahu'ya Enerji ve Su İşleri Bakanı Uzi Landau eşlik ediyor.Tarafların görüşmelerinde Akdeniz'deki doğal gaz arama faaliyetleri önemli gündem maddelerinden biri olacak. Ayrıca, tarım, sağlık, deniz araştırmaları, afetle mücadele alanlarında da işbirliği hedeflendiği açıklandı.Akdeniz'in doğusunda doğal gaz rezervlerinin geliştirilmesi konusunda hız kazanan faaliyetler, tarafları yakınlaştırdı.İsrail, Kıbrıslı Rumların ada çevresinde doğal gaz ve petrol arama faaliyetlerine destek veriyor.Her iki yönetimin gaz ihalelerini alan Teksas merkezli Noble Energy şirketi geçen yıl sonunda Kıbrıs açıklarındaki bir sahada 150 - 225 milyon metreküp (5 ile 8 trilyon fit küp) gaz bulunduğunu açıklamıştı.Noble şirketi, İsrail'in Delek Enerji şirketi ile işbirliği içinde, İsrail karasularında iki doğal gaz sahasında faaliyet gösteriyor. Tamar sahasında 255 milyon metreküp, Leviathan sahasında bunun iki katı gaz bulunduğu tahmin ediliyor.Türkiye, ise Kıbrıs'ın tek taraflı olarak arama faaliyetlerine girişmesine karşı çıkıyor, bu faaliyetlerin Kıbrıs Türklerinin "eşit ve tabii haklarını ihlal ettiğini" belirtiyor.Türkiye, Kıbrıs-İsrail arasında deniz sınırlarının çizilmesi amacıyla yapılan bir anlaşmayı da hükümsüz sayıyor.Kıbrıs İsrail'e hava yoluyla bir saatten az mesafede olmasına rağmen, gerek Kıbrıs, gerekse Yunanistan ile ilişkiler yakın zamana dek mesafeliydi.Rumlar uzun yıllardır Filistinlilerin bağımsız devlet hedefine destek verirken, Kıbrıs yönetimini tanımayan Türkiye son dönemde ortaya çıkan gerilimlere dek İsrail'in bölgedeki en yakın müttefiklerinden biriydi.Ancak son yıllarda taraflar, geleneksel çizgilerinden ayrıldı. Türkiye ile İsrail'in ilişkileri köyüye giderken İsrailli yetkililer Atina ve Lefkoşa ile temaslarını yoğunlaştırdı.İsrail'in eski Ankara büyükelçisi Alon Liel, Associated Press'e "İsrail'i Yunanistan ve Kıbrıs yönüne sevkedenin Türkiye'nin kaybı olduğuna hiç şüphe yok" yorumunu yaptı.Liel, Kıbrıs ile ilişkilerin doğal gaz dolayısıyla daha da öne çıktığını ifade etti.Ancak Liel, bu ittfakın Türkiye'yi Hamas'a daha da yakınlaştırarak İsrail'e zarar verebileceğini savundu.Kıbrıs'ta Dimitris Hıristofyas yönetimi geçtiğmiz günlerde bölgede belirlediği 12 parselde hidrokarbon arama faaliyetleri için ruhsat ihalesine çıkmış, Türkiye bu adımı protesto etmişti.Türk Dışişleri Bakanlığı açıklamasında 'ihaledeki sözde ruhsat sahaları incelendiğinde bunların bir bölümünün Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı alanlarıyla çakıştığı anlaşılmaktadır' ifadesini kullandı, yabancı şirketlerin izinsiz petrol/doğalgaz faaliyetlerinde bulunmalarına izin verilmeyeceğini savundu.17.Şubat.2012


NATO Genel Sekreteri Ankara'ya geliyor

Brüksel-
NATO'nun Srüksel'deki merkezinden yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin NATO’ya üye olmasının 60’ıncı yıldönümü nedeniyle gerçekleşecek ziyareti sırasında Anders Fogh Rasmussen 16-17 Şubat’ta Ankara’da temaslar yapacak.Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin NATO için son derece önemli bir ülke olduğunu söyleyen Rasmussen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla görüşecek.NATO Genel Sekreteri Rasmussen Türkiye ziyareti sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri ve Savunma Komisyonlarının ortak toplantısına da katılacak.NATO’dan yapılan açıklamaya göre, Rasmussen Fayrıca Ankara’da Türkiye Atlantik Konseyi’nin düzenlediği bir konferansta konuşma yapacak. 16.Şubat.2012

Tayland'ta İranlı bombacı yaralandı

Bangkok-
Tayland yetkilileri İranlı olduğu düşünülen bir saldırganın başkent Bangkok'ta polise atmaya çalıştığı bombanın patlaması sonucu yaralandığını açıkladı. Saldırganın her iki bacağının da parçalandığı kaydediliyor. Polisin verdiği bilgiye göre, kentteki ilk patlama saldırganın başka İranlılar ile paylaştığı bildirilen evinde meydana geldi.Yetkililer yerel saatle 14.20'de (TSİ 09.20) meydana gelen ve eve hasar veren patlama ardından evdeki iki kişinin kaçtığını; hafif yaralanan üçüncü bir kişinin ise yoldan bir taksi çevirmeye çalıştığını söyledi.Taksi durmaya yanaşmayınca, saldırgan taksiye yanındaki bir bombayı fırlattı.Ardından polisin üzerine bomba atmaya çalıştığı söylenen saldırgan, hedefi tutturamadı; meydana gelen patlamada her iki bacağını kaybetti.Bu kişinin hastanede tedavi altına alındığı, üzerinde çıkan kimlik kartının ise İranlı olabileceğini düşündürdüğü açıklandı. Kentin işlek ticari merkezlerinden biri olan Ekamai semtinde meydana gelen patlamalar sonucu saldırgan dışında dört kişi yaralandı. İlk patlamanın meydana geldiği evi arayan polis, burada bir diğer patlayıcı daha buldu ve etkisiz hale getirdi.Tayland makamları ayrıca Bangkok Havalimanı'nda da bir kişinin gözaltına alındığını duyurdu.Ancak bu kişinin şüphelilerle ilgisi olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi.Başbakan Yingluck Shinawatra halka soğukkanlı olma çağrısında bulundu.Geçen ay ABD büyükelçiliği Bangkok'ta özellikle Amerikan ve İsrail hedeflerine saldırılar düzenlenebileceği uyarısında bulunmuştu.Bangkok'taki saldırıdan bir gün önce de Hindistan ve Gürcistan'da İsrailli diplomatları hedef alan saldırılar düzenlendi.İsrail bu saldırılardan İran ile Lübnan'daki Hizbullah hareketini sorumlu tutmuş; İran suçlamaları reddetmişti.Bangkok'taki saldırıların hedefi henüz anlaşılamadı; ancak BBC güvenlik muhabiri Gordon Corera, zamanlama ve İran bağlantısının bu olayların eşgüdümlü olabileceği şüphesine yol açtığını söylüyor.İsrail basını dünkü saldırıların İsrail hedeflerine bir saldırı dalgasının habercisi olmasından endişe duyuyor.Hindistan'ın başkenti Delhi'de düzenlenen bombalı saldırıda, bir İsrail büyükelçiliği çalışanı, şoförü ve çevrede bulunan iki kişi yaralanmıştı.Gürcistan'ın başkenti Tiflis’te bir İsrailli diplomatın aracının altına yerleştirilen bir bombanın ise etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. 15.Şubat.2012

İran, İsraillilere saldırılarla ilişkimiz yok

Tahran-
İran, İsrailli diplomatlara karşı Hindistan ve Gürcistan'da düzenlenen bombalı saldırılarla ilgisi olmadığını açıkladı.Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen bombalı saldırıda, bir İsrail büyükelçiliği çalışanı, şoförü ve çevrede bulunan iki kişi yaralanmıştı. Yaralananlardan birinin durumunun ağır olduğu bildiriliyor. Gürcistan'ın başkenti Tiflis’te bir İsrailli diplomatın aracının altına yerleştirilen bir bombanın ise etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. İsrail saldırılardan İran'ın sorumlu olduğunu iddia etmişti.İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mihmanparast, İsrail'in bu iddialarıyla ülkesinin imajını zedelemeye çalıştığını söyledi.Mihmanparast, "Siyonist rejimin iddialarını kesin bir şekilde reddediyoruz. Bunlar propaganda savaşının bir parçası." şeklinde konuştu.İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, saldırının arkasında İran ve Lübnan'daki Hizbullah hareketi üyelerinin olduğunu söylemişti. Netanyahu, İran'ın "dünyanın en büyük terör ihracatçısı" olduğu ifadesini kullanmıştı. İran'ın nükleer tesislerinde görevli bilim adamlarını hedef alan saldırılardan İsrail'i sorumlu tutmasının ardından son birkaç ay içinde İsrail büyükelçiliklerindeki güvenlik önlemlerinin daha da artırıldığını söylüyor.Hindistan televizyonu, Delhi'deki patlamadan sonra elçilik binası önünde alevler içindeki bir aracın görüntülerine yer verdi.Kordon altına alınan bölgeye bomba imha uzmanları sevk edildi.İsrail'in Yeni Delhi Büyükelçiliği çok sıkı şekilde korunuyor. Başbakan Manmohan Singh'in konutu da bu bölgede bulunuyor.Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, yaptığı açıklamada, 'korkakça' diye nitelediği saldırıları kınadı ve sorumluların bulunmasına yardım edebileceklerini söyledi.İran, nükleer programında çalışan bilim adamlarının son iki yılda art arda bombalı suikastlara kurban gitmesinin arkasında ABD ve İsrail'in olduğunu savunuyordu.İran'daki bu saldırıların ardından İsrail güvenlik önlemlerini üst düzeye çıkarmıştı.14.Şubat.2012

Bryza, Ermeni soykırımı olmadı

İstanbul-
ABD Senatosunda büyükelçilik görevi onaylanmayan milli damat Matt Brza, Baku'deki görevi bitince ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki görevinden istifa ederek İstanbul'a yerleşti. Bryza'nın Ermeni soykırımı konusundaki açıklamaları Ermeni lobilerini çıldırtmaya devam ediyor. Ermeni sitelerinde Hürriyet gazetesinde çıkan röportajı ile ilgili yorum yapan Ermeniler, bu konuda haklılıklarının ortaya çıktığını savundu. Bryza ayrıca, Dağlık Karabağ konusunun Ermeni Türkiye protokolüne bağlanmasını da Bryza şart koşmuştu. 13.Şubat.2012

Yunanistan'ın çit projesine AB destek vermedi 

Brüksel-
Avrupa Birliği Komisyonu, Yunanistan’ın kaçak göçü önlemek için Türkiye sınırına çekmek istediği yaklaşık 10,5 kilometre uzunluğundaki çit projesine mali destek verilmeyeceğini açıkladı.Yüksek borçları yüzünden iflas tehdidinden henüz kurtulamamış olan Yunanistan, Türkiye sınırındaki dikenli tel projesi için kendisi malî kaynak yaratmak zorunda kalacak. Avrupa Birliği Komisyonu sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Komisyon Yunanistan'ın sınırına çit çekme projesine Avrupa Birliği bütçesinden kaynak ayırmayacaktır, çünkü söz konusu çitin anlamsız olduğu düşünülmektedir” açıklaması yapıldı. Açıklamada ayrıca, “Çitler ve duvarlar göç problemine yapısal çözümler üretmekten uzak, kısa vadeli önlemlerdir” ifadeleri kullanıldı.Yunanistan Kamu Güvenliği Bakanı Hristos Paputsis'in yanıtı gecikmedi. Yasadışı göçle mücadelede "ikiyüzlülükten uzak bir mücadele" isteyen bakan, Yunanistan'ı Avrupa'nın sınırlarında yeterince güvenlik sağlamadığı gerekçesiyle cezaların beklediğini söyleyerek, “Önlem aldığımızda da bizle aralarına mesafe koyuyor ve bize söyleniyorlar” şeklinde konuştu. Bakanlığın verilerine geçen yıl sınırı geçmek isterken yakalananların sayısı 55 bin. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 17 daha fazla. Avrupa Birliği sınır koruma ajansı Frontex'in verilerine göre bu, 2011 yılında Avrupa Birliği'ne giren yasadışı göçmenlerin üçte birine tekabül ediyor.Atina yönetimi Türkiye sınırına ABD ile Meksika sınırındaki dikenli çite benzer şekilde 200 kilometre uzunluğunda bir çit çekmek istiyordu. Ancak projenin büyük tepki alması üzerine vazgeçilerek, 2,5 metre yüksekliğinde ve 10,3 kilometre uzunluğunda karar kılınmıştı. Meriç Nehri kenarına dikenli tellerle çekilecek çitin ısıyı esas alan 25 termal kamera ile sürekli olarak kontrol altında tutulması bekleniyor.Projenin hayata geçirilmesi için gereken 3 milyon euronun Yunanistan bütçesinden çıkması bekleniyor. Avrupa Birliği 2007 ila 2010 yılları arasında, Yunanistan’ın kaçak göçle mücadelesine destek amacıyla 215 milyon euro kaynak ayırmıştı. Sadece bu sene için de 90 milyon euroluk bir kaynak öngörülüyor. 10.Şubat.2012

Airbus A380'lerin kanatlarında çatlak 

Paris-
Avrupa Havacılık Emniyeti Kurumu EASA, kullanımda olan tüm Airbus A380 uçaklarının kanatlarında çatlak bulunması ihtimaline karşı incelenmesini istedi.Bu çerçevede Süperjumbo olarak bilinen 67 uçak incelemeye alınacak.Airbus, çatlakların kısa vadede bir güvenlik tehdidi oluşturmadığını, tespit edilmesi halinde bunların tamir edilebileceğini söylüyor.Geçen ay EASA 20 adet A380 için inceleme kararı vermişti.EASA sözcüsü, "Bu incelemeler sonunda hizmet veren tüm A380'lerin gözden geçirilmesi kararlaştırıldı" dedi.Avustralya'nın en büyük havayolu şirketi Qantas, bu incelemeler sırasında kanatlardaki bir parçada çatlak tespit edilmesi üzerine filosundaki A380'lerden birini bir hafta kadar seferlere çıkarmayacağını duyurdu.Qantas ekiplerinin kanatları gövdeye bağlayan kanat kaburga uçlarında bulduğu çatlak 2 santimetreden daha küçük.Kanatlardaki çatlak, geçen ay Londra'dan Singapur'a giden bir A380 uçağının ağır bir türbülansa girmesinden sonra tespit edildi.Qantas, türbülansın kanatlardaki çatlaklardan değil "üretimle ilgili meselelerden" kaynaklandığını duyurdu.A380'leri ilk kullanmaya başlayan havayolu şirketi olan Singapur Havayolları da bazı uçakların çatlakların tamir edilmesinden sonra yeniden servise konduğunu bildirdi.Ekim 2007'de teslimine başlanan uçakların kanatları İngiltere'de üretiliyor. 09.Şubat.2012

Arjantin, İngiltere'yi BM'ye şikayete hazırlanıyor

Buenos Aires-
Arjantin hükümeti, İngiltere donanmasının en modern destroyerlerinden birinin tartışmalı Falkland Adaları'na sevkedilmesi kararını Birleşmiş Milletler'e götürerek resmi şikayette bulunacağını açıkladı. Arjantin'in Malvinas olara adlandırdığı adalar 1982 yılında Arjantin ve İngiltere arasında savaş nedeni olmuştu.Bir grup siyasetçiye ve savaş gazisine yaptığı konuşmada Arjantin Cumhurbaşkanı Cristina Fernandez de Kirchner, İngiltere hükümetini Güney Atlantik sularını silahlandırmaya çalışmakla suçladı.Kirchner aynı zamanda, helikopter pilotu olan İngiltere tahtının varisi Veliaht Prens William'ın Falkland Adaları'nda görevlendirilişini eleştirdi.Falkland Adaları konusundaki tartışma son haftalarda Arjantin ve İngiltere arasında artan bir gerginlik konusu.Falkland Adaları'nın statüsü iki ülke nezdinde çok hassas bir konu.İngiltere geçen ay, HMS Dauntless adlı destroyer gemisini Falkland Adaları açıklarına yollayacağını açıklamıştı.İngiliz donanma yetkilileri, ''rutin'' bir karar aldıklarını söylüyorlar.Fakat Arjantin Cumhurbaşkanı Kirchner, ''Ultra modern bir destroyerin adaların açıklarına yollanmasını, İngiltere'nin Güney Atlantik'i askerileştirme çabası dışında başka bir şekilde yorumlayamayız.'' dedi ve bu durumun uluslararası güvenliğe ''ciddi bir tehlike'' oluşturduğunu kaydetti.Aralık ayında Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur, Falkland Adaları bayrağını taşıyan gemilere limanlarını kapatma kararı almıştı.Arjantinli yetkililer, Şili'den Falkland Adaları'na Arjantin hava sahasını kullanarak uçan uçaklara izin vermeme olasılığına da işaret etmişlerdi.Arjantin'in hava sahası, Falkland Adaları'nın dış dünyayla bağlantısı açısından hayati önemde.08.Şubat.2012

Obama başkanlık yarışında önde

Washington-
Yeni bir kamuoyu araştırması Başkan Barack Obama’nın Cumhuriyetçi Parti başkan adayı yarışını önde götüren Mitt Romney’i seçimde yeneceğini gösteriyor.ABC televizyonu ve Washington Post gazetesinin anketine göre Obama kayıtlı seçmenler arasında oyların yüzde 51’ini, Romney ise yüzde 45’ini alıyor.Görüşü sorulan yetişkin Amerikalıların yarısı Obama’yı başkan olarak onaylıyor ve ikinci kez seçilmeye hak kazandığına inanıyor.Obama, ekonominin düzeldiğini belirterek ikinci kez seçilmeyi hak ettiğini söyledi.Obama, NBC televizyonunun sorularını yanıtlarken ekonominin üç yıl önce göreve geldiği döneme kıyasla çok daha iyi olduğunu ancak henüz hedefe ulaşılmadığını belirtti.İşsizlik oranının beş aydan beri sürekli düştüğünü ve Ocak’ta yaklaşık 250 bin iş yarattığını vurgulayan Obama oysa 2009’da her ay bunun üç katı iş kaybedildiğini hatırlattı.Ancak Cumhuriyetçi başkan adayları ekonominin istenen hızda düzelmediğini ve Obama’nın politikalarının yetersiz olduğunu savunuyor.Dört aday da Salı günü ön seçimlerin yapılacağı Minnesota ve Colorado eyaletlerinde kampanyalarına hız verdi.Romney’in Colorado’daki önseçimi kazanması bekleniyor. Ancak Minnesota’da eski senatör Rick Santorum anketlerde önde gidiyor.Halen en çok delegeye sahip olan Romney’in Colorado ve Minnesota’dan sonra Cumartesi günü yapılacak Maine önseçimini kazanarak yarıştaki yerini sağlamlaştırması bekleniyor.Ancak rakibi Gingrich yarıştan çekilmeyeceğini, Ağustos’ta Florida’nın tampa kentinde yapılacak kurultaya kadar mücadele edeceğini açıkladı.Iowa ve Güney Carolina önseçimlerini kaybeden Romney New Hamphshire, Florida ve Nevada’da rakiplerine büyük fark attı.Cumhuriyetçi Parti başkanlık yarışındaki diğer iki aday eski Pennsylvania senatörü Rick Santorum ve Texas milletvekili Ron Paul da mücadeleye devam edeceklerini söylüyor. 07.Şubat.2012

Beyaz Saray, Türkiye'deki özgürlükleri izliyoruz

Washington-
Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney, Amerika’nın basın ve ifade özgürlüğü ilkelerini dünyanın her yanında desteklediklerini, buna NATO müttefiki Türkiye’nin de dahil olduğunu söyledi. Carney şöyle dedi: “Biz ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü, toplanma özgürlüğünü her yerde destekliyoruz. Türkiye önemli bir müttefik ve NATO üyesidir. Ancak Türkiye’de yakın zamanda atılan bazı adımlar konusunda kaygılarımızı açıkça dile getirdik; bazı önemli akademisyenlerin ve gazetecilerin tutuklanması konusunda… Ve kaygımızı Başkan Yardımcısı Biden dahil en üst düzeylerde ilettik. Bu ilkelere verdiğimiz destek her yer için geçerlidir ve bu mesajımızı tüm dünyada taşıyoruz.” Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney bölgesel gelişmeleri de değerlendirdi. Carney, Suriye’deki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirtirken “Esad rejiminin yakında tarih olacağını” söyledi: “Kesin olan şu: Esad rejimi yakında tarih olacak. İktidarda kalamayacak. Suriye halkına vahşice davrandı, korkunç bir şiddet uyguladı. Bu şiddetin kınanması, rejime karşı yaptırım uygulanması için müttefiklerimiz ve uluslararası ortaklarımızla çalıştık. Dışişleri Bakanı Clinton New York’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerine ve tüm ülkelere şu mesajı veriyor: Yıkılmaya mahkûm olan, devam edemeyecek ve insanlarını vahşice bastıran bir rejimin yanında yer almamalılar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye rejiminin günlerinin sayılı olduğunu ve attığı adımların uluslararası toplum tarafından kabul edilemeyeceği mesajını verebilmesi için Rusya ve diğerleriyle birlikte çalışacağız.”Beyaz Saray Sözcüsü, İran’ın şu ana kadar nükleer programı konusundaki anlaşmazlığa çözüm bulunması için müzakerelere ciddiyetle yaklaşmadığını, nükleer silah edinme amacından vazgeçmediğini; bunun neticesinde sert yaptırımlar uygulanması için uluslararası toplumun Amerika liderliğinde harekete geçtiğini söyledi. Carney, İran’ın nükleer silah geliştirme amacından vazgeçmesi ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi: “Sorunun İran kaynaklı olduğu konusunda dünya çapında geniş görüş birliği var. İran’ın Güvenlik konseyi ülkeleri va Almanya ile işbirliği yaparak, AB dış ilişkiler sorumlusu Catherine Ashton’ın mektubuna yanıt vererek ve müzakerelere yeniden başlayarak uluslararası topluma yeniden katılabileceği bir çıkış yolu da var. Bu yolu seçer ve nükleer silah edinme amacından vazgeçerlerse barışçı nükleer enerji geliştirmeleri ve tüm dünyayla ilişkilerinin düzelmesi mümkün olacak. Şu ana kadar bu yolu tercih etmediler. Bunu reddetmeleri sadece rejimin tecrit olmasıyla değil, halkının da zarar görmesiyle sonuçlandı.” 06.Şubat.2012