13 Aralık 2018 Perşembe 01:07
 

Başbakan'dan Afrin açıklaması!

Başbakan'dan Afrin açıklaması!
27 Ocak 2018 Cumartesi 17:15

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul'da Beyoğlu buluşmasında konuştu. Başbakan Binali Yıldırım, Yıldırım, “Birkaç gün önce Türkiye’nin güney hudutlarında 30 bin kişilik ordu oluşturuyoruz diye açıklama yaptılar. Bu ne demek? Türkiye’nin güney sınırları NATO sınırlarıdır. NATO sınırlarını tehdit görüp, bir NATO ülkesinin bir ordu oluşturmasının izahını anlayamıyorum. Bu açık bir düşmanlıktır' dedi.

Beyoğlu Belediyesinin 10’uncusunu düzenlediği Beyoğlu Sohbetleri’nin bu akşamki konuğu Başbakan Binali Yıldırım oldu. Birçok siyasi, iş ve sanat dünyasından önemli ismin katıldığı Beyoğlu Sohbetleri’nde konuşan Başbakan Yıldırım, birçok konu hakkında bilgiler aktardı. Programın son bölümleri ise basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

“Irak’ta Suriye’de laf çok icraat zayıf, ama biz yapıyoruz”

Başbakan Yıldırım, yaptığı konuşmada, “Dünyada liderlik problemi var. Zengin, imkanları geniş olan ülkelerde liderlik problemi var. Bu problem olunca küresel olaylarda istenen sonucu alamıyoruz. Suriye, Irak, Afganistan’a, Yemen’e bakalım. Maalesef çözüm üretilemiyor. Kendi aralarındaki rekabet yarışından dolayı oradaki mazlum insanlar acı çekmeye devam ediyor. Gelecek konusunda ümitsiz olmamızı gerektiren bir şey yok. İnsan geleceği ümitle bakmak durumunda, sadece ümitle bakmayacağız gayret edeceğiz. En önce ülkemiz için, sonrada komşularımız için bütün insanlık için her türlü imkanı seferber edeceğiz. 3.5 milyon buraya geldi diye şikayet etmedik. Çünkü bizim geçmişimizde, geleneğimizde darda kalan insanlara kucak açmak, ekmeğimiz paylaşmak var. Bunun zararını da görmedik. Şimdi daha büyük sorunlarla karşılaşmamak için o bölgelerde terörle mücadelede DEAŞ, PKK uzantıları ve FETÖ gibi terör örgütleriyle amansız bir mücadele veriyoruz. Örneğin Fırat Kalkanı 2 bin kilometre alanda DEAŞ’la en çetin mücadeleyi Türkiye verdi. Şimdi o bölgede 100 binden fazla insan yerleşti ve ticaretle uğraşıyor. Orada 160 bin öğrenci okulda okuyor, hastane okul, karakolları var. Kendilerine göre idari yapılaşma yaptılar. Türkiye bunlara destek veriyor, bunlara kaynak ayırıyor. Suriye’nin tamamında bu mümkün bu nu göstermeye çalışıyoruz. 3 bin 600 DEAŞ militanını biz orada etkisiz hale getirdik. Amerika dünyayı ayağa kaldırıyor. Irak’ta Suriye’de laf çok icraat zayıf, ama biz yapıyoruz” dedi.

“Taciz var, orada Hatay’da Kilis’te roketler düşüyor, bombalar atılıyor”

Afrin Harekatı ile ilgili konuşan Başbakan Yıldırım, “2012 yılında Afrin’e doğru Fırat’ın doğusundan PKK terör örgütünün tıpa tıp aynısı olan PYD, YPG unsurları yerleşti. Afrin’in demokratik yapısına bakın Araplar, Kürtler Türkmenler ve diğer küçük küçük etnik gruplar var. Geldiler burada silahlı militanlar marifetiyle baskı kurdular. İnsanların mallarını el koydular, haraç toplamaya başladılar. Çocuklarını zorla askere aldılar. 2014’te burayı biz kanton ilan ettik dediler. Kanton ilan ettikten sonra 130 kilometre Türkiye olan hudutlarını 90 cm kalınlığında tüneller ve siperler kazdılar, silahlı adamlarını oraya yerleştirdiler. Peki ne için yapıyorsunuz? Böyle bir ihtiyaç nereden doğuyor? Siz kimsiniz, siz Suriye Devleti misiniz? Ondan sonra bakın rakamlar ortada, geçmiş verilere göre mesela 95 roket atılmış, 12 vatandaşımız 13 Suriyeli olmak üzere 25 kişi hayatını kaybetmiş ve 29’u Suriyeli olmak üzere 77 Türk vatandaşı olmak üzere 106 kişi yaralanmış. Taciz var, orada Hatay’da Kilis’te roketler düşüyor, bombalar atılıyor. Maddi zararlar oluyor, can kayıpları oluyor, sürekli taciz oluyor. İnsanlar tedirgin, can ve mal güvenliği yok. Biz buna göz mü yumacağız. Tabii yapamayız, ikazlarımızı yapıyoruz, sabrımızı taşırmayın diyoruz. Baştan tutumumuz çok açık ve net, biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmasına karşıyız. Bunu en baştan ilan ettik. Türkiye Suriye’de iç savaş, 800 bin insanın ölümüne neden olan, 10 milyondan fazla insanın yerinden yurdundan terk etmesine vesile olan bu savaşın bitmesini istiyoruz. Bu artık sürdürülemez bir durumdur. Bunun için biliyorsunuz, Rusya ve İran’la Türkiye olarak bir inisiyatif aldık ve çok da mesafe kaydettik. Yapılan bu çalışmaların akamete uğramasını istemiyoruz, geriye dönüş istemiyoruz” diye konuştu.

“Parasız silah ve mühimmat geliyor, biz paramızla alalım diyoruz alamıyoruz”

“Dost ve müttefik bildiğimiz bir ülke PKK’lıları silahlandırıyor” diyen Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
“Bir yanda da dost ve müttefik bildiğimiz bir ülke hababam orada PKK’lıları silahlandırıyor. Burada ne yapıyorsunuz, dediğimizde bize söyledikleri, burada DEAŞ mücadelesi yapıyoruz, bu DEAŞ mücadelesini de askerlerimizle yapmak istemiyoruz. Peki nasıl yapacaksınız, YPG, PYD, PKK’nın kuzenleridir. Yani dayıları amcaları Irak’ta, kendileri de Suriye’de kılık değiştirerek faaliyet gösteriyorlar. 35 senedir bunları bizim başımızı ağrıtan, kısmen de enerjimizi alan alçak bir bölücü terör örgütüdür. Bunlarla tuttular beraber iş yapmaya başladılar. Siz NATO’da üyesiniz. Türkiye 2’nci geliyor. Niye böyle yapıyorsunuz? Verdikleri cevap şu; bu bir tercih değil, bir mecburiyet, iyi de peki Amerika gibi büyük bir ülke, dünyanın süper gücü, bu kadar imkanı var 3-5 tane caniye alçak terör örgütüne muhtaç bir ülkemi bu nasıl izah edilir. Bunlarla bizim işimiz bitecek bunlarla yolumuzu ayıracağız. Bu çok inandırıcı geliyor mu size? Binlerce tırla her türlü silah geliyor, kargo uçaklarıyla mühimmatlar ve tanklar, tanksavarlar geliyor. Parasız geliyor, bedava geliyor ve dağıtılıyor. Bir bakıyorsun Şemdinli’de baskın olmuş kullanılan silahlar onların silahları, biz paramızla silah ve mühimmat istiyoruz, alamıyoruz. Türkiye ne yapsın, ne yapalım canınız sağ olsun mu diyeceğiz. Bakıyoruz DEAŞ meselesi de yok. Rakka’yı aldık diyorlar, DEAŞ’lıların hepsinin arabaları yüklüyorlar, silahlarını da çoluğunu çocuğunu da PKK ve PYD’yi eskort olarak yanlarına alıp sağ salim çıkmalarını sağlıyorlar. Bu nasıl izah edilecek. DEAŞ’la mücadele onlara eskortluk yaparak terk etmelerini mi sağlamak. Canlı bomba olarak karşımıza çıkıyorlar. Bizim isyanımız bunadır. Afrin’de biz sadece PKK ile mücadele etmiyoruz, aynı zamanda DEAŞ’la da mücadele ediyoruz. Bunların hedefleri ve amaçları aynı, bunlar öldürmek için kodlanmış alçaklardır. Hiçbir şekilde bunların kutsalı ve değir yok. Bunlar ağa babaları ne diyorsa, kim kiralamışsa onun için çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

“Binlerce kilometre öteden gelip burada dizayn yapmak, racon kesmek kimsenin hakkı değil”

Türkiye’nin güney hudutlarında ordu oluşturuyoruz diye yapılan açıklamaya değinen Başbakan Yıldırım, “Birkaç gün önce Türkiye’nin güney hudutlarında 30 bin kişilik ordu oluşturuyoruz diye açıklama yaptılar. Bu ne demek? Türkiye’nin güney sınırları NATO sınırlarıdır. NATO sınırlarını tehdit görüp, bir NATO ülkesinin bir ordu oluşturmasının izahını anlayamıyorum. Bu açık bir düşmanlıktır. Güney sınırlarımızdan Akdeniz’e kadar bir şer koridoru, sözde terör devleti oluşturma çabasından başka bir şey değildir. Türkiye bu kepazeliğe bu aymazlığa müsaade etmez. Bunun arkasında kim olursa, gücü ne olursa olsun, ismi ne olursa olsun. Türkiye buna müsaade etmez. Bu topraklar bizim topraklarımız, binlerce kilometre öteden gelip burada dizayn yapmak, racon kesmek kimsenin hakkı değil. Artık bu bölge 100 önceki bölge değil, her şey değişti. Onun için cumhurbaşkanımız, riyasetinde ülkemizin güvenliği için vatandaşlarımızın huzuru kardeşliği, komşularımızda geleceği için üzerimize düşen her türlü görevi yaptık yapmaya da devam edeceğiz. Kimseye düşmanlığımız yok, dostlarımız artıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız. Düşmanlık edenlere de kusura bakmasın boynumuz kıldan ince değil, gereken cevabı veririz, vermeye de devam edeceğiz” dedi.

“Bu konuda Avrupa ülkelerinin anlayışlı yaklaştığını görüyoruz”

Avrupa ülkelerinin olumlu yaklaştığını söyleyen Başbakan Yıldırım, “Bu konuda özellikle Avrupa ülkelerinin anlayışlı davrandığını da görüyoruz. Genel olarak herkes bunun meşru müdafaa olduğu konusunda hem fikir. Gerek BM sözleşmesinin 51’inci maddesi, gerek 2005 tarihinde çıkan 1624 sayılı BM Güvenlik Konsey Kararı, dolayısıyla bu konuda NATO, Avrupa, bütün dünyada olumlu bir yaklaşım var. Çünkü yaptığımız iş hem uluslararası hukuka hem de kendi hukukumuza uygun bir iş, meşruiyeti var. Kimseye saldırmıyoruz, sadece bize karşı saldırıları ortandan kaldırmaya çalışıyoruz. Keşke olmasa da böyle bir işe girişmesek, yani gitmek mecburiyetinde kalmasak” ifadelerini kullandı. 

Bu haber 1461 defa okundu

DİĞER HABERLER