19 Ağustos 2017 Cumartesi 23:40
 

Göynük Belediyesi Akşemseddin Hazretleri Türbesine sahip çıkıyor

Göynük Belediyesi Akşemseddin Hazretleri Türbesine sahip çıkıyor
16 Şubat 2017 Perşembe 14:59

Akşemseddin, (1389/1390 Şam – 1459 Göynük) asıl adı ile Şeyh Muhammed Şemseddin Bin Hamza, 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biri ve çok yönlü Türk Bilim adamıdır. Fatih Sultan Mehmet’in Hocası olan akşemseddin’in 558.ci ölüm yıldönümünde Göynük Belediyesi ve halkı Akşemseddin Hazretleri Türbesi ile ilgili açıklamalar yaparak manevi miraslarına sahip çıktığını açıkladı. İşte Göynük Belediyesinin Akşemseddin Türbesiyle ilgili kamuoyu açıklaması...

Akşemseddin Hazretleri kimdir?

Şeyh Hamza'nın oğlu olarak, 1389 yılında Şam 'da doğmuştur.  Akşemseddin'in soyu, baba tarafından Ebu Bekir'e dayanmaktadır. Akşemseddin'in asıl ünü, II. Murat'ın emir ve isteğiyle II. Mehmed'in hocalığına tayin edilişiyle başlamıştır. Akşemseddin, II. Mehmed'e danışmanlık yapıp İstanbul'un fethine katkıda bulunmuştur. Akşemseddin çocukları, öğrencileri ve müritleriyle birlikte fetih ordusuna katılmışlardır.
 II. Mehmed İstanbul'un fethin ardından Ayasofya'da hutbesini tamamladıktan sonra, minberden indi ve Akşemseddin'i imâmete geçirdi. Böylece Akşemseddin, fethin ilk Cuma namazını kıldırmış oldu. Ayrıca Akşemseddin, Fetih'ten sonra II. Mehmed isteği üzerine Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin kabrini tespit ettiği rivayet edilir



Göynük Belediyesi tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“Fatih Sultan Mehmet’in Hocası ve İstanbul’un fethinde de yanında olan, zamanının büyük alimi, hekimi, mutasavvıfı ve usta şairi Akşemseddin Hazretleri’nin ebedi istirahatgahının Göynük’te olması bizim en büyük zenginliğimiz ve gücümüzdür. Göynük, Hacı Bayram Veli tarafından Akşemseddin Hazretleri’nin görevlendirildiği ilk yerleşim yeridir. Çünkü Göynük, İstanbul, Ankara, Bağdat tarihi kervan yolu üzerinde kervanların konakladığı önemli bir menzildir. Akşemseddin Hazretlerinin Göynük’te yaşadığı 15 yılda sürdürdüğü çalışmalarla ve manevi ağırlığı ile o dönemde, Osmanlı İmparatorluğu için büyük hizmetlerde bulunmuş, Anadolu’nun en parlak dönemini yaşamasını sağlamıştır.
Hacı Bayram Velî’nin halifeleri Göynük’te önemli bir ekol oluşturmuştur. Akşemseddin Hazretleri’nin yanısıra Melamiliğin ikinci kurucusu olarak değerlendirilen Ömer Sıkkınî Dede’nin oluşturduğu ekol de Anadolu’da uzun yıllar canlılığını korumuş, Anadolu aydınlanmasına büyük katkı sağlamıştır.

1459 yılında Göynük’te vefat eden ve “Çağ Açan Bir Padişah” yetiştiren Akşemseddin Hazretleri’nin Türbesi, öğrencisi olmaktan gurur duyduğunu her fırsatta ifade eden, İstanbul’a girişinde “Asıl fetih onundur, çiçekleri ona verin” diyebilen Fatih Sultan Mehmet tarafından 1464 yılında yaptırılmıştır. Türbe, Akşemseddin Hazretleri’nin vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış olup, kapısı üzerinde bulunan inşa tarihi de bu bilgiyi doğrulamaktadır. Sandukası üzerindeki yazı da oğullarından Mehmed Sâdullah’a aittir. Evlâtlarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da bu türbede yatmaktadır.


Akşemseddin Hazretleri’nin Türbesi ve Ömer Sıkkınî Türbesi’nin de 2. Abdülhamid döneminde yenilenmiştir. Süleyman Paşa Camii 1953, 1959, 1962 yıllarında; Akşemseddin Türbesi de 1952 yılında tekrar onarımdan geçirilmiştir.
Göynük’te bulunan Gazi Süleyman Paşa Camii avlusundaki Akşemseddin Hazretleri’nin Türbesi’nin 164 mezar taşı, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 21.02.2003 gün ve 8425 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 11.07.2008- 3334 Tarih ve Sayı No’lu kararına ile de Eski Envanter numarası 10 olan Akşemseddin Hazretleri Türbesi’nin tescil kaydının kararı verilmiştir.(Akşemseddin Hazretleri Türbesi’ne ilişkin tescil belgeleri de açıklama ile birlikte sunulmaktadır.)
Söz konusu paylaşımlarda konu edilen Afyonkarahisar’daki bulunan türbenin Akşemseddin Hz. öğrencisi ve halifelerinden Abdürrahim Karahisari’ ye ait olduğu bilinmektedir. Karahisari, Akşemseddin Hazretleri’ne halifelik verildikten sonra ona ilk bağlananlardandır. Ne zaman tanıştıklarına ilişkin kesin veri olmamakla birlikte 1436 tarihinden önce olduğu bilgisi Lamii Çelebi’nin Nefahatü’l Üns adlı eserinde yer almaktadır.  Bu esere göre, 1436 yılından itibaren Karahisari’nin Akşemseddin Hazretleri’nin yanında olduğu, İstanbul’un fethine katıldığı, daha sonra da onunla ile birlikte İstanbul’dan ayrıldığı ve Akşemseddin Hazretleri’nin himmetiyle Afyon’a gönderildiği bilgisine ulaşılmaktadır. Karahisari’nin Afyonkarahisar’a 1453’te gelişinden sonra şeyhi Akşemseddin Hazretlerinin vefatı üzerine 1459 tarihinde Göynük’e gittiği ise çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.
Bu tarihsel gerçekleri ve bilgileri bazılarının hafızalarına yerleştirmeleri için kısaca tekrarlamakla, Göynük için duyulan herhangi bir kaygı varsa daha rahat sahip çıkabilmelerine katkı sağlamak isteriz.

Hiçbir tereddüde yer vermeyen tarihsel araştırmaların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da tescili ile belgelenmiş olan bu gerçeği; doğru bilgiye dayanmayan art niyetli yorumlarla gündeme farklı taşımaya çalışan zihniyetlerin amaçları farklıdır. Göynük’e sahip çıkmak, yalan yanlış bilgilerle ortalığı bulandırmak değil, Göynük için katma değer üreten işlerin içinde yer almak, geleceği için çaba harcamaktır.
Göynük Belediyesi’nin yaptığı tanıtım çalışmalarıyla Türkiye’de ve dünyada “Akşemseddin Diyarı” olarak tanınan Göynük, tüm tarihi ve kültürel değerlerine sahip çıkarak, kısa bir süre önce Uluslararası Cittaslow (Sakin Şehirler) Birliği tarafından “Cittaslow-Sakin Şehir seçilmiştir. İki haftadır Türkiye’de ve yurt dışındaki medyada; gazete, dergi, TV ve internet mecralarında Göynük fırtınası esmektedir. Göynük, sahip olduğu turizm potansiyelini hem ülkemizde hem de dünyada tanıtmak için stratejik bir planlama ile geleceğe ilerlemektedir. Göynük sevdasını gerçekten aklında ve yüreğinde taşıyanların katkısı ve desteği ile Göynük çok daha güçlüdür ve geleceğe daha sağlam adımlarla ortak akılla ilerlemektedir.
Son yıllarda Göynük’teki gelişim ve değişimden huzursuz olan, kişisel kaygı ve endişelerle hareket edenlere sözümüz ise “Unutmayın biz birlikte Göynük’üz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, değerlerimize ve zenginliklerimize sahip çıkmak sizi de Göynük’ü de büyütür” olacaktır.
Göynük’ün tüm değerlerine, manevi miraslarına, gelecek hedeflerine sahip çıkmanın Göynük için yüreği çarpan herkesin, hepimizin ortak sorumluluğu ve görevi olduğuna inanıyoruz.

"Saygılarımızla kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Bu haber 662 defa okundu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

ÖNE ÇIKANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ANKET