19 Ekim 2017 Perşembe 15:33
 

Bahçeli: 'İsrail’in yöntemi terörden farksızdır'

Bahçeli: 'İsrail’in yöntemi terörden farksızdır'
25 Temmuz 2017 Salı 16:15

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mescid-i Aksa’da yaşanan olaylara ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail’in yöntemi terörden farksızdır" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mescid-i Aksa’da yaşanan olaylara ilişkin açıklamada bulundu. İsrail’in, Filistinli Müslümanlara yönelik tahammülsüz ve tahakkümcü yaklaşımının son günlerin en sıcak, en can yakan konusu olduğuna dikkat çeken Bahçeli, “İlk kıblemiz olan, mukaddesatımızda ayrıcalıklı bir yeri bulunan Mescid-i Aksa 14 Temmuz 2017 tarihinde İsrail tarafından ablukaya alınmıştır. Bunun yanı sıra ibadete kapatılmış, mahzun mabedimize giriş çıkışlar engellenmiştir. İsrail bu tutum ve tavrıyla büyük bir insanlık ve vicdan suçuna imza atmıştır. Doğu Kudüs’ün işgal edildiği 1967 yılından bu tarafa ilk kez ezan okunamamış, cuma namazı kılınamamıştır. İsrail, Harem-i Şerif’in tarihi ve manevi statüsüne pervasızca saldırmıştır. Harem-i Şerif’in girişlerine koyulan detektörler, İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli kardeşlerimize yapmış olduğu zulümler insanlığı ayaklar altına alan bir uygulamadır. Mescid-i Aksa’ya çıkan yollarda, Kudüs’ün farklı noktalarında Filistinli kardeşlerimize ateş açılmış, göz yaşartıcı gaz ve ses bombalarıyla barbarca muameleler sergilenmiştir. İsrail polisi 3 Filistinliyi şehit ederken, 200’den fazlasını yaralamıştır. Siyonizm, bir kez daha Kudüs’te vahşi bir komplonun taraf ve hazırlayıcısı olmuştur. Bunu yaparken de yüce dinimizin kutsallarına hasar vermekten çekinmemiş, geri durmamıştır. Hiç kuşkusuz, Kudüs’teki hak ihlalleri, zora ve zorbalığa dayanan ambargolar insanlığın ve inancımızın hiçbir değer ve mirasıyla izah ve ifade edilemeyecektir” ifadelerini kullandı.

“Mescid-i Aksa’nın kısıtlamalara maruz kalması elbette İsrail’in gerçek yüzünü, karanlık niyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir” diyen Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Miraç mucizesinin manevi mekanına yönelik düşmanca muamele sadece Müslümanların değil, aslında tüm insanlığın nezdinde nefretle yankı bulmalıdır. Bir defa İsrail insan haklarını çiğnemiştir. Bu konuda sicili oldukça kabarıktır. Din ve vicdan hürriyetini baskı altına, hatta askıya almıştır. İsrail’in yöntemi terörden farksızdır. Filistinli kardeşlerimizin varlık haklarına operasyonun uluslararası hukuka aykırı olması şöyle dursun, gayri meşrudur, gayri ahlakidir ve de insanlıkla ters düşmüştür. Ne üzücüdür ki, Harem-i Şerif’e karşı İsrail acımasızlığı karşısında insanlık aciz ve suskundur. Özellikle İslam dünyasının tereddütlü, tenakuzla bezenmiş gevşek duruşu son derece düşündürücüdür. Müslümanım diyen hiçbir vicdan sahibinin sessiz kalamayacağı ilkelliklere eğer bugün cevap verilmezse, eğer bugün göğüs gerilmezse, İslam toplumları birlik ve beraberlikten nasıl bahsedecektir? Maalesef İslam aleminin dayanışma ve yardımlaşma duygusu hasarlıdır. Herkes birbirinin kuyusunu kazmakla meşguldür. Karşılıklı empati, hassasiyet, hürmet ve ortak değerlere riayet zayıftır. Sudan bahanelerle kriz çıkarma konusunda ustalaşmış malum ülkelerin, kutsallarımıza kasteden İsrail şiddetine gözlerini yumması, özetle üç maymunu oynamaları üzerinde dikkatle durulması gereken bir ayıptır. Bu ayıbın çamuru Kudüs’e yüzünü dönen herkesin üzerine sıçramıştır. Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa inancımızın üç büyük değeridir. Her biri eşsiz ve paha biçilmez manevi hazinedir. Bunların herhangi birisine karşı yapılacak saldırı aslında tüm Müslümanları hedef almış sayılmalıdır ve öyle de sayılacaktır. İslam alemi sığ gündemlerin kumandasında, gündelik heveslerin kuyruğundadır. İsrail'le açık veya gizli ilişki içinde olanlar; Batı Şeria, Gazze, Kudüs’teki travma ve tahammül edilemez tacizlere ilgisizdir. Bu ilgisizlik bir bakıma İslam ülkelerinin perişanlığının tescilidir. Bu ilgisizlik bir nevi siyasi hesaplaşmaların, çıkar kavgalarının mahsulüdür. Düşünebiliyor musunuz, İsrail büyük mescitlerimizden birisini ibadete kapatabilmektedir. Bu durum zaten hassas ve sürdürülmesi günden güne zorlaşan dengelere sahip olan bölgeyi bütünüyle ateşe verebilecek bir provokasyondur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın körfez ülkelerine seyahati kapsamında İsrail’in yaklaşımını da gündeme getirdiğini belirten Bahçeli, “Bu açıdan Türkiye doğru ve olumlu bir noktadadır. Anlamlı tepkimiz güçlü bir şekilde gösterilmiştir. Öte yandan ABD, Rusya, BM ve AB’den oluşan Ortadoğu dörtlüsü Kudüs’teki gerginliğin azaltılması ve Mescid-i Aksa’nın tarihsel statüsünün korunması hususunda pozisyon belirlemişlerdir. Ancak alınan bu pozisyon bugüne kadar bir netice doğurmamıştır. Birleşmiş Milletler’in konuyla ilgili dün düzenlemiş olduğu toplantısı ise kalıcı ve kapsayıcı bir barış ve istikrar atmosferine hizmet etmekten uzak düşmüştür. Harem-i Şerif tüm Müslümanların şeref nişanesi, kutsiyeti çok yüksek bir ibadethanesidir. Hiçbir hain emel Harem-i Şerif’i kirletemeyecektir. Hiçbir karanlık hedef Harem-i Şerif’in ruh ve manasını kıramayacaktır. Müslüman Türk milleti oynanan oyunların farkındadır. Kudüs’te dini ve etnik temizlik yapmak için her köhnemiş ve karanlık yolu deneyen siyonizm zihniyeti muhakkak mahcup ve mağlup edilecektir. Filistinli kardeşlerimizin davaları bizim davamızdır. Mazlumların ahı yerde kalmayacaktır. Masumların gök kubbede çınlayan feryatları cevapsız bırakılmamalı, unutulmasın ki bırakılmayacaktır. Kudüs’ü başkent yapmak, Filistinlilerin yerleşim yerlerini daraltmak gayesiyle kıyasıya ve kategorik bir çabanın içinde olan İsrail yanlıştadır, utanç verici bir şekilde krize yatırım yapmaktadır. Harem-i Şerif hak ettiği seviyede olmadıkça, günahkarlar, insan ve inanç katilleri geri çekilmedikçe sükunet ve sağduyu mumla aranacaktır. Bu nedenle İsrail musallat olduğu Harem-i Şerif’ten derhal elini çekmelidir. Kutsallarımıza hürmet etmeli, Filistinli kardeşlerimizin hayat ve varlık haklarını öğütmekten vazgeçmelidir. Uluslararası toplum Kudüs’teki suikastı durdurmalı, daha büyük felaketlerin önüne geçmelidir. Kıblesizlere, ilk kıblemizi yok ettiremeyiz. Mabetlerimizi çiğnettiremeyiz. Bunu yaparken de, haklıyken haksız duruma düşmekten sakınmalıyız. Mesela, İstanbul veya bir başka yerde Musevi vatandaşlarımıza ait ibadet yerlerinin taciz ve tahrik edilmesini doğru ve meşru göremeyiz. Nitekim İsrail’i eleştirirken, İsrail gibi olamayız, bu duruma düşemeyiz. Şiddete şiddetle, yanlışa yanlışla karşılık veremeyiz. İsrail barbarlığına aynı şekilde cevap üretemeyiz. Türkiye’deki sinagoglara yapılacak en ufak saldırı elimizi zayıflatmakla kalmayacak, din ve vicdan hürriyetine darbe olacaktır. Bunu da doğru göremeyiz” diye konuştu.

Son günlerde medyaya yansıyan bazı hadiseleri endişeyle izlediklerine dikkat çeken Bahçeli, “Musevi vatandaşlarımızın dini tercih ve inanç haklarına gelebilecek zayiat bilinsin ki, Türkiye’ye yakışmayacak, Türk milletiyle bağdaşmayacak bir çirkinliktir ki, buna da asla onay veremeyiz. Bu vesileyle İsrail saldırganlığını kınıyor, şehit olan Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralılara da acil şifalar temenni ediyorum. İsrail yönetiminin temel insani değerlere müzahir hareketini hayati görüyor, bunu tavsiye ediyorum. Filistin davası makul ölçülerde çözülmedikçe, suçsuz ve günahsız insanların zulümle girdikleri kanlı imtihanları son bulmadıkça insanlığın ve İslam coğrafyasının huzur, refah, güvenlik ve istikrara ulaşamayacağını önemle ifade ediyorum” açıklamasında bulundu. 
Bu haber 2841 defa okundu

DİĞER HABERLER