Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Melih Gökçek açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan dönüşü uçakta bazı belediye başkanlarının istifa etmesinin istendiği iddialarına dair açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Melih Gökçek açıklaması

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten istifa etmesini söylediğiniz, 2019’a kadar süre istediği konuşuluyor... Bu konu hakkında neler söylersiniz?

Arkadaşlar (gülerek) bu aşırı bir iç mesele oldu... Yani duvarların çok içine sızdınız. Öyle bir şey söz konusu değil. Külliyemizin hemen karşısında müze ve otopark projesini konuştuk. Daha önce de söylediğim gibi olay, sadece Melih Bey’in şahsında olan şeyler değildir. Yani bu konuyla ilgili, partimizde, bazı yerlerde bir değişim iradesi söz konusudur. Bu aynı zamanda Merkez Karar ve Yönetim Kurulumuzun da bir kararıdır. Siz 20 sene, 23 sene belediye başkanlığı yapacaksınız... İlanihaye buralarda kalınacak diye bir şey yok. Mesela Düzce kalkmıştır, hiç ısrar dahi etmemiştir. Aynı şekilde Niğde, öyle bir ısrarın içerisine girmemiştir. Temenni ederiz ki, bu hafta, önümüzdeki hafta içerisinde bazı görüşmeleri yapacağız, ondan sonra da nihai kararımızı vereceğiz çünkü her geçen vakit aleyhimizedir ve buna da pek tahammül edemeyiz.

Ankara ve Balıkesir dışında, sorunlu başka il var mı?

Bursa.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna ve Sırbistan ziyaretinin ardından dönüşte uçakta gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yeni Pazar’da karşılaştığı sevgiden duyduğu memnuniyetini dile getiren Erdoğan, Sancak bölgesine yatırıma devam edeceklerini söyledi. Vizeleri iptal eden ABD’nin, krizin çözümü için ortak komisyon kurulmasını istediğini duyuran Cumhurbaşkanı, muhataplarının çifte standartlı yaklaşımına dikkat çekti ve “Bunları bana izah edemiyorlar” dedi. İşte Erdoğan’la sohbetten geriye kalanlar:

Dışişleri Bakanları konuştu diye bir haber aldık. ABD ile vize konusunda bir gelişme, ABD’nin tavrında bir yumuşama, yeni öneri söz konusu mu?

Sayın Dışişleri Bakanı (Tillerson) Dışişleri Bakanımıza ‘Komisyon oluşturalım’ demiş. Yetkililer kendi aralarında konuşacak. Komisyonun nasıl olacağına ilişkin metni bizim tarafa iletecekler.

Tutuklunun (Metin Topuz) avukatı ile görüşmesi bir adım olabilir mi?

Ayın 4’ünde tutuklama oldu. Ayın 4’ünden 10 Ekim’e kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış herhangi bir görüşme müracaatı yoktur. Ne aile tarafından ne de avukatları tarafından. Bunu özellikle bilmenizi istiyorum. Gidip ailesi de avukatı da elbette görüşebilir. Bu konularda savcılarımız, Adalet Bakanımız olumlu bakıyor.

SUÇ VARSA TUTUKLANIR

ABD ile vize meselesinin çözümü için komisyon kurulduktan sonra ‘artık yavaş yavaş kriz aşılacak’ diyebilir miyiz?

Ben, krizi buna bağlantılı olarak görmüyorum. Sayın Başkan veya Dışişleri Bakanı Tillerson’ın bu konuda yapması gereken şey, komisyonun kurulması veya kurulmaması değil ki. Bir defa krizin sebebi büyükelçidir. ‘Bizim büyükelçiliklerimizde, konsolosluklarımızda çalışan Türk personeli gözaltına almak, tutuklamak böyle bir şeyin olmaması lazım. Bunlar aramızdaki sözleşmelerde yer almalı…’ tarzında bir yaklaşım olamaz. Biri suç işlemişse, pekala soruşturmaya da maruz kalır, gözaltına alınır.

YAVRULARIMIZ HÂLÂ İÇERİDE

Gözaltının misilleme olduğunu, bir başka deyişle hukuki olmadığını iddia edenler var...
Türkiye bir hukuk devletidir, misilleme olamaz. Ama onların neler yaptıklarını da biliyoruz. Örneğin benim vatandaşım eşiyle beraber kapılarına gitmiş, gözaltına almışlardır. İki yıl oldu neredeyse daha mahkemeye çıkarmadılar. Kefalet, onu da kabul etmiyorlar. Arkadan Halkbank Genel Müdür Muavini 6 kere ABD’ye giriyor, çıkıyor; 6. veya 7. girişinde kalkıyor gözaltına alıyor, sonra da tutukluyorlar. Benim 13 korumamla ilgili gözaltı, tutuklama kararı çıkarıyorlar. Üstelik, bunların bir kısmı ABD’ye hiç gitmemiş. Bir kısmı orada eşimin yanında, olay yerinde bile değil. Bunları bana izah edemiyorlar. ‘Onlar, federal devletin polisleri değildi, eyalet polisleriydi’ gibi bir gerekçe sunuyorlar. Öbür taraftan, terör örgütünün bana saldıran bir iki elemanını göstermelik olarak alıyorlar ama, o saldırganlara karşı çıkmış vatansever vatan evlatlarından iki kişiyi de tutup içeri alacaklar. O iki evladımız hala içeride, PKK’lılar ise bırakılmış durumda. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.

DİPLOMAT DEĞİL AJAN

Bütün bunlardan sonra FETÖ olayı çok daha farklı bir yere doğru bir zemin tespit ediyor kendine. Bu zemin de şu: 15 Temmuz’un failleri ortaya çıkıyor. Konsolosluklarının içerisinde FETÖ faili ajanlar bulunuyor. Bunlar diplomat değil, ajan. Benzer ajanlar şu anda Amerika’da da var ve Kongre ile çok sıkı ilişki içinde. Zaten FETÖ’nün baş ajanı Pensilvanya’da. 400 dönümlük arazi üzerinden dünyadaki 170 devleti bu adam yönetiyor.
Size 85 koli getiriliyor, teslim ediliyor. Ondan sonra arkadan mahkeme kararları gönderilmeye başlanıyor. Şu anda ağırlaştırılmış müebbetler çıktıkça bunlar da kendilerine gönderilecek. Bütün bunlara rağmen ABD’nin bu işlerde seyirci kalmaya devam etmesi, kusura bakmasınlar, stratejik müttefikle bağdaşan bir tavır olarak değerlendirilemez.

TERÖR KORİDORU KURUYORLAR

Ayrıca şu anda Suriye’de yaşadıklarımız da ortada. Orada bir terör örgütünü yanlarına almışlar, onunla bir başka terör örgütü ile savaşma derdindeler. Bunun için bir terör örgütüne, 3.500’ü aşkın TIR silah, zırhlı araç, tank, top hepsini verdiler. ‘Bu silahların seri numaralarını alıyoruz. İş bitince toplayacağız’ diyorlar. İnandırıcı değiller! Nitekim Irak’ta toplayabildiler mi? Hayır. Bu yaptıkları, Kuzey Suriye’deki terör koridorunu güçlendirmekten başka bir şey değildir.

İdlib kararımızın ardından Mümbiç ve Afrin’i konuşabilir miyiz?

Arkadaşlar, zaten konuşuyoruz. Konuşmadığımız gün yok. İdlib’de sınırlar, Rusya ve Türkiye tarafından, Astana’da belirlendiği gibi güvence altındadır. İşler sağlıklı bir şekilde, Astana’ya uygun olarak devam ediyor. Bir sıkıntı yok. Mümbiç ile ilgili gerekirse gerekli adımlar atılacaktır. Ama Afrin ile ilgili konuşmama hiç gerek yok; zaten Afrin şu anda kontrol altındadır. Afrin’de en ufak bir yanlışa tahammülümüz yok. Çok açık söylüyorum.

ABD’YE TARİHÎ REST: Türkiye senin ileri garnizonun değil!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefik olduğunu söyleyen ancak sürekli Türkiye’yi sıkıştırmaya yönelik adımlar atan ABD’ye rest çekti. Erdoğan, Külliye’deki valiler toplantısında vize krizini değerlendirirken ABD’yi çok sert sözleriyle eleştirdi. Washington yönetiminin, Türkiye’yi engellemek için YPG terör örgütüne ücretsiz silah verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, “Güney sınırımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun amacının DEAŞ’la mücadele olduğunu kim iddia edebilir? Var mı böyle bir şey? Yalan. Terör koridoru, sadece Türkiye’yi kuşatmaya yöneliktir. Kimse bizi aldatmasın” dedi. Erdoğan şu mesajları verdi:

HAZMEDEMİYORLAR 

İstikbalimiz için ikinci bir Kurtuluş Savaşı verdiğimiz bir zaman diliminin tam ortasındayız. Türkiye içeriden ve dışarıdan kuşatılmaya çalışılıyor. Ülkemiz tıpkı pençeleri sökülmüş bir aslan gibi ehlileştirilmek, boyunduruk altına alınmak isteniyor. Eski, o pısırık Türkiye’ye alışmış olanlar iddialı, vizyoner ve güçlü bir ülkeyi hazmedemiyorlar. Uzun yıllardır birileri tarafından sadece ileri garnizon olarak görülen bir ülkenin milli menfaatleri doğrultusunda kararlar almasını kabul edemiyorlar. 

Biz bir kabile devleti değiliz. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletiyiz, bunu kabul edeceksiniz. Bunu kabul etmediğiniz takdirde kusura bakmayın, biz size muhtaç değiliz. Biz sizden paramızla silah istediğimiz zaman ‘kongre’ diyorsun ama terör örgütüne üç beş kuruş para dahi almadan gelip silahı ücretsiz olarak veriyorsun. Niye? ‘Türkiye’yi güneyden kuşatalım.’ diye. Geri planını söylemiyorum, bunun arka planı da var tabii, ayrı bir konu.

Türkiye asırlık bir hesaplaşmayla karşı karşıyadır. Gezi olaylarında duvarlara ‘Zulüm 1453’te başladı’ diye yazılması asla tesadüf değildir. 1453’ü zulüm olarak görenler, olsa olsa ancak Bizans’ın çocukları olur.

MESELE VATANDIR

Şayet biri, ülkemizin son bir kaç yıldır yaşadığı açık ve örtülü operasyonları önemsizleştirmeye çalışıyorsa, o kişi bilinçli bir manipülatördür. Ülkemize diz çöktürmek için alınan kararlardan kendi hükümetini sorumlu tutan kişi aklını, hırslarının emrine vermiş bir zavallıdır.

Vize olayıyla ilgili ülkemizin kaybı “50 milyar lira” diye açıklama yapıyorlar. Böyle bir yerde kavgaya girdiğiniz zaman atılan yumruk sayısı sayılmaz. Kalkacak bize karşı böyle bir tavrı takınacaklar, ondan sonra da orada şu kadar kayıp, bu kadar kayıp varmış. Öğrenci burada Amerika’ya gidemiyor, gidemeyebilir. Mesele burada vatandır, gerisi teferruattır.

O SİLAHI ALMAYACAĞIZ

Ana muhalefetin başındaki adamın geçmişine baktığın zaman, zaten bunlar Amerika’daki liderlerin, afedersin lider poposunu tırabzana dayıyor, o da karşısında el pençe divan duruyor. Bu dönemler geride kaldı, böyle bir Türkiye yok artık. Her yerde karşımızdaki neyse, biz de oyuz. Öyle el pençe duran bir Türkiye yok. Bunu herkes görecek, bilicek, buna göre konuşacak.
Bundan sonra ‘SIG Sauer’ diye bir silah, bizim polis teşkilatımız kullanmayacaktır, kullanmamalı. Artık biz kendi ülkemizin silahlarını kullanmak suretiyle bu adımları atacağız.

Kerkük’ü asıl sahiplerine ver

Barzani’yi ne bekliyor?

Uçuşları zaten durdurmuştuk. Şimdi diğer hamle ise Erbil’e ve Süleymaniye’ye iniş-kalkışlara hava sahalarımızı artık tamamen kapatmak olacaktır. Bunun takvimini de bugün yarın herhalde belirleriz. Temennim başka adımlara gerek kalmadan meselenin çözümlenmesidir. Yönetimin yaptığı hata yüzünden, oradaki insanlar İran’dan çıkamayacak, Türkiye’den çıkamayacak, güneyden gidemeyecek, Suriye tarafından gidemeyecek. Peki ne yapacak oradaki halk? İsyan edecek. Katalanlar’da olduğu gibi. Bak ne oldu? Şimdi, ertelemeden söz ediyorlar. Biz ertelemeyi kabul etmiyoruz zaten. Yola devam edeceksen, bu işin miladında neysen, oraya dönmek durumundasın. Bizim derdimiz, Sincar’ın, Telafer’in, Musul’un, Kerkük’ün gerçek sahipleri kimse onların yerleşmesidir.

Ortak üretim ikinci partide

S-400’lerin ortak üretimi ve Rusya’da buna karşı bir direnç var mı? Direnç varsa bu S-400 programını etkiler mi? Türkiye Patriotlarla da ilgileniyor mu?

S-400’lerle alakalı olarak herhangi bir sıkıntı yok. Birinci pakette ortak üretimimiz olmayacak. Birinci paketi onlardan alacağız. Ama ikinci paketten itibaren artık ortak üretimin adımlarını inşallah atacağız. Bizim Sn Putin’le yaptığımız görüşmelerde işi S-400’lerle bitirmeyi düşünmüyoruz. S-500’lerle ilgili de görüşmelerimiz oldu. Temenni ederim ki hayata geçiririz. Patriotlarla ilgili herhangi bir düşüncemiz yok. Dünyada tedavülden kalkıyor.

İSMAİL KAPAN - Türkiye gazetesi